Köşe Yazarları

“Durun, daha dağıtılacak mevki var”…











“Birilerinin partiden ayrılmasını gerektirecek kadar ciddi bir problem yok… UBP-HP koalisyon hükümeti atamalarını henüz tamamlamadı ve halen boş mevkiler var…”.




Bunu söyleyen UBP Lefkoşa İlçe Başkanı.



İlk defası değil, atama furyası başladığında da “Bürokrat atamaları konusunda başka ilçelere ağırlık verebileceğini ve bu konuda dengenin korunabileceğini düşünüyorum” da demişti.

Ne rahatlık bakar mısınız?

Bizlerin vergileriyle, özel sektörde köle gibi çalışanların vergileriyle oynanan particiliğe, makam kapma kavgalarına bakar mısınız?

“Durun kavga etmeyin, daha mevki var” diyor resmen.

Söyleyenin önemi yok. Yapanın da…

Asıl korkunç olan, bu partizanlığı talep edenler. Öyle böyle değil, kitleler halinde….

Baksanıza istifa tehditleri yapmışlar. Maşallah maşallah.

E; ama bu tarafta da, 750 milyon alsınlar diye imzaladıkları protokolün, yukarıdaki rezaletlere son verilmesini öngören birden çok maddesi var.

Partinin başkanı orada o imzayı atarken, arkadaşları makam mevki kavgasına devam ediyor.

İstihdam talepleri ha keza. Kapılarda kuyruklar berdevam.

Ne yapacaklar? Hangisine uyacaklar? Partililerin baskısına mı, protokole mi?

Geçmişte neye ne kadar uydularsa, o kadar uyacaklar.

Ne adaleti, liyakatı, kamu reformu; boş versenize, partizanlık, çıkarcılık ciğerimize işlemiş.

Sistemi bozmuşuz.

Bu kitlelerle de düzelmesinin asla imkanı yok.

50 tane daha protokol imzalansa bale gudalya…

PROTOKOLUN GETİRİSİ, ZAMLAR OLACAK…

Hükümet programları hayali hedeflerdir de, ekonomik programlar nedir?

Dün açıklanan hedeflere baktım, yaklaşık 30 senedir tekrar edilenler.

Hatta önceki yıldı sanırım, takvime de bağlanmışlardı.

Ne oldu? Hepsi çöpe gitti.

Bu defakilere de çok kulak asmayın.

Devletin yönetim sistemini düzeltecek, yapılanmaya yönelik hiç bir madde uygulanmayacak.

Yalnız uygulanacağından emin olduklarım da var.

Hazır olun.

Dolaylı vergiler bu yıl sanırım üçüncü kez artacak.

Yani harçlar…

Gelir getirici en kolay yol. Bakın bunu yapmaktan hiç çekinmezler. Kim olursa olsun, koltukta hangi parti olursa olsun. İlk elini atacağı dolaylı vergileri artırmaktır.

Onu kim öder? Hepimiz. Gelirimizin ne olduğunun önemi yoktur. Araç ruhsatını da, kimlik kartını da, ehliyeti de, KDV’yi de, hepsini aynı oranda öderiz. Zam geldi mi, hepimize birden gelir. Asgari ücretli de öder, trilyoner de.

Onun için dolaylı vergiler gayri adil vergi grubunda sayılır.

Sosyal adalet için gelir vergisinin, tüm gelirler içindeki oranını artırmak, dolaylı vergilerin oranını düşürmek gerekir.

Dahası, AB ülkelerindeki gibi bir servet vergisi, dar gelirliyi de devlet bütçesini de rahatlatır ama bunu yapacak babayiğit nerede?

İktidarlar, dolaysız vergileri, yani doğrudan vergileri tahsil etmede isteksizdirler.

Bundan dolayı da vergi adaletinden söz edilemez. Kestiği vergiyi bile doğru dürüst toplayamayan hükümetler, vergi adaletini nasıl sağlasın?

Ben eminim ki, “gelirleri nasıl artıracaksınız, bütçe açığını nasıl kapatacaksınız” sorusuna karşılık, UBP-HP hükümeti “harçlara zam yaparız” demiştir. Çünkü bu hep böyle olmuştur…

YERİN KULAĞI VAR

ADI VAR, KENDİ YOK:

Türkiye’den gelecek 750 milyonluk yardımın neye karşılık verildiği bir yana, para henüz ortada yok. Başbakan Tatar dünkü basın toplantısında da bol bol bu paradan bahsetti ama, ne zaman geleceği henüz belli değil. Belli olan tek şey, “2019 içinde” olacağı. Siz bakmayın Tatar’ın, “para akışı performansa bağlı değil” demesine. Unutmayın kimse kimseye karşılığı olmayan bir parayı vermez…

MUHALEFET DE TATİLDE:

Hem içte, hem dışta neler neler oluyor, vatandaş sosyal medyada bağırıyor, ama ülkede muhalefet yok gibi. Hiç mi şikayetiniz yok? Nedir bu ölü toprağı? En çok ses çıkaran, seçimlerde yüzde 1-2 oy alabilen partiler. Ne yalan söyleyim, işlerini güzel yapıyorlar. Çoğu şeyi onlardan öğreniyoruz. Komitelerdeki yasa çalışmaları iptal ediliyor, yok mu bir sözünüz? Gerçekten bu sessizliğe anlam veremiyorum…

AKILLARINDAKİ FORMÜL NE?:

Hem Başbakan, hem de yardımcısı, federasyona dayalı bir çözümün imkansız olduğu konusunda hem fikirler. Federasyon yerine “farklı modellerin” de tartışılmasını istiyorlar da ne olduğunu bir türlü söylemiyorlar. Bir ara Başbakan “AB çatısı altında 2 ayrı devlet” dedi ama, bunun olmayacağını anlayıp vazgeçti… Keşke akıllarındaki çözüm formülünün ne olduğunu çıkıp toplumla paylaşsalar da herkes de ne olduğunu öğrense….

28 YERİNE 5 BELEDİYE:

Belediye Başkanları belediyelerde yapılacağı söylenen “reform” konusunda bilgi sahibi olmadıklarını açıkladılar. Hükümetin reformdan kastı, belediye sayısının düşürülmesidir. Zaten Başbakan Tatar’da 28 olan belediye sayısının 5 veya 8 olacağını ama, 5 belediye olma olasılığının daha ağır bastığını söylemişti… Akla yakın bir formül ama yıllardır lafta kalıyor, onun için de inandırıcılığı yok.

İŞİN ASLI:

Rum basını bir süre önce kuzeyden ilaç alımının hızlandığını iddia etmişti. Dün de yabancı ve Rum öğrencilerin ucuz olduğu için kuzeyde ev kiraladıkları haberi çıktı. İkisine de kuşkuyla bakmıştım. Aydınlatıcı açıklama, Eczacılar Birliği’nden geldi. İlaçlar kuzeyde daha ucuz değil, sadece güneydeki fiyatları kırdırmak için yapılan bir propaganda. İşte budur…

 

PRODROMU’DAN ÇAVUŞOĞLU’NA YALANLAMA:  

Rum Hükümet Sözcüsü Prodromos Prodromu, Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, Anastasiadis’in Crans Montana’daki görüşmeler sırasında “kendisine göre en iyi çözümün iki devletli çözüm olduğunu” söylediği yönündeki açıklamalarına yalanlama(!) geldi. Rumca gazeteler ise Çavuşoğlu’nun, iki liderin görüşmesi öncesi yaptığı bu açıklamayı, “Çabaları Mayınlıyor” balığıyla verdi… Bir Dışişleri bakanı’nın böyle bir konuda yalan söylemesi olacak iş değil bir kere. İkincisi, yanıt biraz aceleye gelmiş, keşke daha mantıklı bir yanıt bulsaydılar.

 

ZİRVEDEKİLER

Ali Baturay: “Gerçeklerden kaçmamalıyız, biliyorum gerçekler can acıtıyor, gerçekler fiyaka bozuyor, gerçekler pislikleri, zaafları, istismar ve ihmalleri ortaya çıkarıyor ama zaten bizim istediğimiz de bu değil midir? Gerçekler hep aydınlıkta kalsın ki kimse gizli saklı işler yapmasın, kimse toplumun da devletin de geleceğini ipotek altına sokmasın… İster deli, ister geçimsiz, isterse hain desinler, siz gerçekleri söylemekten, gerçekleri gün ışığına çıkarmaktan korkmayın, çekinmeyin, ülkenin selameti için gerekli olan budur”…

DİPTEKİLER

Sahte Kahramanlar: ELAM’cılara bak sen. Kendilerini Yunan cuntasının devamı diye takdim edip, darbeyi kınama etkinliklerine katılmamışlar. Geçmişte bunların benzeri hatta silahlı bir oluşuma sahip olan EDEK bile kendilerini eleştirmiş. Daha da ilginci, bu kahramanlar, askere gitmemek için türlü çeşitli bahaneler üretmekteymişler. Kaypak faşistler bunlar. Ama bana hiç de yabancı gelmiyorlar, benzerleri her yerde…

 

 





Başa dön tuşu