Köşe Yazarları

UBP BEKLENTİLERE CEVAP VERMİYOR!







Hiçbir siyasi partinin etkin üyesi olmadım.   Tabi ki “yurttaşlık görevlerinden” söz ederken hasbelkader “örgütlü mücadeleye” inanan hele de “gazeteci” gibilerinden bir tanımın etiketini taşırken bunun bir  “meziyet” olmadığını biliyordum…




BU nedenle “vakti zamanında” siyasi partilerin militanı olmadan içlerinde oldum ama!. Hatta TKP, DP gibi partilerin kuruluşlarına da katıldım falan… Diyebilirim..



“Bu kadarcık ilgi de olmalı” dediğimce mesela Lefkoşa’da bulunduğum dönemlerde kendileriyle çok iyi konuştuğum, hemen her gün bir fırsatını bulup  avukat yazıhanesinde karşılıklı kahvelerimizi içerken sohbet ettiğim rahmetlik Ahmet Mithat Berberoğlu’nun CTP’yi nasıl oluşturduğuyla sonradan kurulan UBP’nin o ilk dönemlerini çok iyi hatırlarım…                                    ***

“TOPLUM liderliğinin” vadesini doldurduğu yerde  Rahmetlik Denktaş için  de artık yeni bir dönem başlıyordu.

Barış Harekâtı gerçekleşmiş, ada Kuzey-Güney olarak iki bölgeye ayrılmıştı..

Önce “Otonom” ardından “federe devlet” “ibarelerinde” çok partili  parlamenter sisteme geçilmişti..

Denktaş siyasi değişimlerin kaçınılmazlığında ne kendini ne de kendine  bağlı kesimleri yormadan zorlamadan fakat yine yanında ve hâlâ sürdürdüğü davası etrafında  tutmak, onlarla birlikte inandığı dava yolunda yürümek için 1975 Ekiminde  Ulusal Birlik Partisi’ni kurduydu..                                                       ***

TUTUN ki “liderliğe” dayalı silahlı savaşlı fakat örgütlü mücadele yılları mesela “Federe Türk Devletine” dönüşüyordu.. Parlamenter sisteme uygun yeni bir düzen kuruluyordu…

***

DENKTAŞ’IN PARTİSİ: UBP  Kuruluşundan beridir  siyasi imajıyla bugünlere kadar gelen..  Kuruluşundan bu yana hep Rahmetlik Denktaş’la özdeşleşen.. Kapsamına “dava, vatan millet, bağımsızlık” gibi ulusal  kavramları da alan..                                   Sonuçta yine Denktaş tarafından ilan edilen “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde” de     siyaset sahnemizde hep “birinci parti” olarak kendine yer yapan bir siyasi kuruluş oldu…

Tutun ki hâlâ ve önemince “devleti çekip götüren lokomotif oluşu”      sürdürüyor..                                     ***

ESKİDİKÇE YIPRANMAK KADERDE VARDIR: Hatta yozlaşmak, erimek, yitip gitmek!

Çok kısaca ve uzun yıllardır UBP birinci parti olmasına karşın hâlâ KKTC’i “koalisyonlar hükümetlerinin” zararlarından kurtarmayı başaramadı!                                     Aksine koalisyon hükümetlerinin başı çeken partisi olmaktan öteye de geçemedi!

Bugün de siyasi partiler hiyarerşisine baktığımızda eğer rejim değişikliği olmazsa daha uzun süre UBP’nin birinci parti oluş öneminde yerini koruyacağı aşikârdır..                                             ***

DOLAYISIYLA bu “yapısal fonksiyonu” ile UBP’nin KKTC’e fenalık yapmaya, onu yıpratmaya, düzen kurucu olmak yerine düzen bozucu olmaya, mütegallibeden yana tavır koyarken işçiyi, köylüyü, sanatkâr ve zanaatkârı boşlamaya dışlamaya… Falan hakkı yoktur!

***

OYSA: “Devlet” olmanın  ödenmesi gereken faturalarına, silinmesi gereken hesaplardaki yanlışlarına, çıkarılması gereken günahlarına…

Bakıyorum, altından hep UBP’nin yarattığı “mütegallibe” çıkıyor!

NİTEKİM: Uğruna imar planları yapılmasına, yasaklar konmasına karşın bile hâlâ sürüp giden arsa spekülasyonlarına bakıyorum… Çoğunun altından “büyük partinin” yandaşları çıkıyor..

KAZANDIĞI oranlarda vergisini vermeyenlere bakıyorum, “büyük partinin” kodamanlarına elliyorum!..

ÇETREFİLLİ işlere, kumar gibi netameli  oyunlara, vurgunlara, kara borsacılığa, fırsatçılığa falan bakıyorum,  “büyük partiye” sığındıklarını görüyorum!

Ve devletin üst kademelerine bakıyorum…                          ***

(HAYIR, sümme haşa! Biz yargılayan değiliz. Fakat neylersiniz ki Allah görmemiz için  iki göz, işitmemiz için iki kulak, konuşmamız için dil ağız ve düşünmek için de akıl vermiş…)

1974’den beridir bu ülkenin sömürülmedik ne dağlarını bıraktık ne topraklarını ne ormanlarını ne  sahillerini!

BUNLARIN bir sorumlusu varsa mutlaka  bir yetkilisi de vardır..                                            Ki artık “yüce” dediğimiz Meclise de dönüp bakmaktan korkuyorum…

***

KISACA: UBP çoktan beridir artık partiye bağlı partililerindir..                                       Bugün seçim olsa yine birinci parti olarak çıkar sandıktan..                                                  ANCAK! Bu seçmen bağlılıkları nedeniyle  büyük kalan  UBP’nin  öteki    siyasi partilerle   gelip giden koalisyon hükümetleriyle birlikte de olsa  eğer varsa ödenecek borçları (ki vardır)    ancak KKTC’e yönelik “hizmetleriyle  ödemesi mümkündür..Hatta yıllar önce ödemeliydi!

Ve Tutun ki 47 yıldır hâlâ bunu bekliyoruz derken!..

SON olaylara bu nedenle esefle bakıyoruz!

***

MESELA Özker Yaşın.. Öteki  nam’ı adıyla “Terzioğlu” bakın 1970’ler “Topluma gazel” şiirinde ne diyor:

“GÖRÜŞMELERDEN sonuç sıfıra sıfır demek..                                                               YA senin kaderindir ey toplumum beklemek.

İsmet Paşa atanmış inanıp bay Jhnson’a

Ne yazık bunun için atmamış Rum’a kötek!

Neticede kabaklar başımıza patladı.

Yıllardır yaptığımız dertlere dert dert eklemek.

Denktaş’la Klerides ne konuşurlar bilmem

Elbet güzel oluyor buluşup kebap yemek.

Şu tazminat işini bir sıraya koymadan

Doğru mu göçmenlere geriye dönün demek.

Rumlar koşar adımla geliyor hedefine

Biz hedefsiz kalmışız işimiz emeklemek…

***

ARADAN yarım asır geçti. Var mı bir değişiklik?









Başa dön tuşu