06 Aralık 2016

Ayasofya’nın gerçek değeri

Haber İçi Üst

Hala var mı bilmiyorum ama bizim ilkokul kitaplarında “Bu Vatan Kimin?” diye bir şiir vardı. Bize ezberletilen bu şiirin bazı bölümleri hafızamda çakılı duruyor:
“Bu vatan toprağın kara bağrında / Sıra dağlar gibi duranlarındır / Bir tarih boyunca onun uğrunda / Kendini tarihe verenlerindir. …Tarihin dilinden düşmez bu destan / Nehirler gazidir, dağlar kahraman / Her taşı bir yakut olan bu vatan / Can verme sırrına erenlerindir. Gökyay’ım, ne desem ziyade değil / Bu sevgi kuru bir ifade değil…”
Bu şiirin yazarı olan Orhan Şaik Gökyay’a bir gün sormuşlar:
– Yayımlanmış eserleriniz neden bu kadar az? Niye daha çok yayımlamadınız?
– Başkalarının hatalarını düzeltmekten vakit bulamadım.
                                                                        XXX

Geçenlerde çok satan Türkiye gazetelerinden birinde çok ilginç bir haber okudum. Haber aynen şöyle: – DÜNYANIN en eski yapılarından biri olan Ayasofya’nın altındaki tünellerde 15 yıl boyunca inceleme yapan yönetmen Göksel Gülensu ve ekibinin çektiği ‘Ayasofya’nın Derinliklerinde’ adlı belgeselin fotoğrafları sergilendi. Beyoğlu’ndaki Pero Art Cafe Galata’da açılan ‘Ayasofya’nın Derinliklerinde’ sergisinde, Mehmet Cevizli ve Kamil Ercüment Atak’ın Ayasofya’nın sarnıç, kuyu ve dehlizlerinde çektiği 26 fotoğraf yer alıyor.
Yaklaşık 1500 yıl önce inşa edilen Ayasofya’yla ilgili efsanelerden yola çıktıklarını belirten yönetmen Göksel Gülensu, “1998 yılında çalışmalarımız başladı. 488 metre tüneli bulduk ve görüntüledik. İki odaya ulaştık. Bunlar Roma ve Bizans döneminde kullanılan mezar odaları. Bu çalışmanın amacı Türkiye’nin ilk keşif belgeselini tamamladık. 2014 başında belgesel sinemada seyirciyle buluşacak” dedi. 15 yıl süren çalışma sürecinin ardından ortaya çıkan ‘Ayasofya’nın Derinliklerinde’ belgeseli, önümüzdeki mayıs ayında yurtdışında da gösterime girecek.
Senarist Kutsi Akıllı Altında mezarlar bulduk
“Ayasofya’ya dair Kınalıada’ya kadar uzanan tüneller, İstanbul‘un altını dolaşan tüneller, altında kalyonun gezebileceği geniş bir sarnıç olduğu, oradaki kuyulara kuşatma sırasında atılan mücevherler, gizli yazışmaların yapıldığı odalar olduğu söylenceleri vardı. Efsanelerin gerçek olup olmadığını araştırdık ve bulduk. Cevaplanması gereken sorular da bulduk. En önemlisi Ayasofya’nın altında herhangi birinin gömülü olup olmadığı konusunda hiçbir bilgi yoktu. Biz orada mezarlar bulduk.”
                                                                           XXX

Haberden Ayasofya’nın altında tüneller ve mezarlar bulunduğunu anlıyoruz. Ama mücevher bulunup bulunmadığını öğrenemiyoruz. O bir yana, benim esas dikkatimi çeken husus, haberin ilk cümlesinde geçen ifadedir. Yani Ayasofya’nın dünyanın en eski binalarından biri olması. Bunu bilmiyordum. Yeni öğrendim.

İkinci paragrafta da Ayasofya’nın 1,500 yıl önce inşa edildiği not edilmiş. İyi de uygarlık tarihinde 1,500 yıl çok da eski bir tarih değil ki. Ayasofya, hiç kuşkusuz, bir mimarlık şaheseridir ama onun değerini vurgulamak için onu dünyanın en eski yapılarından biri haline getirmeye gerek yok. Okuru kandırmaya da hiç gerek yoktur.

Ayasofya için bu ifade kullanılırsa ondan 300-500 yıl önce inşa edilen Roma, 500-800 yıl önce inşa edilen Yunan yapılarına ne diyeceğiz? Hele de ondan 2-3 bin yıl önce inşa edilen piramitler, Mısır mabetleri ile Sümer ve Babil zigguratları için nasıl bir ifade kullanılacak?
                                                                            XXX

Eskiliğe verilen önem görecelidir. Bir Kanada gezisinde rehber bizi bir binanın önünde durdurdu ve “Bu binaya iyi bakın” dedi “çünkü bu bina Amerika kıtasının en eski binasıdır. 1650’li yıllarda inşa edilmiştir”. Benim gülümsediğimi görünce sordu:
– Ne o, yoksa inanmadınız mı?
– İnanmamam için hiçbir gerekçe yoktur. Ne var ki bizim taraflarda eski eserler yüzlü yıllarla değil, binli yıllarla ölçülür. Birkaç yüz yıllık binaya “eski” denmez.
– Nerelisiniz ya?
Kıbrıslıyım.
– E, tabii Ortadoğu’da “eski kavramı” farklıdır. Biz kendi ölçülerimize göre konuşuyoruz. Buralarda öyle bin yıllık eser bulamazsınız.
– Haklısınız.
                                                                               XXX

Sadede dönecek olursak burada sorulması gereken soru şudur: Ayasofya’nın gerçek değeri nedir? Ayakta duran dünyanın en eski kubbeli binalarından biri olmasıdır. Üstelik en büyük kubbelerden birine sahiptir.

Eminim, yapılan açıklamada bu böyle söylenmiştir. 15 yıl süreyle bu konu üzerine çalışan insanların bunu bilmemesine imkân yoktur. Ancak konuyla fazla ilgisi olmayan muhabir “dünyanın en eski kubbeli yapısı” ile “dünyanın en eski yapısı” arasındaki önemli farkı yakalayamamıştır.

Diyelim ki muhabir farkı yakalayamadı editörün bu yanlışı fark etmesi gerekmez miydi? Elbette gerekirdi. Amma ve lâkin kaldı mı böyle editörler? Editörlük artık dostlar alış verişte görsün diye yapılıyor. Sonuçta da 1,500 yıllık Ayasofya “dünyanın en eski yapılarından biri” ilan edilmiş oluyor.

Bu arada Ayasofya’nın gerçek değeri de güme gidiyor.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam