Poli

‘O Benim!’ Paylaşmayan Çocuklar


Damla Günsel
Damla Günsel
Uzman Psikolojik Danışman

2 yaşındaki ufaklığınız en favori oyuncaklarını -hatta favorisi olmasa bile- paylaşmayı reddediyor olabilir. Bu onun bencil olduğu anlamına gelmiyor; sadece yaşının gerektirdiği gibi davranıyor. Paylaşmak bir beceridir ve bu beceriyi öğrenmek çocuğunuzun yıllarını alacaktır. Gelişimsel bir özellik de olsa çocuğunuzu parkın ortasında başka bir çocuğun oyuncağını sıkıca tutup “benim!” diye haykırırken görmek yine de eğlenceli değil!

Bu yaş dönemi sosyal ve bilişsel gelişim açısından çocukların “ben ve başka insanlar” kavramlarını anlamaya başladıkları önemli bir dönemdir. “Ben” in ve başkalarının farklı bireyler olduklarını kavramaya başlarlar. “Ben yaparım” “Benim” ifadeleri ile kendini göstermeye başlayan bu evre 3 yaş civarında kendi karakteristik özelliklerini fark etmeye başlamalarıyla devam eder. Kendilerinin birey olarak farkına varmaya başlayan çocuklar kendileriyle ilgili keşfetmeye başladıkları bu özelliklerini denemek için güçlü bir tutkuya ve kararlılığa sahiptirler. Oyuncaklar üzerinden gördüğünüz bu küçük tartışmalar aslında onların bir şeylere sahip olabildiklerini fark etmeleri ile ilgili önemli ve çocukların yaşamalarını arzuladığımız gelişimsel bir farkındalık aşaması: Ben benim. O benim.

Anne ve babalar olarak bu sürecin normal bir evre olduğunu bilmeniz sizi rahatlatacaktır diye düşünüyorum ancak ebeveyn olarak bu özelliği şekillendirmek sizin göreviniz. Çocuklarınızın bireyselliklerini ve bağımsızlıklarını keşfetmeleri, deneyimlemeleri kişilik özelliklerinin sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için önemli ancak bu “ben” in limitlerini fark etmelerini, “paylaşma” ve “empati kurma” becerilerini öğrenmelerini sağlamak sizin sorumluluğunuz.

Parkta bir oyuncağı paylaşamayan ve “benim!” diye haykırarak ağlayan çocuğunuza karşısındaki çocuğun da duyguları olduğunu ve o oyuncağa onun da ilgi duyabileceğini -“yeni bir bakış açısı” geliştirme- öğretmeniz önemli.

Çocuğunuza paylaşmayı nasıl öğretebilirsiniz?

Çocuklar taklit yoluyla öğrenirler. Bu nedenle onlara paylaşmayı ve yeni bir bakış açısı geliştirebilmeyi her fırsatta kendi davranışlarınızla öğretebilirsiniz. Yediğinizden bir parça ısırmasını önerebilir ve davranışınızın “paylaşmak” olduğunu anlaması için şu ifadeyi kullanabilirsiniz: Çok lezzetli bir sandviç yiyorum ve bunu seninle paylaşmak istiyorum.  Tadına bakmak ister misin?

Yemek hem paylaşma davranışını hem de problem çözme becerisini geliştirmek için güzel bir araçtır: “Bir tane kurabiye kalmış. Ben de kurabiye istiyorum, sen de! Sence ne yapabiliriz?”

“Çocuğunuz ne zaman bir şey paylaşsa davranışını ödüllendirin. Bu küçük pekiştirmeleriniz paylaşmanın güzel bir şey olduğunu fark etmesini sağlayacaktır.”

Küçük çocuklar paylaşma davranışını tam olarak sergileyemeseler de tuttukları nesneleri başkalarına göstererek, vermeseler de karşıdaki kişinin ellerindeki nesneyi incelemelerine izin vererek paylaşma davranışının minik yapı taşlarını sergilerler. Ufaklığınızın böyle bir tutum sergilediğini fark ettiğinizde mutlaka bu fırsatı değerlendirmelisiniz: “Topunu arkadaşına gösteriyor olman ne kadar güzel bir davranış.” Başka bir oyuncakla oynamaya başladığı zaman ise topunu arkadaşına vermesini önerebilir, paylaşıma giderse de davranışını övmelisiniz.

Bu yaş dönemindeki çocukları paylaşmadıkları için asla cezalandırmamalısınız. Paylaşmadığı için hayal kırıklığına uğradığınızı anlamasını sağlamalı bunu anlayacağı bir dille ifade etmelisiniz, o kadar!  Paylaşımın güzel bir şey olduğunu öğretmeye çalışıyorsunuz, uzatırsanız durumu ebeveyn-çocuk inatlaşmasına döndürebilirsiniz.

“Önce-Sonra” Tekniği!

Paylaşmadığı zaman “önce-sonra” tekniğini kullanmayı deneyebilirsiniz. Park örneğinden devam edelim: Parktasınız ve ufaklığınız gidip bir başka çocuğun topunu alıyor. Topun sahibi çocuk oyuncağı için ağlamaya başlıyor ancak sizinki “benim!” diyerek karşılık veriyor ve sesler yükseliyor. Böyle bir durumda şu adımları takip etmenizi öneririm:

  • Kesinlikle sakin kamalısınız.
  • Arkadaşının neden ağladığı hakkında bir fikri olup olmadığını sormayı deneyebilirsiniz.
  • Arkadaşının da topla oynamak istediğini, topunu aldığı için üzüldüğünü ve bu nedenle ağladığını çocuğunuza ifade etmelisiniz.
  • Önce-sonra kuralını hatırlatın: “Önce topu paylaşmalısın, sonra birlikte oynayabilirsiniz!” “Önce topunu arkadaşına geri vermelisin, sonra sana yeni bir top almaya gidebiliriz.”
  • Paylaşma davranışını mutlaka ödüllendirmelisiniz.

Çocuklar yetişkinleri gözlemleyerek ve davranışlarını taklit ederek sosyal becerileri öğrenirler. Çocuklar cömerttirler evet ama tıpkı biz yetişkinler gibi sahip olduklarını paylaşmaktan hoşlanmayabilirler. Eğer çocuğunuz paylaşmıyorsa bir yetişkin olarak ne kadar paylaşımcı olup olmadığınızı sorgulamanızı öneririm. Bir toplum içinde yaşıyoruz ve yetişkinler olarak neyi paylaşacağımıza, kiminle ne kadar paylaşacağımıza kendimiz karar veriyoruz. Bu muhakeme küçük çocuklarda henüz gelişmediği için sizin sergilediğiniz davranışları bir ayna gibi yansıtıyor ve deneyimliyorlar. Bir daha ki sefere “topunu arkadaşınla / kardeşinle paylaş!” demek yerine yukarıdaki adımları uygulamayı deneyebilirsiniz.

Damla Günsel

Uzman Psikolojik Danışman

[email protected]

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı