Yunanistan’daki seçimler ve sonrası! - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yunanistan’daki seçimler ve sonrası!

Yunanistan’daki erken genel seçim öncesi yapılan anketlerin doğruluğunu çakan Çipras, yüzde 31.5 oyla yüzde 39.8 oy alan rakibi Miçotakis karşısında yenilgiye uğradı..

Deniyor ki 300 üyeli Yunan Parlamentosunda 158 sandalye kazanan Miçotakis’in Yeni Demokrasi partisi      (ND) tek başına hükümet kurabilecek.. (Cipras’ın SYRIZA partisi ise 86 milletvekili çıkardı)


Tabi ki bu sonuç Yunanistan açısından “siyasi istikrar” demektir.

DÜN de yazdımdı. Yunanistan’daki, seçimler de seçimlerden çıkan “tek parti Hükümeti” ile sağlanacak istikrar da bizi yakından ilgilendirir.

Çünkü 45 yıldır Türkiye’nin komşusu Yunanistan’ın, adadaki uzantıları olan Rumlar bizimle cebelleşiyorlar.

Siyasi yönden bizi “tanınmamış devlet” olmaya mahkûm ederlerken, sosyoekonomik  yönden de  ambargolar altında ezdiriyorlar!

Çözüm için sürüp giden müzakerelerde ne zaman sonuca an kalsa, “muzırlık” yaparak süreci dinamitliyorlar..

RUM tarafının aynen bizim Türkiye ile birlikte hareket etmekte olduğumuza nazire Yunanistan’la bizden çok daha ileri düzeylerde “ana-yavru” ilişkilerini “Helen bağıyla” pekiştirdiği gerçeklerinde tabi ki Yunanistan birincil “muhatabımızdır!”

Ve çok doğaldır:   “TC ile Yunanistan anlaşmazlarsa, biz adada Rum toplumuyla hiç anlaşamayız” gerçeğini aşmak zorundaysak,  Çipras’tan göremediğimiz yakınlığı ve dostluğu bu kez Türkiye’ye daha yakın olduğu söylenen Miçotakis’ten bekleyeceğiz..

Yok deniyorsa ki “bunların Solcusu da Sağcısı da Kıbrıs sorununda ayni saksıya siyerler; bu kez karşımızda tek parti iktidarıyla daha istikrarlı bir Yunanistan gerçeğinde hâlâ “durun bakalım ne olacak” demeye devam edeceğiz!

**********

KKTC SORMA GİR HANI OLDU!               

Önce sorayım: “Biz kimiz, neyiz? Ne zaman büyük bir dünya devleti olduk? Olduk da  dünyaya açılırken  ta Japonya’lardan, Afrika’lardan, Uzak Doğu ülkelerinden..

Artık sayıları yüz binleri orsa eden üniversite öğrencileri ithal ediyoruz!  Hem de şu KKTC ekonomik  yapısıyla: Türkiye’den parasal katkı sağlanmasa   memurunu bile ödeyemeyeceği gerçeklerinde!..

Ve bu “muhtacı dide” halimizle Dünyanın her tarafından gelip üniversitelerimize giren  öğrencilere himmet edeceğiz! Breh brehhh!

Güney bile bizim “üniversitelerle” yakaladığımız  ivmeye yaklaşamadı bile!

Mübarek üniversitelerimiz para kırıyorlar!

ANCAK artık bizi de kırıp geçiriyorlar!

Bu binlercesiyle dış ülkelerden gelip aramıza katılan “gençler ordusu” diyeceğimiz  insanlar, türlü çeşitli ırk ve renkleri, din ve görenekleriyle; gönül isterdi ki  topografik yapımıza renk ve çeşitlilik katsınlardı..

Oysa çoğunluğu Afrikalı olan bu siyasi öğrenciler “illegal ve kriminal” olaylarla artık günlük yaşamlarımızı bile olumsuz etkiliyorlar! Çünkü KKTC artık “sorma gir hanı” oldu! Bakın size başıma gelen olayı anlatayım:

*****

BUNDAN bir hafta önce bizim “Mağusa’daki Sosyal Konutlarda tam kapımın önünde “siyahi öğrencilerin” kavgalarını, nasıl birbirlerilerini sille tokat arabaya atıp kaçtıklarını “Köşemde” anlatmış “ne oluyoruz” demiştim!

GEÇEN Pazar her halde devenin sevmediği diken burnunda biter derler ya.. Bu kez de bir “siyahi öğrenci kendini kovalayan polisten kaçarken (hırsızlık yapmış o nedenle kovalanıyormuş)  komşunun garaj kapısından girip iki konutu ayıran çitleri de atlayarak… Bizim hanımın   çiçek saksılarıyla  dolu avluya girip.. Üst başımızdaki konuta atlayacak ki polisler yetişip yakalayıverdiler..

ANCAK asıl filmlik mücadele ondan sonra başladı. İki metrelik izbandut gibi “Afrikalı siyahi” teslim olacağına, polislere bağıra çağıra karşı koymaya, kaçmaya çalışıyor ki zar zor yere yatırarak arkadan ellerine kelepçe vuruverdiler!

(Ben olayı evimin üst katında yazımı yazarken duyduğum gürültü üzerine pencereden uzanıp baktığımda gördüm. Tam bir rezalet! Ezilen çiçekler mi istersiniz, polise direnirken danalar gibi böğürmeler mi?

(Fakat polisimiz adına şunu da yazmazsam insafsızlık olacak:)

Polisler o “siyahiye” onca terbiyesizliğiyle  saldırganlığına karşın,  tek fiske bile vurmadılar.. Sadece kelepçelemek için uğraştırdılar..)

ŞİMDİ artık böylesi azgın olaylar yaratan bu öğrenciler güruhu ile  evimizde bile can mal güvenliğimizin  kalmadığı gerçeklerde  sorulmaz mı?

İki kuruşluk üniversite kayıt harcı  uğruna, cehennem zebanileri gelse kayıtlarını yapan, birbirleriyle öğrenci kapma yarışına girmiş bu üniversitelerimize artık kim dur diyecek?

Ve Hükümet ne zaman köklü tedbirler alıp ülkeye giren “potansiyel suçluları” gerisin geri postalayacak?

(Tenzih edeyim: Bu yazdıklarımın ırkçılıkla falan tırnak kadar ilgisi yoktur. Artık sorun (yine de “bazı” diyeyim)  kötü karakter öğrencilerin resmen ülkenin güvenlik ve asayişini bozup çevrelerine korku salmalarıdır!)

POLİS komutanlığına da hasbelkader diyeceğim şu:

Polislerimiz bu izbandut gibi siyahileri yakaladılar mı “zaptu rapt” altına almakta zorlanıyorlar.. Yani artık polisi “şok aletleri” yada daha başka caydırıcı araçlarla (mesela biber gazı gibi) donatmak gerekir. Ben  Polisin o siyahiyi etkisiz hale getirmek için gösterdiği çabayı izlerken büyük üzüntü duydum..

Ve gerçek çok açıktır.  Artık bu memleketin daha çok polise ihtiyacı vardır, zaten bugün karşılasanız, yarın katlanacaktır.

Yazık ama! Memleketin sükûnetinin içine de ettik! Yıllarca Rum’un korkusuyla yaşadıktı, şimdi üniversite öğrencilerinin korkusu ile yaşıyoruz. Neymiş efendim Üniversiteler para kazanacaklarmış!

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar