Köşe Yazarları

Yok birbirlerinden farkları!


Kıbrıs siyasi sorununu  kanıtları olan gerçeklerde değerlendirip olaylarıyla    ortalara dökerken bile “haklılığınızın” kıvancını yaşayamazsınız çünkü  tasası ile korkusu bedavadır!

Yıllardır bu vurgulamamın içine “Akel”i de koyarım..

Ki 1949’larda Kıbrıs Türk işçisi ile halkının koluna girip  “sekiz saat iş, sekiz saat istirahat, sekiz saat uyku hakkı” için  1 Mayıs İşçi Bayramını ilk kez hem de Mağusa surlar içinde ve Türk işçilerle birlikte  ayni kortejde yürüyerek kutladılardı  da hemen ardından BM’lere gönderdikleri mektuptan  “Enosise evet” çıktıydı!

Türk Liman işçisi kandırılmış, İngilizce yazılmış mektubun “Enosis isteriz” çağrılı içeriğini bilmeden altını imzalamışlardı!

Ki o yıllarda henüz “faşist” Makarios siyaset sahnesine yeni giriyordu.  Akel ise Enosis savunucusu olarak başı çekiyordu!

Her ne kadar İngiliz döneminden beridir Sağcıları ile Solcuları her vesileyle birbirlerini kıyarak geldilerse de bugünlere, “Enosis ideası” etrafında birleşmeleri zor olmuyordu!

Nitekim ayni  Akel şimdi de  Kıbrıs Türk halkının “dostu ve kayırıcısı” rolünü oynuyor..

Genel sekreterleri Kiprianu sürekli “barışçı çözümden “ söz ediyor. Crans Montana’da sağlanamayan çözümün suçlusu olarak Anastasiadis’i işaret ediyor.. Son ve büyük atraksiyonunu da Partisi içinden Niyazi Kızılyürek’i KKTC’deki oylarla birlikte sandıktan çıkarıp “Kıbrıs Cumhuriyeti” adına AB Parlamentosuna göndermekle gerçekleştiriyor..

Fakat o da ne? Vakta ki Türkiye Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik bölgelerinde hem kendi hem de KKTC adına  aynen Güney Rum Yönetimi gibi “sondaj çalışmalarına” başlıyor..

Olayı bahane olarak kullanan Akel Genel Sekreteri Kiprianu diyor ki  “Türkiye’nin Kıbrıs Kıta Sahanlığını tahrik edici faaliyetlerden vaz geçmesi gerekir…”

Fakat Rum tarafı, Sağında Fransa, Solunda İsrail, kuyruğunda Mısır, İtalya, önünde başı çeken Yunanistan; Doğu Akdeniz’i üstüne tapulamış, harıl harıl sondaj faaliyetleri sürdürüyor!

Öte yandan da  tam bir “savaş dürtüsünde” Doğu Akdeniz’de faaliyet gösteren Fatih gemisi mürettebatı için de tutuklama emri çıkarıyor ki  anında ne diyor Erdoğan  Rum Yönetimi ile destekçisi Fransa’ya:

“…Talimat vermişler tutuklattıracaklarmış personeli. Avucunuzu yalarsınız… Fransa Cumhurbaşkanı aramalardan çekilmemizi istiyor. Biz Kıbrıs’ta garantörüz, sen kimsin?

Başa dönüyorum: Siyasi sorunla ilgili değerlendirme ve yorumlarımızda haklı çıkmanın bile kıvancını yaşayamıyoruz dedimdi..

İşte Akel! İlk fırsatta Türkiye’yi suçlu olarak işaretledi! E hani Türk halkının hakları? İlle de çatışarak mı elde edilmeli?

Yani diyoruz sorun Kıbrıs oldu  mu yok birbirlerinden farkları!                                                   

     **********

MAĞUSA FESTİVALİ DEDİKLERİ!

Bazen yazmak istemediğim halde içimde kabardıkça “isyana” varan  düşüncelerin baskısına  dayanamıyorum.. Beynimi yüreğimi vuran sorunlara “ama neden” diye bağırmak isterim!

Örneğin neden “batık gemilere dönmüş belediyelerimiz” hâlâ popülist tutumlu  etkinlikleriyle bonkörlük yapmaktadırlar?

Bir tekinin bile ayakta duracak mecali yokken, “bütçesizlik” nedeniyle bütün yörelerde alt yapılardan ötesi tüm hizmetlere kadar aksamalar, eksiklikler, yokluluklar yaşanırken…

Neden “tasarruf yapılması” gerekirken “festivaller” yapılıyor? Ki neyin festivali?

Evet Mağusa’nın “geleneksel” denilen üstelik önüne   “Uluslar arası” kulpu takılan Festivalinden söz ediyorum.

E sormaz mısınız? Her halde Mağusa’yı çok sevdiğinden falan değil. Bir parasal bedel  karşılığında olması gerekir, bu festival adlı “eğlenceye” katılacak Aleyna Tilki kaç para alacak?                                       Tutun ki “araya parasal giderleri karşılayacak sponsorlar falan sıkıştırılmış olsa da (ki kimseler kimselere karşılığını kat katkıyla  almazsa himmette  bulunmaz) da Aleyna Tilki mesela hangi ve nasıl bir  kentte konser vereceğini biliyor mu?

Mesela sivrisinekler artık insanları sadece akşamları değil,  günlük güneşliklerde bile  ısırıp kaşıntıdan harap ediyorlar!..

Yollar kaldırımlar patlak ve çatlak!.

Akşamları ışıksız ve karanlık!..

Trafik işaretleri nanay! Çarpık yapılaşma  şinanay ki Emirnamelere alınmış!

Her yanı kuru otlar sarmış!.

Yıllardır kanalizasyonun Arıtma tesisi yok etrafı kokular sarmakta!..

Uzatmak istemiyorum.. DAÜ gibi devasa bir üniversiteye karşın fazlası var eksiği yok, yirmi bin öğrenciye de sunulan bu Mağusa’dır sözünü ettiğim!

Denecek ki “halkın böylesi “eğlencelere” de ihtiyacı vardır.

Evet vardır. Fakat halkın önce alt yapısı bir tamam, yaşanabilir “bayındır ve mamur” bir kente ihtiyacı vardır..

Her mahallede bir Anaokuluna, bir ilkokula, kreşlere..

Çocuklar için, insanlar için soluk alabilecekleri parklara, yeşil alanlara ihtiyaçları vardır…

Oysa Mağusa maalesef tüm bu hizmetlerden yoksun, gitgide de beterince dökülen bir kent oluverdi!

Böylesi  festivallerle kurtulur mu sanırsınız?

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (CEVABI VERİLEMEYEN İKİ SORU!)

Devletin tek kuruşunu bile “çalmanın, gasp etmenin, dolandırmanın” suç olduğu memlekette; devletin hazinesini yanlış uygulamalarla zarara uğratanların, neden kılına bile dokunulamaz?

Ve yıllardır neden maaşlarını  bir tamam alan dondurulmuş müşavirlerden kariyerleri oranında devlet kademelerinde yararlanılacak bir formül bulunmaz?

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı