BM Genel Kurulu başlamadan önce BM Genel Sekreteri “Güvenlik Konseyi’nde bir ilerleme olmaması nedeniyle büyük bir sabırsızlık görüyorum” demişti.
Biz bunu tuhaf bulduğumuzu, bize hiç de öyle gelmediğini yazmıştık.
Çözüm isteselerdi, gereğini yaparlardı, öyle değil mi…
Anastasiadis’in son numarası, ön şartlar ortaya koymaktı.
“Doğal gaz aramalarını durdur, Maraş’ı açma girişimlerinden vazgeç”…
Sonra, kendince bir “siyasi eşitlik” tanımı yaratmış, Türk tarafının etkin katılımlı siyasi eşitlik tanımını, “siyasi eşitsizlik” olarak nitelemeye başlamıştı.
Eğer temel, BM parametreleriyse, BM kararları ise, siyasi eşitlik orada, aynen Türk tarafının savunduğu gibiydi. “Kararlara etkin katılım” özellikle vurgulanmıştı.
Güvenlik Konseyi sabırsız” diyebilen BM Genel Sekreteri’nin, Anastasiadis’in önüne bu gerçekleri koyması gerekirdi en azından.
Genel Kurul yapıldı. Genel Sekreter temaslarını yaptı.
Ne görüştüklerini tam olarak bilmiyoruz ama, Anastasiadis’in orada yaptığı konuşmayı okuyunca, hiçbir şeyin değişmediğini gördük.
Adam konuşmasında hala martaval okuyordu.
“İşlevsel federasyon” demeye devam ediyordu.
Oradakilere makul bir tanım gibi gelebilir.
Ancak bunun Anastasiadis’in lugatındaki karşılığı, “etkin katılımlı siyasi eşitliğin federasyonu işlevsiz kılacağı”ydı. Bunu defalarca söylemişti.
Türk tarafının hukuku çiğnediğini falan iddia ediyor, bunların yeni bir müzakere sürecini baltaladığını öne sürüyordu.
Gitmeden önce söylediklerinden farkı yoktu.
Buna bir de Cumhurbaşkanı Akıncı’nın dün dikkat çektiği dönüşümlü başkanlık konusuna değinmemesini de ekleyelim.
Akıncı, “Gerek dönüşümlü başkanlık, gerek kararlara etkin katılım, geçmiş mutabakatlar arasında var olan ve BM parametresi haline dönüşen siyasi eşitliğin önemli ilkeleridir… Hem geçmiş mutabakatları kabul ettiğini söylemek, hem de bu ilkeleri reddetmek, büyük bir çelişkdir ve referans kavramlarının oluşumunu olumsuz etkilemektedir. Bu noktada BM Genel Sekreteri’nin BM ilkesine dönüşen bu parametrelere sahip çıkarak açıktan tavır alması kaçınılmaz hale gelmiştir” diyor.
Biz de bunu bekledik.
Ancak anlaşılan şu ana kadar, BM Anastasiadis’e BM kararlarını hatırlatma gereği bile duymamış. Defalarca gelip giden Bayan Lute bile…
Öyle olunca da Anastasiadis kafasına göre takılmaya adanın kalıcı bölünmesi yolunda adım adım ilerlemeye devam eder.
Biz bu satırları yazarken, Genel Sekreter’le yüz yüze görüşmesi vardı. Haydi onu da bekleyelim. Ama aynı martaval devam ederse, Genel Sekreter, bir kere daha “BM kararları, BM parametreleri” lafını ağzına almasın bence.
Ya da “çözüm” lafını.
Sonuçta hepsi yaptıkları ve yapmadıklarıyla doğrudan ayrılığa hizmet etmekteler…
YERİN KULAĞI VAR
HADİ ORDAN:
Rum lider Anastasiadis, “federal ve bağımsız bir Kıbrıs” için görüşmelerin yeniden başlamasına destek verdiğini söylemiş. Birgün federasyonu savunurken, başka gün iki devletlilikten, konfederasyondan dem vuruyor. Hani ne istediğine bir karar verse, herşey güzel olacak ama, adam o kadar çok kıvırıyor ki, kendi halkı bile artık kendisine ve sözlerine inanmıyor, biz nasıl inanalım…
KAFALAR KARIŞIK:
Anastasiadis’in BM’deki konuşmasına DİSİ ve AKEL’den “devamlılık ve tutarlılık gerekir” tepkisi geldi. Yani onlar da tutarsız buluyolar. DİKO ve EDEK, Anastasiadis’in Kıbrıs sorununun çözümü için kabul edeceği prosedürün ve referans şartlarının adayı konfederal bir çözümü götüreceğini savundular. Sizin anlayacağınız çözüm konusunda kafa karışıklığı, sade bizde değil, komşuda da var…
STRATEJİ GÜZEL DE…:
Hükümet, 2020-2035 gelişme planı yapıyormuş. Önemli. Eksiğimiz. Vizyon, planlama, strateji bizim buralara gelmez de, bir hükümetin ortalama ömrü 1,5 yıl olan bir yerde stratejiler ne kadar hayata geçebilir orası meçhul. Bir diğer konu, alacağının yarısını tahsl edemeyen bir devletimiz var. Bunların zaptı rapta alınması, ayrıca planlamaya geçmeden, yerel gelirleri artırmanın yolunu bulunmuş olmalıydı.
NASIL İNANALIM:
Ekonomi ve Enerji Bakanı Taçoy, ekonomik protokollerin, “para alacağız” mantığıyla ele alınmasının yanlış olduğunu kaydetti. Kusura bakmayın ama, yıllardır imzalanan ve uygulanmayan protokoller ortada dururken, sizin bunları sırf “para almak” için imzalamadığınıza nasıl inanalım…
EL ELE VEREREK YOLLADILAR:
UBP’li vekiller koro halinde, “aklanacağına, suçsuz olduğuna inanıyoruz” avuntusuyla eski Genel Başkanları Özgürgün için yargı yolunu açacak bir karar verdiler. Meclis Genel Kurulu’ndan da benzer bir karar çıkar sanırım. UBP hükümette kalma, ortağını üzmeme adına bu kararı verdi ama, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerini de zora soktu. Özellikle bazı vekillerin ve sosyal medyada birçok “kök UBP’li” nin Özgürgün’e verdikleri destek gözden kaçmıyor. Unutmayın Özgürgün birkaç ay önce, “Tatar ve Özersay’ın siyasi hayatını bitireceğim” diye açıklama yapmıştı. Şimdi gözler Özgürgün’ün bu karar sonrası nasıl bir tavır alacağına çevrildi…
KISASA KISAS:
Türkiye Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs işlerinden sorumlu eski müsteşar yardımcısı, emekli büyükelçi Tugay Uluçevik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile “Pasaportlarında KKTC giriş/çıkış damgası olan Türkiye vatandaşlarına Yunanistan’ın giriş izni vermediğini, Türkiye’nin de Güney Kıbrıs giriş/çıkış damgası bulunan Yunanistan vatandaşlarını Türkiye’ye kabul etmemesi gerektiğini” savunarak, “Türkiye’nin, bütün GKRY pasaportlarına, Ercan’dan çıkış yapmaları şartıyla vize vermesini” talep etti… İyi de bunu kim göze alacak. Özellikle turizm gelirleri açısından.
ZİRVEDEKİLER
Sami Özuslu: “Herkes biliyor ki Kuzey Kıbrıs’taki sorunların temelinde ülke ölçeği ile yaşayan insan sayısı arasındaki orantısızlık ve de plansızlık yatıyor…. Bırakın kılını kıpırdatmayı, siyaset kurumu ülkeye daha fazla nüfus gelmesine dönük işlere imza atıyor…. Bu ülkede insan ticareti dahil her türlü karanlık işlerin çevriliyor…. Mafya kurumsallaştı, hatta devlet işlerini idare eder noktaya geldi. Toplumun huzuru kalmadı ama siyaset kurumu hiçbirine el atmıyor. Ya da atamıyor”.
DİPTEKİLER
Casinocular: 34 casinonun 28’i vergisini ödemekten kaçmış. Toplam borçları 62 milyon. Zaten ciro üzerinden alınmıyor vergiler. Yani devede kulak. Diğer taraftan ne denli büyük para kazandıkları da malum. Kendi işlerinin dışında korkunç yatırımlara girişiyorlar. Şimdi basın toplantısı yapıyorlar ve “borcumuzu ödeyemiyorsak, sektör sıkıntıda olduğundandır, Maliye bizi anlasın” diyorlar. Bakar mısınız? Bu nasıl bir ayrıcalık talebidir? Sen benim sırtımdan zengin ol, sonra “sıkıntım var” deyip vergi de ödeme. Bir casinonun sıkıntıya düştüğüne inanabilir misiniz? Bunlara bu rahatlığı veren gelmiş geçmiş tüm hükümetler değil mi? Umarım yeni Maliye Bakanı’na da geri adım attırmazlar. Bu arada ben hala tahsilat rakamlarını beklerim..
































