03 Aralık 2016

Bir hayle gerçek, bir hayle mağdur

Haber İçi Üst

Dün yaşananlar aslında bir sonuçtur.
Çalışanın yaşadığı bir patlamadır.
Dünkü eyleme katılan herkes de biliyor ki, eylem planlanırken, “Ne varsa güzergahta, yola boşaltalım” diye bir plan yoktu…
Ama aylardır biriken bir öfke var…
Düşünün ki bu çalışan, yıllardır geç maaş alıyor.
Geç maaş aldığı için borcuna harcına ekstra faiz ödüyor…
Bu bir gerçektir…
Başka bir gerçek daha var…
Bu çalışanın önemli bir bölümü, bu belediyede çalışmayı hak etmedi. Gökten inme, işe başladı.
Hiçbir uzmanlık alanları yokken, hiçbir hizmetiçi eğitimden geçmeden, sağlık şubesinde, kanalizasyon şubesinde, yaşlılara hizmet biriminde işe başladılar.
Ama başka bir gerçek daha var…
Bu çalışan birileri tarafından “işe kondu…”
İş ihtiyacı olan bu insanlar da geleceği sorgulamadı.
Mesela hangi çalışan işe başlarken, “Yahu münhal yok bir şey yok. Beni işe alıyorlar. Bir ogga da maaş veriyorlar. Ben birilerinin de hakkını yemiş olur muyum acaba? Ya da uzmanlık alanım olmayan bir işte çalışmam, Lefkoşa halkına faydalı mı zararlı mı?” diye sorguladı…
Hiçbiri…
“Herkes belediyede işe giriyor, ben de gireyim” dedi ve işe başladı.

Hemen ağlama başlıyor
Bir gerçek daha hatırlatayım size…
Yıllardır LTB’de çalışan, başkent içerisinde bir statü kazanan birçok insan sıradan bir hayat yaşıyor şimdi.
Esnaftan uzak…
Sosyal yaşamdan uzak…
Evde bir kuru ekmeğe talim çalışanlar var.
Genç TV dinliyorum, eylemin hemen sonrasında…
Stüdyoda Ali Kişmir neredeyse ağlayacak…
Herkes kendi açısından anlatıyor olayı.
Bir vatandaş “çöp” görmek istemediğini anlatıyor…
Ama o vatandaş, “çöp gibi bir hayat yaşayan” çalışanı da göremiyor.
O vatandaşın hemen ardından televizyona bağlanan vatandaş ise neredeyse televizyon başındaki beni de ağlatacak…
Ağlıyor…
Ve başka bir gerçeği çarpıyor Lefkoşalının yüzüne…
“Şu anda kuyumcudan geliyorum. Satabilecek bir yüzüğüm kaldı, onu da sattım… Çocuğuma süt alabilmek için başka çarem kalmamıştı.”

Bunları söylerken de hıçkırıklara boğuldu.
İşte bu da bir gerçek…
Kimse, Lefkoşa Belediyesi çalışanın ne yaşadığını bilmiyor.
Dereboyu esnafı bir yandan çalışana kızıyor…
Sonra da ekliyor: Yahu bu adamların hepsi müşterimizdi. Aylardır bu insanlara bir mal satamadık.
Aha size bir gerçek daha…
Düşünün ki bin maaş Lefkoşa esnafından geri çekildi. Piyasaya akmıyor.
Bunların tümü gerçek.

Ve bir gerçek daha
Başkent kötü yönetildi.
Başkent kötü yönetilirken, herkes, “Dere akarken ben de küpümü doldurayım çünkü bu belediye böyle gitmez” dedi.
Bile bile, kötü yönetimin bir parçası oldu.
Esnaf da…
İş adamları da…
Çalışan da…
Herkes sustu.
Başkent kötü yönetilirken;
Çocuğunun işe alınmasının yanlış olduğunu bilmiyor muydu Lefkoşalı?
Katıldıkları ihalelerde ayin- oyun olduğunu bilmiyor muydu müteahhitler?
Kişiye özel ihaleler yapıldığını yazarken gazeteler, görmüyor muydu Sayıştay, Savcılık?

Hep beraber
Bu son hep beraber hazırlandı.
Dün sokaklara dökülen çöpler sadece bir sonuçtu…
Canı sıkılan olabilir…
Kabullenmeyen olabilir.
Esnaf, “Yahu cezasını çalışan niye bize ödetiyor” dedi.
Haksız da değil…
Ama biraz empati…
Yaratılan bu “çöp” deryasının içerisinde aslında hep beraber debeleniyoruz.

Tek çare adalet
Tek çare kalıyor geriye…
O da adalet.
Bu adalet belki birilerinin canını yakacak.
Bu adalet, haksız yere belediyeden “ihale” adı altında para alanların bu parayı belediyeye geri ödemesini sağlayabilir…
Bunu istemeliyiz.
Bu adalet, bazı çalışanların işsiz kalmasını sağlayabilir…
Bunu istemeliyiz…
Bu adalet, bazı isimleri koltuğundan da edebilir…
Bunu da istemeliyiz.
Hak talep etmeliyiz Lefkoşa için. Lefkoşa için adaletten başka talep edeceğimiz şey yoktur.
Bu adalet, bazılarının canını yakmalı. Bazıları deşifre olmalı.
Bazıları gitmeli…
Ama er ya da geç, Lefkoşa’da bu adalet sağlanmalı…
Bu adalet sağlanmadan, Lefkoşa “yasemin” kokmayacak…
Sokakları yasemin koksa ne fayda…

Ya CTP’li belediyeler

Başkent Lefkoşa’daki durum ortada.
Birçok belediye başkanı “biz de zordayız” diye isyan etmekte.
Tam da bu ortamda, CTP’li belediye başkanları bir araya gelerek, icraatlarını anlattılar.
Çalışan bir tamam ödeniyor.
Yeni yatırımlar da yapılıyor…
Şimdi 28 belediye de zorda olsa…
Diyeceğiz ki, “Ne kadar iyi yönetirseniz yönetin, sistem belediyeleri batırıyor…
Ama öyle değil.
Kamu malına sahip çıkan, kendi içerisinde adaleti sağlayan, halkın parasını kendi parasından daha iyi koruyan, adaletten korkan, hesap verebilir sistem yaratan tüm belediye başkanları gemiyi çok da iyi yüzdürüyor.
Suçu sisteme atabiliriz.
Ama ortada bu belediyeler var.
CTP’li belediyelere ekleyebileceğimiz bir İskele var…
Bir Güzelyurt var…
Tatlısu Belediyesi var…
Çatalköy Belediyesi var…
Velhasıl…
Kamu kaynağını heba edenlerle kamu kaynağına sahip çıkanlar arasındaki farktır, hizmette kalite farkını ortaya koyan…
Bakmamız gereken de…
Değerlendirmemiz gereken de budur…
Ortada başka örnekler varsa…
Ve bu örnekler de iyiyse…
O zaman hep birlikte tekrar düşünelim…
“Biz bu Lefkoşa’ya nasıl kıydık hep beraber?”

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam