03 Aralık 2016

Ekonomik verilerin düşündürdükleri…

Haber İçi Üst

2008 yılında ABD’de başlayarak dünyaya yayılan ekonomik krizlerin, gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkeler üzerinde 5 yıldan beri yarattığı olumsuz etkilerin hala sürdüğü ve dünyayı sarsmaya devam ettiğini izlemekteyiz.
Büyümede bu yıl yine, açıklanan genel verilere göre, dünya çapında genelde krizin aşılmasında önemli bir gelişme veya krizden çıkışta önemli bir adım sağlanamayacağı, görülmektedir.
ABD ekonomisinde toparlanma başladığı bu yılda % 1.3 gibi bir büyüme beklenmektedir. Bu büyüme oranı düşük bir büyüme olsa da piyasalara olduğundan ziyade olumlu yansımaktadır. Çünkü ekonomik krizden çıkış ve büyümeye geçiş olarak değerlendirilmektedir. İyimser bakışla doğrudur. İşsizlikte azalma var. İstihdam ağırlıklı ekonomik hedefler izlenmişti ve bunda başarılı olunmuştur. İşsizlik oranı % 7.5’lara düşmüştür. Eylül ayından sonra parasal sıkılaştırma politikaları gündeme getirilmişti. Türkiye dahil tüm dünya ülkelerini bu haber bile olumsuz etkilemişti. Şimdi tasarlanan bu sıkılaştırma politikası ne derece uygulanacak, bunu göreceğiz. Çünkü hala genişletici politikalar, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde geçerli önlem olarak kullanılmaktadır.
Bu yıl açıklanan verilere göre, en çok büyüme beklenen gelişmiş ülkelerden, Japonya’nın % 1.6 ile 3 arası büyüme tahminleri vardır. AB içinde birçok ülkelerde düşük oranda daralmalar ve düşük oranda büyüme tahminleri yapılmaktadır. Bu yıl AB’de en yüksek büyüme oranı Almanya’da ve binde oranlarda % 0.1- 0.6 arası, İngiltere’de % 0.8 büyüme beklenmektedir. Diğer AB ülkelerinde ise genellikle eksi büyüme yani daralmalar söz konusu ve binde veya % 1’lerde düşük daralma oranlarıdır. En yüksek daralma Yunanistan’da ve % 4.5- 5.5 arası bekleniyor. Büyümede AB ortalaması (%0.3)binde 3 olarak tahminlerde bulunulmaktadır ki, bunu bir anlamda evvelki yıllara göre düşük daralma ve krizden çıkış olarak değerlendirebiliriz. Diğer taraftan, yüksek krizde olan AB ülkelerindeki krizlerin ve ekonomik sıkıntıların, bu yıl da aynı seviyelerde olacağı ve krizden çıkış önlemleriyle tasarruf önlemlerinin devam edeceğini görmekteyiz. Nitekim en büyük ekonomik kriz göstergelerinden olan işsizlik göstergelerine baktığımızda Yunanistan’da ve İspanya’da işsizlik oranlarının % 27’lerde devam etmekte olduğu ve alınacak çok mesafeler bulunduğunu göstermektedir. Büyüme olmazsa gerek işsizlik sorunları gerekse diğer ekonomik sorunlar devam edecek demektir. Sorunların çözümünde büyüme en önemli faktördür. Ancak büyüme tahminleri de daha kötüye gidiş olmamakla beraber, çok düşük düzeyde görülüyor.
AB’de Almanya’nın en yüksek büyüme oranına paralel olarak, işsizliğin de en düşük seviyede olması tesadüfi değildir. AB’de halen en düşük işsizlik oranı % 5.3 ile Almanya’dır. Bu da Hükümetin uyguladığı mali disiplininden ve ülkenin sağlam ekonomik yapısından kaynaklanmaktadır. Nitekim bu yıl Almanya’da mali disiplini göstermek yönünden, bütçe açığının (% 0.3), binde 3 olması, yani nerede ise tamamen denk bütçe uygulaması da malî anlayışını göstermektedir. Bütçe açığı İngiltere’de % 7.8, ABD’de %4.5 tahmin edilmektedir.
Türkiye’de bu yıl büyüme oranı beklentisi % 3-3.5olup, geçmiş yıllara göre daha düşük, ancak çevre ve ilişkilerin sıkı olduğu diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere göre, oldukça daha yüksektir. OVP’ye göre beklenti ise % 4-4.5 idi. Revize edilen yeni tahmin için çeşitli faktörler tartışılmaktadır. Gerek içteki toplumsal, gerekse dış ekonomik etkenler olarak. Ancak her iki etkinin de ekonomi üzerinde olumsuz yansıması olduğu görülmüş, yaşanmıştır ve genel olarak kabul gören bir husustur. Sayın Babacan da hem iç hem dış etkilerin birlikte piyasaları etkilediğini ve borsa’da son iki ayda % 20.3 oranında düşüş olduğunu, yani değer kaybettiğini ifade etmiştir ki oldukça yüksek bir orandır.
Son iki ayda enflasyon da yükselerek, yıllık % 8.88’e çıktı. TL’de dolar ve Euro karşısında değer kaybı olmuş, faizler yıl ortasına kadar % 4.5’lerde iken son iki ayda % 9’u aşmıştır. Bu ay cari açıkta da artış gerçekleşti ve 6 aylık açık 35.9 milyar $ oldu. Geçen yıla göre 6 milyar$ daha fazla gerçekleşti. Bunun nedenini Ekonomi Bakanı Z.Çağlayan, yine geçen yıla göre 6 milyar $’lık fazla altın ithalatından kaynaklandığını ifade etmiştir.
Orta Vadeli Program hedefine göre yıllık öngörülen cari açığın 60 milyar$ seviyesinde tutturulmaya çalışılacağı açıklanmaktadır. Bu ay itibariyle yıllıklandırılmış açık, 53.6 milyar $ civarında olduğuna göre, yıl sonu hedefi tutturulabilir veya biraz aşabilir. Hedef olan 60 milyar $ GSYIH’nın % 7.5’u olur. Daha önceki hedefler % 6’lara düşürmekti. Tekrar bir toparlanma dönemine giriş için, parasal ve teşvik sisteminin güçlendirilmesi önlemlerinin gereği üzerinde durulmaktadır. Tahvil satışlarındaki düşüşlerin arttırılması için de faizler yükseltilmektedir.
Yabancı yatırımcılar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, gelişmiş ülkelere göre daha fazla riske karşılık, daha fazla getirilere önem vermektedirler. Nitekim şimdi de uluslararası değerlendirme kuruluşlarından bazıları, gelişmiş ülkelerdeki ekonomik toparlanmanın ardından, yatırımcıların gelişmiş ülkelere yönlenme meylinden bahsetmektedir. Dolayısıyla dünyada dolaşan sermayeden ülkeye para çekebilmek için şartları ve ortamı ve getiriyi olumluya çevirmek gerekir.
Çünkü gerek yerel gerekse yabancı yatırımcıları olumlu veya olumsuz yönde etkileyen başlıca unsurlar, piyasalardaki dalgalanmalar, siyasi ve ekonomik istikrar, faizler, enflasyon, para değerindeki düşüş veya yükselişler ve getirilerin miktar veya oranıdır.
Olumlu göstergelere baktığımızda geçen haziran ayı sanayi üretiminin, geçen yıla oranla, artış beklentisi % 2.3 iken, % 4.2 artışla gerçekleşmesidir. En yüksek kalem de tüketim malları değil de, sermaye malları imalatında olması ve bu imalatta % 13.8 artış olması, gelecek için imalata tabi mallar açısından ithal edilen mallara ikame olacağı cihetle, imalatta ithalata bağımlılığı azaltacaktır. Diğer olumlu gelişme, AB’ye yapılan ihracatta % 1’lik artıştır ki bu en çok ihracat yapılan ülkeler olarak ekonomik kriz nedeniyle gerileyen ihracatın yeniden kımıldama göstermesidir. AB’ de az da olsa büyüme oranı Türkiye’den ithal talebini artıracaktır. Dün yapılan bir açıklamaya göre hizmet artışında % 20.4 gibi çok önemli oranda bir artış sağlanmıştır.
Güzel sonuçlar KKTC’ye de olumlu yansıyacaktır. Yeter ki paralel önlemleri ve gerekli yasal önlemleri zamanında alabilelim. Ekonomik ve mali önlemler sürekli yaşanan ve gelişen şartlara göre sürekli kararlar ve buna uygun yeni yasal zemin ve önlemler gerektirir. Durağanlıkla bir yere varmak mümkün değildir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam