08 Aralık 2016

Yabancılarla ayaküstü sohbetler

Haber İçi Üst

Mevsim yaz ve İstanbul’un dışına kapağı atamadıysanız dış mekanlarda dostlarla vakit geçirmek bu dünya şehrinin olmazsa olmazı.

Bu dost sohbetlerine İstanbul’da çalışan ya da Türkiye ile iş yapan yabancıların katılımı ayrı bir renk katıyor. Yapılan sohbetlerde konu yalnızca Türkiye değil.

Yabancılar Gezi Parkı, Erdoğan diye sordukça biz de ne olacak bu ABD’nin ve AB’nin hali diye bastırıyoruz.

Ne olacak bu dünyanın hali diye başlayan ayaküstü sohbetlerde dünya turu atıp siyasi ve ekonomik gündemle ilgili bilgi dağarcığımızı genişletiyoruz. Az da olsa kendi siyasi kısır döngümüzün dışına çıkıp bir nefes alıyoruz.

Farklı ortamlardaki sohbetlerden sonra baktım da söylenenler hep aynı çerçevede dönüyor.

Amerikalıların kendi ülkeleri ile ilgili söyledikleri ile başlayalım.

ABD gücünü korumak için savunma harcamalarında küçülmeye ve alternatif enerji kaynaklarını ortaya çıkarabilmek için de inovasyona önem vermeye başladı.

ABD, Obama ofise geldiği gün de açıkladığı üzere bölgesel olarak Asya-Pasifik’e odaklanmayı hedef edindi.

Para olmadığından dolayı askerini Avrupa’dan çekiyor.

Bu yılın sonunda ABD’nin Avrupa’da yalnızca 40 bin askeri kalacak. NATO’nun kağıt üzerinde değilse bile reel anlamda sonu para olmadığından ve ABD’nin yeni küçülme siyasetinden dolayı sonlanmış olacak.
ABD inovasyonla enerjide kendine yeterli olma çabasına girdi ve geçtiğimiz yıl bu konuda yaptığı ithalatı düşürdü.

Özellikle Rusya tarafından izlenmesi gereken bir gelişmedir bu.

Rusya gelirinin büyük bir bölümü petrol ve doğal gazdan oluşan tabiri caizse “soğutulmuş bir Suudi Arabistan” haline dönüşmüş.

Tek farkı çok daha iyi eğitimli bir nüfusunun olması.

ABD’nin öncülüğünde geliştirilecek alternatif enerji kaynakları Rusya’yı endişelendirmemesi mümkün değil.

Çin için de bir iki şey söyleyelim.

Çin’de tek çocuk politikasından dolayı yakın gelecekte her çocuk 4 ebeveyne bakmak durumunda kalacak. Ekonomik büyüme Çin’de de yavaşlayacağı endişesi var.

Bundan dolayı önümüzdeki günlerde askeri yönden güçlü bu iki ülkenin kendi bölgeleri ve ötesinde çok daha saldırgan olacağını düşünmek sürpriz olmaz. Bu hafta içinde Çin ile Rusya pasifik okyanusunda ortak tatbikat yapacağı açıklandı.

AB için söylenenler son derece romantik.

AB özünde bir barış projesi.

Yüzyıllar boyunca birbiriyle savaşmış ülkeleri bir defa daha kan dökülmemesi için oluşturulmak istenen bir birlik AB.

Bununla kalmayıp çevreyi, insan haklarını ve çalışma şartlarını gündeme getiren dünyadaki yegane oluşum.

Ama tüm bunları düşünen AB’nin yaşlanmaya devam eden bir nüfusu var ve ekonomisi büyük ölçüde çökmek üzere.

Ekonomik krizden dolayı tekrar ırkçılığın üst seviyelere çıkacağı ve 1930’lardaki işsizlik ve sosyal yıkımın olacağı bir ortamda bu barış projesini aynı katılımla ve aynı hedeflerle sürdürmek ne derece mümkün olacak göreceğiz.
Görünen o ki bir tarafta ABD ve Avrupa, diğer tarafta Rusya ve Çin’in başını çektiği Şangay paktı. En son grupta da nüfustaki değişimden Pazar olarak en fazla büyüme ile çıkacağı öngörülen Afrika ve Güney Pasifik.
İşte bu değişen siyasi ve ekonomik güç dengeleri içinde Türkiye hangi tarafta yer alacağını biz dahil herkes merak ediyor. Tüketim açısından iştahlı bir pazar ve diğer pazarlara da köprü olarak gördükleri Türkiye’nin doğuya kaymasını göze alamıyorlar. Kaybederiz diye.
Batının Türkiye’ye “uzaktaki yakın akraba” yaklaşımı Türkiye’yi giderek doğuya yaklaştıracak mı sorusu da yabancıların en çok merak ettikleri soru.
Türkiye’nin AB’ye alınmayacağına olan inançlarından dolayı olacak bu soruya vereceğimiz cevabı merak ederek soruyorlar. Açıkçası biz de bu sorunun cevabını bilmiyoruz.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil