Köşe YazarlarıManşet

BU OYUNA GELMEMELİYİZ…






Bir seçim yaptık. Demokrasinin gereği olarak, Kıbrıs Türk halkının iradesini ortaya koymak üzere.

 

Normalde öyle olmalıydı. Adaylara, partilere, ideolojilere göre ayrışır, sonra ertesi gün yine toparlanırdık. Çünkü biz kendimize özgü Kıbrıslılardık ve hepimizin hayrını isterdik. Geleneğimiz buydu. Yaşamı mücadele içinde geçmiş halkın dayanışması, birliği her şeyin üstünde olurdu…

 

Seçimlerimiz, bugüne kadar Türkiye’de de dünyada da belki iki satır yer bulur, geçilirdi.

 

Ama maalesef bu seçim, geçmiştekilerden farklı bir sonuç getirdi…

 

Akıl almaz bir kin ve nefret körüklendi. Hiç olmaması gereken bir şekilde. Türkiye ile Kıbrıs Türkü arasına nifak sokuldu. Bu halkın kendi geleceğine dair yaptığı seçimlerine “düşmanlık, hainlik” basıdı, o seçimleri yapmamız sanki suçmuş gibi yansıtıldı.

 

Göstere göstere, sırf bir aday kazansın diye yapıldı bu kötülük. Hem de her iki ülke insanına…

 

Bir aday, buna prim verdi. Hatta öncülüğünü yaptı, sırf o koltuğu kapsın diye. Emin olun ne pahasına yaptığının bile farkında değil. Hatta umurunda bile değil. O koltuğa bir otursun da ne isterse olsun. Buna ilaveten, bir kesim de gündelik çıkarları için bölücü provokasyonun peşine takıldı.

 

Bugüne kadar açık müdahalelerden bahsettik bu satırlarda. Buna karşılık, yaratılan -dilim varmıyor ama- kin ve nefret kusan yayınlara hiç değinmedik. Tekrar edip kışkırtmayalım dedik.

 

Fakat şu anda görüyorum ki, bu iş devam ediyor. Akıl almaz kelimeler kullanılıyor Kıbrıs Türk halkı için.

 

Kime faydası var? Hiç kimseye. “Et ve tırnak”, “Anavatan, Yavruvatan”, “kardeşlik” tanımlamalarının sözde savunucuları, bu yakınlığı, bu derin bağları berhava etmeyi göze almışlar ve uygulamaktadırlar. İsyan ettiğimiz budur. Buna izin verilemez.

 

Bölerek, kışkırtarak belki bir 5 sene bir koltuğa oturulur.  Ama yaratılan felaketi ortadan kaldırmak çok güçtür, belki yıllar alacaktır. O karşılıklı tepkilerin nerelere varacağını kestirmek güçtür. Bu arada da her iki halk zarar görecektir…

 

Sakin kafayla düşünmeye başlamak zorundayız. Size o kin ve nefret cümlelerini okumamanızı tavsiye ediyorum. Anadolu insanıyla Kıbrıs Türk insanını birbirine kırdırmak isteyenlere verilecek cevap, yine demokratik yolla olacaktır.

 

Bir halkın onuru, haysiyeti, hatta kimliğiyle oynamaya devam etsinler, biz bu oyuna gelmeyeceğiz…

 

Ne bu kışkırtmalardan korkup sineceğiz ne de karşılık verip derinleştireceğiz.

 

Ve geleceğimizle ilgili irademizi sonuna kadar savunacağız…

 

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

İSTEDİKLERİ GİBİ OLDU:

Ortaya çıkan sonuçlar ve yaratılan algı operasyonları tam da iki adayın istediği gibi oldu. Ta baştan yapılan kurgu, Tatar ve Akıncı’nın ikinci turda karşı karşıya gelmesiydi ve öyle de oldu. Seçim öncesi bu iki adaya “ikinci turda kiminle yarışmak istersiniz?” diye sorsaydınız inanın bu sonuç çıkacaktı. Tatar diğer adaylar yerine, “Türkiye’nin istemediği bir aday”, Akıncı ise “çözüm ve federasyonu savunan” bir aday yerine tam zıddı birisi ile yarışmanın kendileri için bir avantaj olduğuna inanıyorlardı…

 

YDP TAMAM DA HP’YE NE OLDU:

YDP seçmeninin kendi adayına değil de UBP adayına yönelmesini anlıyorum. Anlamadığım ise HP’nin oylarının durumu. 2018 seçimlerinde yüzde 17.10 oy alan parti, oyunun yüzde 11.36 oy kaybederek yüzde 5.74’ düşmesini nasıl izah edecek? Bana göre en önemli neden, seçmen üzerindeki inandırıcılığını yitirmiş olmasıdır. Dörtlü hükümetin olmadık sebeplerle bozulmasında baş rol oynayan Özersay’ın, UBP’ye koltuk değneği olması ve yaptıkları tüm partizanlık ve yanlışlara seyirci kalması…  Zaten emanet olan oylar, Özersay’ın yanlış öngörüleri ile eridi gitti. Unutmasın ki ne ektiyse, onu biçti…

 

TARİH TEKERRÜR EDER Mİ:

2015 seçimlerini hatırlayın. İlk turda UBP adayı Eroğlu yüzde 28.15, Akıncı ise yüzde 26.94 oy almıştı. Pazar günkü seçimde de ise UBP adayı Tatar yüzde 32.34 oy, Akıncı ise yüzde 28.94 oy alarak ikinci tura kaldılar. 2015 seçimlerinde UBP adayı Eroğlu’nun yüzde 39.50’lik oy oranına karşı, Akıncı yüzde 60.50 oy oranı ile seçimi kazanmıştı. Kısacası pazar günkü sonuçlar da üç aşağı beş yukarı 2015 seçim sonuçları gibi. Tarih tekerrür eder mi bilemem…

 

İKİ TARAFTA DA FEDERASYON KARŞITLARI COŞTU:

Maraş’ta plaj yolu açılmasını protesto edecek diye sınırlara saldıran Rum fanatikler ne istemez? Asla federasyon istemez. Kuzey’de Maraş’ın yolunu açanlar ne istemez? Onlar da federasyon istemez. O onu işaret edip halkını kışkırtmaya çalışacak, öbürü diğerini. Ve böylece barış, uzlaşma yerine çatışma kültürü beslenecek. Bunun başka izahı yoktur…

 

AÇIKLAMAYLA BİTİYOR MU SEVGİLİ YSK?:

YSK yeni seçim yasakları açıkladı. E bir ay önce de açıkladı da ne oldu? Göstere göstere çiğnendi o yasaklar. Ne yapabildi YSK? Bir polise şikayettir tutturdular gittiler. Sanki kendileri yapamaz mıydı o şikayeti? BRT’ye bile müdahale edemediler. YSK sadece karar mı alır? Uygulanmasından kim sorumludur? En güvendiğimiz yargı, üstüne titrediğimiz yargı, Anayasa değişikliği konusunda çıkan sonucu bir oturup düşünsün bakalım, nedendir…

 

ECEVİT’İN DSP’SİNE BAK:

DSP’nin Genel Başkanı Önder Aksakal, “Kıbrıs Türkü AB’nin bir parmak bal tuzağına düşmeyecektir” buyurmuş. Adında demokrasi olan, kurucusu ömrünü demokrasi mücadelesine vermiş olan bir partiden geriye kalan yıkıntıya bakın. Sen kendi haline bak da utan Sayın Aksakal. Rahmetliyi mezarında ters döndürdünüz…

 

BM’DEN TARAFSIZLIK İSTEMİŞ:

Kendi seçim kazanacak diye ağzına tarafsızlığı, uzlaşıyı almayan, kendi ülkesinin seçimlerini dış etkilere açan Ersin Tatar, şimdi kalkmış BM’den tarafsızlık istiyor. Gülünç. Cumhurbaşkanı olan bir Tatar’ın daha neler yapacağını hayal edin artık. Hani da BM parametreleri Allah kelamı değildi de değiştirecekti? Niye muhatap alıyor ki?







Başa dön tuşu