Köşe Yazarları

“Yavan ve tatsız!”


Çözüm konusunda Türkiye’nin hiç acelesi olmadığını zaten 45 yıllık çözümsüzlük nedeniyle iyi biliyoruz!

Fakat şunu da biliyoruz: “Çözümü istemeyen Rum tarafıdır. Daha doğrusu “çözüm olacaksa kendi istediği gibi olacak!” Nitekim ispatı kendinden menkuldür.

Kıbrıs Cumhuriyetini yıkıp  yerine “kanlı Noel saldırılarını” koyduktan sonra adada dört yıl terör estiren Rum tarafıdır…

Son zamanlarda “referans” diye lanse edilen BM’ler kararlarının tümünü de geri çeviren yine Rum tarafıdır.

Annan planına Türk tarafı “evet” derken “hayır” deyip kadük hale getiren de Rum tarafıdır.

Crans Montana’da masayı berhava eden Rum tarafıdır.

Ha! Berlin mi? Hiç kuşkunuz olmasın! Daha şimdiden müzakerelerin devamı için Türkiye’nin “Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerini durdurmasını isteyen Rum tarafının” bu  muzırlığı 5’lisini masaya bile taşıtamaz!

RUM tarafının yıllardır bildiğimiz bu siyasi tutumuna ve uzlaşmazlığına karşın eğer kalkar da “andan Karamana kadar Türkiye bizim çizgimize gelmelidir” derseniz adama sorarlar: “Nedir ya ağam senin çizgin?”

“Türkiye üzerimizden elini çekerse   biz “Rum tarafıyla çözümü gerçekleştiririz” mi?

“Türkiye garantörlüğünde ısrar etmezse biz Güney’le hemen anlaşırız mı?”

“Türkiye adadaki askerini çekerse çözüm şip şak hemen gerçekleşir mi?”

“Türkiye Doğu Akdeniz’de  sondaj çalışmalarını durdurup muzırlıktan vaz geçerse biz Rum tarafı ile barışı tesis ederiz mi?”

“Türkiye içişlerimize karışmaz bizi yönetmeye kalkışmazsa Rumlarla hemen anlaşırız mı?”

Sahi nedir Sn. Talat çizgin? Ya da Sn. Erhürman?

YANİ biz Kıbrıs Türk halkı çözüm istiyoruz da Türkiye mi engel oluyor?

O zaman 2004’de nasıl oldu da Annan planı Erdoğan’lı Türkiye’nin büyük desteğiyle referanduma kadar gittiydi? Daha dün Crans Montana’da masayı Türkiye mi berhava ettiydi?..

SAHİ nedir sizin “çizginiz?” Ki aferin Şener Elçil’e.. Açık seçik diyor ki Türkiye’ye “çek git seni istemiyoruz!”

Fakat “sizler” bunu söyleyemediğinizden eveleyip geveliyorsunuz doğrusu çok yavan ve tatsız kaçıyor!                                                                               *****

ZIRT PIRT GREV!

Bir süre önce  KIB-TEK’in El-SEN’i Mağusa’nın bazı bölgelerinde  altı saat elektrikleri  kestiydi. Geçen gün de diğer bölgelerinde kesti!.

Gerekçesi biliniyor. “Hükümet söz verdiğı ve süre dolduğu halde jeneratörler  ihalesine gitmedi!

Ama saptadığım kadarıyla bu “kesintilerden” dolayı tek bir yurttaşın Hükümete sövüp saydırdığını işitmedim! (Affedersiniz evet bizde bu tip vakalarda tepkiler sövgülerle ifade edilir! Ben kendimden siz kendinizden bilirsiniz!)

Fakat bu grevler çoktan beridir “sendikacılığın” lafzına uygun olmuyor. Yani hak arayan “kurumlar” halkı grevleriyle destekçileri yapmak yerine mağdur duruma düşürüp olumsuz tepkilere neden oluyorlar!

OYSA amacın hasıl olması için eylemden ötürü elektrik kesintilerinden bunalan insanların yüzlerini Hükümete dönerek, “yeter be alın şu jeneratörleri de kurtarın bizi bu zırt pırt elektrik kesinlilerinden” diyerek bağırmaları gerekiyordu..

Oysa olmuyor işte! Çünkü halk Elektrik harcamalarının pahasından tutun da sürekli kesintilerine kadar elektrikten çektiğini hiçbir kurumdan çekmedi!

Kıb-Tek çalışanlarının medyada bircik bircik ayazlatılan  parasal kazanımlarına elektrik kullanımında abonelerin ötesinde sağladıkları  imtiyazlara kadar!

Rum tarafı, Yunanistan ve İsrail ile aralarında interkonnekte elektrik akımı transferleri için işbirliği yaparken  bizdeki kurumun Türkiye’den gelecek elektriğe sıcak bakmadığına kadar..

YANİ halk her zaman kül yutmaz! Gelip giden hükümetler tabi hiç dirayetli olamadılar! Beklentilere cevap veremediler! Ve çoğu zaman “Kurumlaşamamak” bir yana “olanları” da yönetmekte çaresiz kaldıkları bir gerçektir..

Ama her Kurumun bir de sendikası hatta iki sendikası olduğu gerçeklerde ne zaman hükümet radikal bir karar alacak olsa hemen “grevlere” gidip Bakanlık kapılarına dayandıkları da bir başka gerçektir.

Ki Başkanlığı döneminde Ferdi Soyer o kapısına dayanan sendikacıları makamına çağırır çay kahve ikram ederdi!

Sonuç: 45 yıldır çözüm masalarında çözüm arayan,Türkiye’den para akışı olmasa memurunu ödeyemeyecek durumda olan bir fukara ve çaresiz KKTC’ye karşın “yerine getirmesi mümkün olmayan talepler sonucu “hemen” greve gidilmesi ya hükümetlerin istifalarına neden olmakta yada erken  seçimlere götürmekte..

YANİ ne? Her yıl bir yeni hükümet! Sonra ne diyoruz? KKTC de huzur ve istikrar yoktur!

*****

KISACA TAKILDIĞIM: (GEZGİN TATAR!)

Maşallah, Başbakanımız Tatar “Evliya Celebi” gibi  bir elinde asası, ayağında çarıkları, bir gün Londralarda bir Gün Türkiyelerde, bir gün filan ülkede “ödüller, plaketler, seremoniler, konferanslar” derken  üstüne üstlük bir de sosyal medyadaki hesabından dağların ovaların, göllerin ormanların yada seçmenleriyle sohbetlerinin resimlerini yayınlamakta..

Merakım şu: Ne zaman Başbakanlık yapmakta?

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı