Köşe Yazarları

“İngiliz” de konuştu ve masada neler konuşulacak!


Dünkü Havadis gazetesinin   birinci sayfasının sol alt köşesine sıkıştırılmış, “İngiltere Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm istiyor” başlığı gözüme çarptığında gayri ihtiyari “emriniz olur majesteleri” dedim..

Bir kere Kıbrıs siyasi sorunundan dolayı İngiltere’ye çok kızgınım! Çünkü Türk toplumunu tepe tepe kullanmasına karşın siyasi çözüm söz konusu olduğunda belki Rumdan yana da çıkmadı ama en azından akde vefada bizim için parmağını bile oynatmadı!

GEÇMİŞTEKİ İngiliz koloni döneminin tekrarını yazacak değilim..

Fakat  tavşana kaç derken tazıyı nasıl peşimize taktığını..

EOKA tethişi (terör) olayları yıllarında,  Türkleri paralı polisler, komandolar, kolluk kuvvetler olarak  nasıl kendi safına çekip  Eokacı avına sürdüğüne..

Bu nedenle Türk halkını  Rumlar karşısında nasıl “düşmanları” durumuna düşürerek iki halkı kamplara ayırdığına..

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti anlaşmalarıyla adayı terk etmesi gerekirken  nasıl koçanlı üsleriyle beterince yerleştiğine..

58 yıldır da onca Türk Rum kavgalarına, 1974 Barış Harekâtına karşın, sanki adada yokmuş gibi davranarak keyfine keyif, çıkarına çıkar kattığına..

Çözüme çok büyük katkısı olabilecekken garantör ülke olduğu halde parmağını bile oynatmadığına…

HEP ifrit olmuşumdur! Ki şimdi bu İngiltere’nin  BM’ler daimi temsilcisi yardımcısı Allen diye bir adam çıkmış diyor ki “Guterres’in Kıbrıs raporunu çok beğendim.”

Ve ardından da buyurmuş ki adada “kapsamlı çözüm istiyormuş!” Emriniz olur bayım! Gidi İngiliz seni!

ÖTE yandan: Gerçekten eğer müzakereler başlarsa dillere pelesenk olmuş şu Guterres’in altı maddelik “planı” ile oturulacak masaya?

Pöö!  Yıllardır oyalamaya matuf   ucu açık müzakereleri artık kabul etmeyeceğimizi söylüyor ve takvim istiyorduk ama şimdi Guterres’in çerçeve anlaşması  o masadaki “oyalama taktiklerinin” hem anası hem de babası olacak! Kaldı ki Anastasiadis de var ve sıık sık şunları tekrarlıyor:

“BM’ler tarafların emrinde olmayı sürdürmektedir!..”

“Genel sekreter Rum tarafının tezlerini özetleme fırsatı buldu!”

 

“En kısa zamanda BM’ler kararları ve AB müktesebatına tamamen uyumlu olacak bir çözüme ulaşma hedefiyle…”

“Gutterres’in müzakereleri yeniden başlatması…”

İşte bizi bekleyen çözüm formatı. Mal meydanda değil mi?

**********

ÖZGÜRGÜN, TATAR VE YENİ DÖNEM..

Doğrusu Özgürgün’ün ikinci tura gerek duymadan  bu kadar centilmence bir davranışla adaylıktan çekileceğini beklemiyordum..

Hır gürü, belki partiyi de  zora sokarken çatlak oluşturabilecek olayları sağduyulu tutumuyla önlemesi ayrıca takdirlik olmalıdır..

(Bu arada şunu da yazayım. Öncesi kurultay değerlendirmelerimde Özgürgün lehine Eroğlu faktöründen söz etmiştim. Gördüm ki yok öyle  bir şey, yanılmışım!)

Ve ekleyim: Özgürgün’ün “üyelerimizin ortaya koyduğu iradeye saygım gereği ikinci tura katılmayı uygun bulmuyorum” açıklaması ayni zamanda  “demokrasimize” de gerçek anlamda sunulan bir “saygı” oldu..

Gelelim UBP’de yeni başlayacak olan döneme. TATAR’lı UBP’i bundan sonra neler bekliyor? Örneğin:                                                                                                                Tatar kadrosunu nasıl oluşturacak?

Mevcut hükümet ana muhalefet karşısında nasıl bir politika saptayacak?

Bu ve benzeri soruların cevabını kısa süre sonra öğreneceğiz de şu anda bizzat Ersin Tatar’dan öğrendiğimiz,  “erken seçime sıcak bakmadığıdır.”

Bir ekonomistten, bir maliyeciden de şu “döviz ve enflasyon vurgunu” gerçeklerinde beklenebilecek en akıllıca laf bu olmalıdır.  Ki bakın bu konuda Tatar ne diyor:

“ERKEN seçim şu anda olabilir mi bundan çok emin değilim. Maliyeti büyük. Memleket için her şeyin bir süre durması anlamını taşır! Değerlendirmeyi yetkili organlar yapacak!”

ÖTE yandan Elbette UBP için söylenecek yazılacak çok şeyler var. Rahmetlik Denktaş UBP’i kurar ve “şemsiyesini” açarak tüm Kıbrıs Türk halkını altında toplanmaya davet ederken, her halde aklında tek bir konu vardı. “Kıbrıs sorununu UBP ile birlikte çözüme götürmek..” Tabi ki gönlündeki çözümle..

Ne var ki UBP Rahmetliye bile yâr olamadan ve pek çok hatalardan hatalara atlaya zıplaya geldi bugünlere.. Yine de en büyük parti olarak. Fakat UBP için bazan “etkin ve yetkin” lafını kullansak da sürçi lisan eyliyoruz çünkü UBP o misyonunu kaybedeli çok yıllar oldu!

ERSİN Tatar’a bir de bu vizyonla bakıyorum.  UBP’i her halde radikal Sağ’daki yerine anlamıyla oturturken, “temiz toplum, fonksiyonel kurumlar oluşumuna” yönelik yenilikçi icraatları öne çıkaracaktır. KKTC’nin yeniden yapılanmaya bu unsurlara ve reformlara çok ihtiyacı vardır. En önemlisi “artık Başkanlık” sistemine geçerek “koalisyonlardan” kurtulmamız gerekir!”

**********

KISACA TAKILDIĞIM:  (ANCAK BU KADAR OLABİLİRİZ!)

Artık özellikle gıdada (stokların Rum müşteriler nedeniyle de  erimesi gerekir dolayısıyla daha düşük kurdan ithalat söz konusudur) fiyatlarda indirim bekliyoruz ama nafile! Hatta inanılmaz, çatır çatır yükselen süt mamülleri vardır!

Bakın daha önce de yazdım. Super marketlerde çok sık görürüz. KOBİ değimiz küçük ölçekli satış yerleri mensupları ellerinde kâğıt kalem dükkânlarındaki fiyatları ayarlamak için, raflardaki emtianın fiyatlarını yazarlar.

Yani fiyatları düşürme görevi belirli sayıdaki super marketlerle ötesi büyük firmalarındır.  Gel gelelim hatta yükseliyor! Ancak bu kadar olabiliriz!

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı