Köşe Yazarları

Kara para komedisi…


Kara para aklama konusu, dünyayı meşgul eder görünür.

Uluslararası araştırmalar yapılır, soruşturmalar başlatılır, ihbarlar değerlendirilir, her yerden bin türlü haber gelir, ama yargılanan çok olmaz.

Özellikle siyaset dünyasının adı karışır. Bu dünyanın her yerinde böyle.

En son haber “Organized Crime and Corruption Rewporting Project’in, Nikos Anastasiadis’in adını, Rus kara paralarının aklanması meselesiyle ilişkilendirmesi.

Anastasiadis’in hukuk bürosu ve bizzat Anastasiadis’in içinde olduğu bir şebekenin 2013 yılında tasfiye edilen bir Litvanya bankası eliyle, yaklaşık 3 buçuk milyar Euro’yu akladığı iddia ediliyor.

Güney Kıbrıs’ın avukatlık büroları ve off-shore’larla kara para akladığı söylentisi her daim vardır.

Hatta Sırp kasap Miloseviç’in silah ambargosu altındaki ülkesinden o dönemde para kaçırması ve aklaması skandalına eski Rum lideri Tassos Papadopulos’un “Tasos Papadopulos ve Sia” isimli avukatlık bürosunun adı karışmıştı. Para akladığı tespit edilen şirketler, Papadopulos’un avukatlık bürosu üzerinden kurulmuştu. Banka hesap numaraları, aklanan paraların miktarı bile belliydi. Aklandığı iddia edilen paranın miktarı 4,5 milyar Euro deniyordu.

Hatta Papadopulos’un mezarından kemiklerinin çalınması olayını, kendisine 300 bin Kıbrıs lirası kaptıran bir Sırp’ın yaptığı öne sürülmüştü.

Papadopulos’un şimdi DİKO’nun başındaki oğlu, o şirketin 2007 yılında feshedildiğini, bugünkü şirketleri olan “Tasos Papadopulos ve Ortakları” isimli avukatlık bürosunun da diğeriyle hiçbir ilgisi bulunmadığını söylemiş, konu kapanmıştı.

Panama belgeleri yayınlandıktan sonra da, AB’den uzmanlar hem güneyde hem kuzeyde soruşturmalar yaptılar, suçlananı, yargılananı, cezalandırılanı hiç duymadık.

Afrika’nın neredeyse tamamı, bütün dünyanın kara parasını aklar, ancak bizzat adı karışan liderler, buna rağmen on yıllarca iktidarlarını sürdürebilirler.

Yani diyorum ki, kara para aklama meseleleri, siyasi mücadelelerde kullanılan bir suçlamadan öte anlam taşımıyor.

Bu son haberler de, batının Rusya’yla girdiği savaşın bir parçası olsa gerek.

Gerçekte,  dünyanın seçilmiş ülkelerinde büyük ülkelerin şirketlerinin kara paralarının aklandığını herkes biliyor.

 

BUNLARI YAPMAK ZOR MU..?

Hep diyoruz ya, “biz adam olmayız” diye. Peki ama, “adam olmanın” gerekeleri ne veya bu kadar zor mu adam olmak..? Hiç de değil aslında. Ama, genelgeçer, vazgeçilmez şartları var, öncelikleri var…

*İnsanlarının daha çok üretmesi, daha çok kazanması,daha çok çalışması için gayret eden, vatandaşlarına medeni dünyanın nimetlerini eksiksizce sunan…

*Vatandaşının alın terini birilerine rant olarak kullandırmayan, vergileri vatandaşına hizmet olarak geri döndüren…

*Siyasilerinin kavga yerine, adaleti, ekonomiyi, asayişi, gelişmeyi, kalkınmayı tartıştığı…
*Kamuda memurlarının parti rozetine göre değil, liyakat esasına göre seçildiği, fırsat eşitliğinin egemen olduğu…
*Rüşvet almayan ve vazifesini hakkıyla yapan, devlette görev almayı ateşten bir gömlek giymek telakki eden, devleti arpalık olarak görmeyen, devlet malını çalmayan, devlet kadrolarını yakınlarına peşkeş çekilmediği…
*Vatan sevgisinin çalışmak, çalışmak, daha çok çalışmak ile ölçüldüğü, toplumsal hassasiyetlerin  istismar edilmediği…

*İnsanların dürüstçe ürettiği, çalıştığı ve vergisini ödediği sürece hayat tarzının, neye inandığının kimseyi ilgilendirmediği, kavganın değil, sevgi ve saygının öne çıktığı, insanların birbirleriyle barışık olduğu bir ülke yaratmak…

Bu kadar zor mu..?

Zormuş ki 36 yıldır gelip geçen 41 hükmete rağmen yapamadık…

 

YERİN KULAĞI VAR

“REFERANS ŞARTLARINDA ANLAŞMA HAZIR”:

Kathimerini gazetesi; “Referans Şartlarında Prensip Anlaşması” başlığıyla verdiği haberinde, Kıbrıslı liderler Mustafa Akıncı ile Nikos Anastasiadis’in müzakere alanında, el ele, birbiri ardına engelleri aştıklarını, eski güzel işbirliği temposuna girdiklerini yazdı. Söz konusu Referans Şartları metninin sade olacağını ve üç eksene dayanacağını savunan gazete, bu üç ekseni, 2014 yılındaki ortak açıklama, Crans – Montana’ya kadar varılan görüş birlikleri ve Guterres Çerçevesi olarak sıraladı.

BU KEZ OLUR MU?:

Rum Sözcü Prodromos Prodromu, “Bir şeyler değişebilecek gibi görünüyor.  BM Genel Sekreteri’nin müzakereleri yeniden başlatmak için istediği yolun hazırlığı Guterres’in izleme yörüngesine girdik” derken, yeni bir görüşme sürecinin başlayabileceğini sinyalini verdi. 50 yıldır çözülemeyen, kaç kez direkten dönen çözümün, tam da umutların tükendiği bir anda gerçekleşmesi her iki toplum için büyük bir sürpriz olur…

 ŞİMDİLİK ADAY SAYISI İKİ:

UBP’de Zorlu Töre’den sonra UBP milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, “partim beni aday gösterirse kesinlikle aday olacağım” diyerek aday olmak istediğini açıkladı. Adaylık için parti içi yapılacak seçime de katılacağını söyleyen Hasipoğlu’nun şu an için tek rakibi, partisili Zorlu Töre. Önümüzdeki 9 ayda bu iki isme başkalarının da katılacağına kesin gözüyle bakılıyor. Partide aday bolluğu yaşanmasına rağmen parti içi muhalefetin aklındaki aday aslında Genel Başkan ve Başbakan olan Ersin Tatar. Tatar’ı aday çıkarıp koltuğu ele geçirme planı peşindeler…

İLK ÇATLAK:

Tiyatroya sansür olayı, UBP-HP hükümetinde çatlağa neden oldu. Başbakan Tatar sansüre destek vererek, “ifade özgürlüğü adına siz orada çıkıp da her istediğinizi yapamazsınız” derken, Başbakan Yardımcısı Özersay ise; “eleştiri tiyatronun doğasında var ve bundan rahatsız olunmamalı” diyerek sansür olayını eleştirdi. Kıbrıs konusunda, Maraş açılımında tam bir uyum içerisinde olan ortaklar sansür konusunda ilk ciddi görüş ayrılığı yaşadılar…

ŞAKA GİBİ:

Taa 2017’den beri kaçakmış, nihayet yakalanmış. Peki bu adamcağız 12 senedir ne iş yapmış? Habere bakıyorsun, cevabı bulamıyorsun. Başka bir tanesi davar güdermiş, biçare köylüye soruşturma açılmış. Ya bu işi organize olarak, sürekli yapanlar? Koca koca oteller, restoranlar, cafeler, fabrikalar, inşaatlar?  Şaka gibisiniz vallahi…

 HERKES KENDİNİ DÜŞÜNÜYOR:

Millet geçiş kapılarında yaşadıkları eziyeti anlatıyor ve çare bulunmasını istiyor. İyi de bu kadar araca hizmet veren, bırakın ara vermeyi, tuvalete gitme fırsatı bile bulamayan memurlardan kimse bahsetmiyor. Yapılacak fazla bir şey yok. Durum bu. Sıkılıyorsanız, geçmeyeceksiniz. Sizin ki can da onlarınki patlıcan mı? Sosyal medyada tık tık şikayet edeceğinize, organize olun, yeni kapılar için inisiyatif oluşturun. Elinizi taşın altına koyun biraz.

ZİRVEDEKİLER

Prof. Dr. Vamık Volkan: “Kıbrıslı Türkler, Kuzey Kıbrıs’ta azınlıktadır, Kuzey’deki halk artık başka bir topluluktur. Bu bir gerçektir. Farklı kimlikler birbiriyle süreç içinde etkilenecek ve yeni bir Kıbrıslılık kimliği ortaya çıkacak”…Beğensek de, beğenmesek de ne yazık ki gerçek bu…

 DİPTEKİLER

Mağusa Belediyesi: Mağusa Belediyesi sonunda dibi gördü galiba. Ek mesailer 6 aydır ödenmemiş, maaşlar da son aylarda gününde ödenemiyormuş. Dahası, Belediyeler Yasası’na aykırı, gerekli onayları almadan limit üstü borçlanmaya gittiği haberleri geliyor. Bunlar sosyal medyada yayınlanıyor. İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ne diyor acaba? Yeni bir Lefkoşa felaketi “geliyorum” diyor…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı