Köşe Yazarları

ŞU MARAŞ İŞİ…


Yeteri kadar provokatif oldu zaten…

Ne, nasıl, ne zaman gibi bir çok soru havada… Öyle bir bilinmez ki, doğal olarak da milli bir mesele olarak görülmedi ve sevinçle karşılanmadı.

Türkçesi, halkın tümünün desteğini alması gerekirken, tam tersi oldu…

Bir siyasi çıkış, popülist bir tavır, hatta güç gösterisi olarak algılandı. Olabilir mi, olamaz mı yönü bile doğru dürüst ele alınamadı.

Konuyu ortaya atanlar bir “envanter” tutturdular, “envanterden sonra”, “seçimden sonra” falan diyerek net olmayı ertelediler de ertelediler.

Maraş bir devlet meselesiydi, maalesef siyasete alet edildi. Siyasi bir karar alıp, açabilirdiniz, KKTC yönetiminde de açabilirdiniz ama onun da yöntemi bu değildi.

Cumhurbaşkanı ta başından tüm çalışmaların dışında tutuldu. Şimdi bir cumhurbaşkan adayı kalkmış, “Ben seçilirsem, adım atacağım” diyebiliyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Dışta tuttuğunuz bu devletin seçilmiş başıdır. İradesidir, iradesi. Dışlanan Kıbrıs Türk halkının iradesidir.

Her neyse, şu son mesele, Türkiye Barolar Birliği toplantısı.

Evet, Maraş konusu ele alınacaksa, başta KKTC Cumhurbaşkanı olmak üzere, Türkiye’nin de üst düzey yetkilileri bir araya gelmelidir.

Devletin böyle bir kararı, eylemi, çalışmayı, en üst düzeyde, hatta gizlilik içinde, devlet ciddiyetiyle yürütmesi gerekir.

Ayrıca, kendi halkının çoğunluğunun mutlak desteği olmalıdır.

Ama atı arabanın önüne koyup da işi hem de Türkiye’nin Barolar Birliği’ne ihale etmek, toplantıyı da kör parmağım gözüne kapalı Maraş’ta yapmak ne demek? O Barolar Birliği ki, geçen yıl da benzer bir toplantıyı Ankara’da yapmış, Maraş konusundaki girişime bodoslama dalmış, taraf olmuş, durduk yerde bir sürü tepki oluşmuştu…

EN önemlisi, Maraş’ın böyle uluorta tartışılmasının sadece siyasi olduğunu düşünürüm. Hatta cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yapılan böyle bir toplantının avantaj yarışı olduğunu da. Göreceğiz bakalım iki aday avantajı nasıl paylaşacaklar…

İlla da tartışacaksaydınız niye buradaki sivil toplum örgütleriyle tartışmadınız?

Bu bir hukuk meselesiyse, alası var burada.

Sayısını artık tutamadığım kadar üniversite ve onların siyasal bilimler hocaları var.

Geçmiş BM kararlarını, Kıbrıs tarihini ezbere okuyan insanlarımız var.

Rahmetli Denktaş masaya defalarca Maraş önerisi getirdi. O zaman böyle tartışmalar yaptırmış mıydı?

Ya da mesela 2003’de kapılar açılırken? O da büyük bir karardı, hiç duyduk mu? Devlet meselesiydi, gizliliği vardı, Türkiye ile birlikte ciddiyetle ele alındı…

Dışişleri Bakanı daha 3 gün önce, DAÜ’den bu konuda profesyonel destek alınacağını söylüyordu. Doğrusu buydu, böyle devam etmeliydi.

Ha, sadece sizin görüşünüz konuşulsun, “parazit” olmasın mı dediniz?

Ne oldu şimdi? Parazitin büyüğünü yarattınız.

Acaba asıl maksat bu muydu?

Kendi toplumunuzun desteğini almanız gerekirken, tepkisini aldınız. Diğer yandan, siz kararınızı uygulamaya koyana kadar Rum propagandası alıp yolu gidecek. Biz niye kendimize böyle bir zarar verelim ki?

Devlet meseleleri böyle mi yönetilir?

Ortaya attığınız adımı önce siz provoke ettiniz…

 

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

NERDE SİZDE O CESARET:

Bugün Kapalı Maraş’ta önemli bir toplantı yapılıyor. Bazı sendika ve sivil toplum kuruluşu, başta cumhurbaşkanı ve siyasi partilerin davet edilmediği etkinliği protesto edecek. Tamam bu toplantı Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenmiş olabilir ancak, bu ülkenin cumhurbaşkanı ve siyasi partilerinin davet edilmediği bir ortamda bizim Başbakan ve Yardımcısından bu toplantıyı protesto değil ama, neden davet edilmediklerini sorgulamalarını isterdim. Ama ne yazık ki bu cesareti bile gösteremediler.

KARAR BU HAFTA:

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday göstermeyen DP, seçimde hangi adaya destek vereceklerini bu hafta açıklayacak. Üyeleri serbest bırakma ihtimali oldukça düşük olan DP’de ibre UBP adayı Ersin Tatar’a doğru kayıyor. Tabi bu desteğin bir karşılığı olacak mutlaka…

 

SENDİKASIZ İŞÇİ NASIL TEPKİ GÖSTERSİN?:

Esnaf ve Zanaatkarlar Odası, gelir adaletsizliğine dikkat çekmiş ve “Alım gücü düşerken, harcamalar artmaya devam ederken, tartışmaların daha da şiddetleneceğinin aşikar olduğunu” söylemiş. Bence öyle olmayacak. Tartışan sadece Esnaf Zanaatkarlar Odası gibi örgütler olacak. Halk tartışmanın içine giremeyecek. Örgütlü değiller, sendikalı değiller. Tepki gösterseler işlerinden olacaklar. Hükümetler de bunu bildiğinden, gayet rahat, korkacakları bir kitlesel tepki mümkün değil…

 

İSTEDİĞİMİZ BUDUR:

Avrupa Konseyi’nin terörizmin finansmanı ve kara para aklamayla mücadele konusundaki izleme organı Moneyval, Güney Kıbrıs’a kumarhaneler konusunda uyarıda bulunmuş, kara para aklama riskini ortadan kaldırmadıkça, Güney Kıbrıs’a yeni kumarhane açma izni vermemesi çağrısında bulunmuş. Uluslararası hukuk ve denetimin içinde olmak budur işte. Biz de çözümü sırf bunun için istiyoruz…

 

BUNU BİLE YAPAMIYORUZ:

Dün güneye geçtim, geçiş noktasında bir Rum görevli coronavirüs ile ilgili bilgilendirici bir broşür uzattı. Baktım broşür Türkçe.  Bizim tarafı hiç sormayın, bize bir şey olmaz nasılsa diye böyle bir bilgilendirme veya önlem göremedim. Ama bizim Sağlık Bakanı maşallah her gün beyanat vermeyi ihmal etmiyor. Konuşmaya gelince üstümüze yok…

 

SOSYAL MEDYADAN:

Dün sevgililer günüydü ya, sosyal medyada bir kadının paylaşımı çok hoşuma gitti ve sizlerle de paylaşmak istedim. Şöyle diyor; “Sevgililer gününde çiçek de istemiyoruz, hediye de…DÖVMEYİN, SÖVMEYİN, ÖLDÜRMEYİN YETER…”.

 

 

 

ZİRVEDEKİLER

Bülent Kanol: “Kıbrıslı Türklerin önemli bir bölümü kapalı dost grup ve sohbetlerinde hep adalet yanlısı ve yurtsever… Ama alenen hep suskun ve güçlünün yanında göründüğü içindir ki hiçbir zaman bağımsız ve haysiyetli bir toplum yaşamına ulaşamadık maalesef!”…

 

DİPTEKİLER

Atıp Tutmalar: Muhafazakar Parti manifestosunda Kıbrıs için “iki devletlilik” ifadesi bulunduğunu  iddia eden Tatar’ı yalanlayan açıklamasını önceki gün bu köşeden yayınladık. Direkt uçuşlar konusunda da yine İngiliz Dışişleri Bakanlığı yalanlama yayınladı. İyi mi oldu? Kim istemezdi direkt uçuşların başlamasını? Ama temelsiz atıp tutmalarla, elimize geçen sadece durduk yerde aleyhimize açıklamalar oldu. Üstelik kendilerinin “iki ayrı devlet” politikalarına da zarar verdiler. Ciddiyet lazım, ciddiyet… Devlet meseleleri ciddiyet ister.

 

 

 

 

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı