Köşe Yazarları

KKTC’de 2013 yılı enflasyon beklentisi aşıldı











 




2013 yılı enflasyon oranı DPÖ tarafından %10.22 olarak açıklandı. Aslında bu oran tahminlerin üstünde gerçekleşen bir oran oldu. Yıl sonu enflasyon oranı %8 civarında bekleniyordu. Ancak dövizin özellikle Haziran ayından itibaren yüksek oranlarda değer kazanması, enflasyonun %10’u geçmesini sağladı. Hatırlanacağı üzere, Haziran 2013 sonunda birikmiş 6 aylık enflasyon %3.3 olmuştu. Son 6 ayda enflasyonun yaklaşık %6.9 oranında artmasını döviz artışıyla birlikte özellikle elektrik, akaryakıt ve gaz fiyatlarının artması da tetiklemiştir.



Ülkemiz ithalatında ve piyasasında büyük oranda döviz kullanılması birçok ağırlıklı temel tüketim maddesinin fiyatlarında önemli oranda artışlar sağlamıştır. Özellikle kira ücretleri, öğrenci harçları, araba fiyatları, TL bazında artmış ve elektrik, akaryakıt, gaz fiyatlarının da artışı ile yıllık enflasyon oranın da yükseliş yaşanmıştır.

2009’dan itibaren son 5 yılın enflasyon rakamlarına bakacak olursak, 2009’da %5.7, 2010’da %3.27, 2011’de %14.72, 2012’de %3.6 ve 2013’de de %10.22 oranında gerçekleşmiştir. Görüldüğü üzere, son 5 yılın ikinci en yüksek enflasyon oranıyla karşılaşıyoruz. Aralık ayı enflasyon oranı da %1.78 ile yılın en yüksek ikinci aylık oranı olmuştur. Son 10 yılın Aralık ayı oranlarına bakacak olursak da, eksi ve % sıfırlı oranlarda küçük artışlar gerçekleştiğini görüyoruz. Bu da bize gösteriyor ki, Türkiye’de, özellikle Aralık ayında yaşanan yolsuzluk soruşturmaları sonucunda dövizdeki artış ve buna paralel yapılan zamlar, KKTC’deki Aralık ayındaki enflasyon oranını, son 10 yılın en yüksek oranı yapmıştır.

Genelde aralık ayı, ülkemizde yoğun kampanyaların yaşandığı ve fiyatların bu kampanyalar nedeniyle önemli oranlarda düştüğü bir ay olmasına rağmen, döviz artışı ve buna bağlı gerçekleşen zamlardan dolayı bu yılki oran, yüksek gerçekleşmiştir.

Şimdi gelelim oluşan bu %10.22 oranındaki hayat pahalılığının kamu çalışanlarına ne şekilde yansıtılacağı konusuna. Bilindiği üzere, kamu görevlilerine 6 aylık hayat pahalılığı oranı olan Brüt %3.3 Temmuz ayında yansıtılmıştı. Geriye kalan Brüt %6.9 tutarındaki enflasyon oranı da kamu çalışanlarının Ocak maaşlarına yasa gereği yansıtılacaktır. Yapılacak bu maaş artışı, bir nebze olsun çalışanların satın alma gücüne katkı sağlayacaktır.

Bu maaş artışı sağlanırken, Maliye Bakanlığı’nın, kişilerin net maaşını etkileyebilecek kişisel indirim ve özel indirim konularında çalışmalar yaptığını öğrenmiş bulunuyoruz. Özellikle 4 yıldır sabit tutulan kişisel indirim konusunda yeni düzenleme yapılması çok önemli bir gelişmedir. Takdir edilecek bir adım olacak ve çalışanların alacağı net maaşlarda bir iyileşme sağlayacaktır. Tabii ki bu artışlar bütçe disiplini ve dengelerini bozmadan yapılmalıdır.

Bunun yanında, özel sektör çalışanlarının da maaşlarında tespit edilen yeni asgari ücretle de bağlantılı olarak iyileşmeler sağlanması için, Maliye Bakanlığı, bütçe disiplinini gözeterek, bütçe imkanları çerçevesinde vergi dilimleri ve indirimlerle ilgili çalışmalar yapmalıdır.
2014 bütçesi hazırlanırken, bütçede öngörülen hayat pahalılığının üstünde bir hayat pahalılığıyla karşılaşıldı 2013 sonunda. Bu durum, bütçeye ek bir yük getirecek ve öngörülen bütçe açığının da artmasını tetikleyecektir. Bu yüzden, içinde bulunduğumuz yılda, mali tasarruf ve bütçe disiplini titizlikle uygulanmalı ayrıca oluşacak yeni açığın azaltılması için de, gelirleri artırıcı çalışmalara ağırlık verilmelidir.

Öte yandan, reel sektörün gelişmesine, esnafın nefes almasına ve vatandaşın satın alma gücünün artmasına yönelik icraatlar da, mutlaka hayata geçirilmelidir.

Piyasaların canlanması, esnafın ve özel sektörün de bundan pay alabilmesi için, hane halklarının gelir düzeyleri de korunmalıdır. Bu bağlamda 13. Maaşların ödenmesi ve harcanması ile esnafın ve piyasanın yüzünün güldüğünü de unutmamalıyız.

KKTC ekonomisinin kendine özgü bu yapısını da göz önünde bulundurduğumuzda, ekonominin her alanında ve her kesiminde tedbir ve tasarrufların ayni anda yapılması KKTC piyasalarını olumsuz etkileyebilmekte, daralmaya yol açabilmektedir. Bu yüzden devletin ve özel sektörün de tasarruf yaparken, piyasadaki dengeleri de gözetmesi önemli bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü ekonomide temel kurallardan biridir ki, herkes harcamalarını kısarsa veya durdurursa ekonominin çarkları durur, işsizlik artar, borçlar ertelenir, devlet gelirleri azalır, reel sektör ve esnaf sıkıntı yaşar yani ülke ekonomisi daralır, küçülür. Bu da refahı geriletir. Her kesimin borçları daha da artar. Borçlu devlet, borçlu toplum sarmalı genişler.
Önemli olan, bütçe açıklarını büyütmeden, reel sektörün, esnafın ve çalışanların refah düzeyini ve satın alma gücünü artırıcı tedbirleri ve kararları hayata geçirmek olacaktır.

Sözlerimin sonunda, ilk etapta, döviz artışından dolayı sıkıntı yaşayan insanlarımızın içinde bulunduğu durumu bir nebze olsun rahatlatmak için, Üniversite, özel okul ve kolejlerin dövizle olan okul ücretlerinin kurlarını, kendi inisiyatifleriyle makul düzeylerde sabitlemeleri ayrıca ev sahiplerinin de dövizle olan kira ücretlerinde kur sabitlemesi yapabilmeleri vatandaşlarımıza bir miktar olsun nefes aldırabilecektir.

Son olarak da, Türkiye’de 2009 dan beri, vatandaşları aşırı döviz artışlarından korumak için uygulanan, Tüketicilerin (Gerçek kişi) dövizle borçlanmasına izin verilmemesi konusunun, ülkemizde de uygulanabilirliği noktasında, artıları, eksileri, serbest piyasa, sektör ve yasal mevzuata etkilerinin, KKTC Merkez Bankası, Bankalar Birliği, sivil toplum örgütleri, sektör temsilcileri ve yetkili merciler tarafından değerlendirilmesi, tartışılması, istişare edilmesi faydalı olacaktır diye düşünüyorum.





Başa dön tuşu