Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KADINLAR… ONLAR “BİR GÜNÜN” DEĞİL, YAŞAMLAR BOYUNCA VE İNSANLIKLA VARDIRLAR

Artık kadınları da kendi içlerinde kategorilere ayırıyorlar… Aslına bakarsanız zaten çoktandır, “insan” etrafında oluşturulan ve gitgide tüm dünya ülkelerinin de takvimlerinde yer alan “özel günler” artık 365 güne sığmazken “fakat” diyorum:
En azından insanlık bu “özel günler” vesilesiyle kendine ait sorunlarını tartışmak olanağı bulmaktadır. Gitgide daha karmaşık ve kuşaklar arası farklılıklarda değişen “dünyanın” buna çok da ihtiyacı vardır!
“Global düşünceye” bu yönü ile katılıyorum… Çünkü ben hayata gözlerimi açarken 2. Dünya Savaşı başladıydı… Bu savaşta Altmış milyon insanın öldüğü söylenir… Tutun ki dünyanın görüp göreceği en büyük felâketti…
Fakat işte o felâket “yeni bir dünya” yarattı. Biz bu yaratılan yeni dünyayı bizzat izleyip yaşayarak geldik bugünlere… Ve ne diyoruz şimdilerde? “Nereden nereye!”
ANCAK: Bizden sonrası kuşaklara artık nasıl bir dünya bırakacağımızı bilemiyoruz! Böylesi “basiret” sahibi olabilmek için ne çapımız müsaittir ne de aklımızla misyonumuz… Fakat işte şu tüm insanlığın katılımı ile etkinleşen “özel günler” vardır ya! Onlara bakıp gelecekler konusunda bir değerlendirmeye varmak mümkündür…
Kİ HEMEN TÜMÜ DE “DAHA İYİ, DAHA GÜZEL BİR DÜNYA İÇİNDİR.” İnsanların bir daha savaşmayacağı bir dünya…
İnsanların birbirlerini esir yapmayacağı bir dünya…
İnsanların birbirlerine nefret ve düşmanlık duyguları ile değil, sevgi ve kardeşlikle el uzatacağı bir dünya…    
İnsanların birbirlerini kesip doğrayacağı, kurşunlayıp çalacağı, horlayıp küçümseyeceği değil; birbirlerine çiçekler atacağı, birbirlerine şarkılarla seslenecekleri bir dünya…
Böylesi bir özlemi gerçekleştirmek için bu dünyada çok cüce ve çaresizsiniz ama! Deryada bir kağıttan gemicik bile değilsiniz! Ne adınız ne cisminizin esamesi okunmakta! Aciz ve biçare yalnızlığınızla siz, bu koca dünyada bir hiçsiniz!
İŞTE BU “HİÇLİĞİ” “HER ŞEY” YAPAN DÜNYA İNSANLIĞININ BU “ÖZEL GÜNLERİDİR.” Nitekim sadece “Anneler Günü” yetmedi. Kadın tarihi süreci içinde erkekler tarafından gitgide “ikinci sınıf” insan esamesine düşürüldükte, “dünya bir insanlık değerleri krizine” girdi! Değişimlerine, ilerlemesine, teknolojisine, uzaya çıkmasına, bilişim çağı yaratmasına, her gün biraz daha “Tanrının mucizelerine” ulaşıp onları kendi insanlığı yararına kullanmasına karşın; kadını bu büyük devinimin içine sokamadılar…          
Ve gitgide Kadına, “erkeğinin egemenliğinde” ancak erkeğinin toleransları oranında özgür ve egemen olacağı bir fırsat tanıdılar! Hele hele kadını hiçbir zaman “erkeklerin” sahip olduğu “makamlara” hiç yaklaştırmadılar!
KADINLAR GÜNÜ BU ERKEK EGEMENLİĞİNE BİR BAŞKALDIRI OLMALIDIR: “En az erkekler kadar biz de varız” demek için… Tüm dünyaca paylaşılan bir gün… Zaten kadın da aynı çığlığı kopartıyor: “Müsaade ederseniz göreceksiniz ki sizden daha başarılı olabiliriz” diyorlar…
Neden olmasın diyorum. “Kovanının ana kraliçesi dişi arıdır…” O müthiş düzenin, o müthiş devinimin başıdır! Ve hep hatırımdadır:
Anamdan sonra “anaokulunda ilk tanıdığım öğretmenim “kadın olan Nahide hanımdı.”
İlkokula başladığında Müjgân, Tekiye hanımlardı öğretmenlerim…
Mahallemde annemden sonra annem kadar sevdiğim komşularımız Zehra Hanım, Naciye Hanımlar vardı…
Ortaokula başladığımda elbet erkek arkadaşlarımlaydım ama gönlümü uçuran, yüreğimin çarpıntılarına heyecanların kasırgalarını koyan “sevdiğim, aşık olduğum, kızlardı…
Ve o gençliğimin büyük aşkı olduğu için 48 yıllık karım olan hayat yoldaşımdı…
YA KIBRIS’TA NEYDİ KADIN? Hep ayni iddiadayım: Ne eziktir ne horlanan! Ne de “erkeklerin yarattığı” dünyanın esiridir! Fakat ille de bir yerlere adapte edip “vah kadınının başına gelenler” demek eğiliminde olanlar, “dramatik senaryolar” yazıyorlar!  
Oysa olanlar “erkek dünyasında da olanlardır.” Hırgür ve kavga… Hangimiz kaçabiliyoruz ki bunlardan hayatta… Hele bizim gibisi memlekette! Bir yandan çözümsüzlük öbür yanda ekonomik açmazlar! Evine ailesine parasal yönden yeterince sahiplik koyamayan kocaların, hiçbir sıkıntısı yokmuş gibi günlük sorunlarından uzaklaşıp karısı ile asude bir hayat yaşamasını mı beklersiniz? Çok beklersiniz!   
Evlilikler yıkılıyorsa “yıkılan yönetim zafiyetlerinden dolayıdır!”
Karı koca hırlaşıyorsa “yoklukla darlıktan dolayıdır!
Ha, kadın apolitik midir? Ülke sorunlarının dışında mıdır? Sadece evinin temizlik tertibinde hizmetçiden farksız mıdır? Toplum içinde erkeğin sahip olduğunun dışına itilmiş hakları gasp edilmiş midir?   
Tutun ki öyledir de “kadının bundan çok da şikâyeti yoktur! Hatta “yeter ki “ kocam başarılı olsun” demektedir, ötesi sineye çekilmektedir! 
Kadın kocasının başarısından kendine de mutluluk yaratıp pay çıkartmasını bilendir Ve öylesi bir “kadın tipimiz” vardır işte…    
Buna karşın eğer diyorsanız ki Meclis’te yoktur, Kıbrıs siyasi sorununda yoktur…
Yoksa eğer itilip kakıldığından, dışlanıp horlandığından değil… Bu konulara ve görevlere bir türlü adapte olamadığındandır… Olanlar zaten siyaset sahnemizle iş dünyamızda hem de etkinliklerince vardır…
KISACA HAYATLARIMIZ: Kadınlarımızla kaimdir… Bırakın onların haklarının hukuklarının verilmesi, sağlanması laflarını! Artık öylesi olmalı ki kadın, eğer aşacak bilgi ve becerilerin insanıysa “erkeğini de aşmalı, kendi kariyerini…”
Her halde diyorum. “Kadınlar Günü” geleceğin dünyasında kadınların nerede olacağına cevap vermek için etkinlik haline getirilmiştir… Geçmiş de olsa “Kadınlar Günü” kutlu olsun…