Annan planına baktığınızda.. Ana başlıkların başında.. Dolayısıyle müzakerelerde.. Evvela görüşülecek konunun “yönetim ve güç paylaşımı” olduğunu görürsünüz. Şubat 2016 başlayan Akıncı Anastasiadis görüşmelerinde de önce...
Karamsar değilim. Fakat Polyanna da değilim. Dolayısıyle başından beridir müzakereleri “çözüm isteğimle” vurguladıktan sonra “ama” diye devam eder, sonuçta Rum tarafına güven duymadığımı belirtirim!...
Yazdıktı değil mi? Rum tarafına çözüm konusunda en büyük “umut dopingini” Türk tarafının babayiğitleri yaptı. “Hemen çözüm, şimdi çözüm, yarın çözüm…” Diye diye sürekli Güney’e...
Bırakın 1974’leri. Çok öncesinde ta İngiliz Sömürge döneminde, Kıbrıs Türk toplumu ve liderliği için Rum toplumu ve liderliği ile kilisesi (altını çiziyorum) “düşman değildi. Enosisi...
Çocuklarım 1974 Barış Harekâtını hatırlamazlar çünkü bebektiler. Birisi kucakta öteki kundakta. Çocuklarımın çocuklarına ise Barış Harekâtı hem çok uzak hem çok yabancı! 1974’de bir harekât...
Her halde bundan sonra “15 Temmuz darbeleri” diyeceğiz! Bugüne kadar Makarios’a yönelik darbeyi bilirdik! Şimdi Türkiye’deki de “güne” ortak oldu! Ve anladık ki bu Temmuz...
Olaylar yatıştıkça Türkiye’nin başına nelerin geldiğini nelerin gelebileceğini daha iyi anlıyoruz.. Ve dünden daha çok korkuyoruz.. Ya Erdoğan’nın çağrısı ile sokaklara meydanlara doluşan o kalabalıklar...
Kâbus gibi günler olmalıdır. Bir daha ve artık “askeri darbe olmaz” derken, hem de nasıl oldu! Bugüne kadar olanların en kanlısı! Öldürenlerle çldürülenlerin en çok...
Sanki Azrailin eli canıma uzanmış da sıkmaya başlamış hissettim kendimi! “Allah kahretsin dedim!” Türkiye’nin başına gelmedik kalmadı bir bu kaldıydı, o da gerçekleşti! ...
Başbakan Ecevit Kıbrıs’ta Makarios’a karşı yapılan darbe haberini aldığında Afyon’daydı. Ziyaretini bitirmeden Ankara’ya dönmüş önce “Güvenlik” sonra da “Bakanlar Kurulunu” toplamıştı. ...