Geçtiğimiz Pazar günü UBP’nin Başkanlık seçimleriyle yeni bir dönem başlamadı! Ne de Sucuoğlu’nun Başkan seçilmesi KKTC için büyük önem arz etti! Hatta bir hükümetin gitmesi...
1963’den sonra henüz adına “devlet” diyemediğimiz toplumsal düzeni oluşturanlar tutun ki çoğu İngiliz idaresinde çalışmış “bürokratlardı..” Oluşturulan toplumsal düzene “yönetim” diyorduk.. Hemen her alanda eğitim,...
Kendi siyasi irademizin sahibi olmadığımız malumdur! Bu nedenle 1974’den beridir sürdürüp götürdüğümüz “çözümsüzlüğün” yarattığı olanca sorunları anca Türkiye ile paylaşabiliriz çünkü bir dünya devleti değiliz.....
Kıbrıs Türk halkını kimlerin yönettiğini gördük mü? Hem de “ibretle!” Yüzlerdeki maskeler düştükte, ortaya çıkan suratlarla suretler “işte bunlardır” dediğimizce! Her halde Rahmetlik Denktaş’ın, Dr....
“Başkanlık sistemi” en azından “denenmesi” gerektiğinin ispatını çaktığı halde hâlâ “parlamenter sistem” ahkâmlarında yönetilmeye çalışılan KKTC’nin “yöneticileri” sayesinde nasıl perişanların oynadığını görüp izlemeyen kalmadı! Artı...
Hiçbir siyasi partinin etkin üyesi olmadım. Tabi ki “yurttaşlık görevlerinden” söz ederken hasbelkader “örgütlü mücadeleye” inanan hele de “gazeteci” gibilerinden bir tanımın etiketini taşırken...
İYİ Kİ “DEVLET” dedik kendimize: Nitekim bu vesileyle “ne zaman hissettim” diye sordum kendime. Ki 1974’lerden beridir “devletiz!” “Tanınmamış olması” kendimi bu devletin bir yurttaşı...
Ne içte ne dışta durum vaziyetlerimiz iyi değil.. Gene o kararsız ve karanlık günlere döndük.. HAYIR: Kendi yurdunun esiri haline getirilmiş Kuzey Kıbrıs Türk vatanı...
Bir “devlet” gibi davranırken, gerekli olan her bir şeyi kanun kural haline getirip yine bir devlet gibi uygulamaYA sokmanın ne kadarının “ciddi” ne kadarının “uydurma”...
Dünkü yazımda “gelip giden hükümetler yanı sıra istifa eden Saner hükümetinden söz ederken, artık medyanın manşetlerine taşındığınca yakınmaların arttığından söz etmiştim.. Tabi yakınma duygularımla! Çünkü...