Köşe Yazarları

Uzlaşılacak, kaçarı yok


Lanet olsun böyle dünya düzenine.

Çipras’a bak, “egemenlik hakkım” diyor, “sonuna kadar koruyacağım” diyor.

Peki be kardeşim, benim, bizzat bölgede toprağı olan benim, sonra bölgenin göbeğindeki Türkiye’nin egemenlik hakkı yok, bilmem kaç mil öteden senin var öyle mi?

“Bölgede bile bile anlamsız sondajlar yaparak tahrik unsuru olan faaliyetlerinizden vazgeçin”.

Senin yaptığın nedir?

Ya da adına konuştuğun Güney’in yaptığı nedir?

Tam bir yavuz hırsız.

Yavuzu da fazla, hırsız.

Gel sen, başkalarının egemenlik haklarını milyon dolarlara ona buna sat, kıyılarında sondaj yap,

sonra da çemkir.

Baştan fazla ihtimal vermiyordum ama, şimdi tamamen kanaat getirdim ki, bu sorun burada kalmayacak. Ne Rum’a ne Yunanistan’a bunu tek başına yedirmeyecekler.

Üçüncü taraflar istikrarsız, tartışmalı bir yere yatırım yapmazlar.

Ya bir savaş göze alırlar Ortadoğu’da olduğu gibi, ya da uzlaşma yolunu seçerler.

Ama mutlaka istikrarı yaratırlar.

Türkiye’yle bir savaşı kim ister?

Yok böyle bir dünya.

Çipras’la Anastasiadis baş başa verip, oldu-bittiye getirmeye çalışsalar da reel politik bu değil.

Durun biraz daha ilerlesin bu işler, göreceksiniz.

Türkiye’nin başlattığı sondajlar etkili oldu. Ama bununla kalmayacak, Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetlerin hukuki ve siyasi zemine oturması sağlanacak.

AB’nin öyle tepeden “önlem alırız” çıkışları, tehditler, şantajlar geçmez uluslararası hukukta.

Daha da önemlisi, yatırımcı suya yazı yazmaz.

Bunların hepsi el-ense çekmeler, güç gösterileri, geri adım attırma çabaları.

İşte İngiliz Silahlı Kuvvetler Bakanı da söyledi, uzlaşma şart, kaçarı yok.

Güney’den ve Yunanistan’dan artan oranda saçmalık gelmeye başlaması da telaşlarındandır.

 

NEDİR AMA BU GİZLİLİK?

Defalarca yazdık.

Şu Slovenya’nın yürüttüğü iki toplumlu siyasi partiler toplantısı…

Dedik ki, 30 yıl olmuş, siz Çek’lerle bir güzel ayrılmışsınız, bizi birleştirmeye çalışıyorsunuz, iyi de ne yaptınız bunca zaman?

Çay, kahve faslı olsa sorun yok.

Ama bu haftaki toplantının konusu gerçekten çok manidardı.

“Birleştirilmiş seçim kaydı, tek millet, tek halk ve tek seçim pusulası”…

Ne konuşuldu bu toplantıda?

Kim ne dedi?

Bu tez, Kıbrıs Türk tarafında kimsenin savunduğu bir tez olamaz.

Tüm partilerin karşı olduğu bir şey bu.

Ne yani, siyasal eşitlikten mi vaz geçeceğiz?

Tek seçim pusulası ne demek?

Azınlık olmayı mı tartışıyoruz?

Gerçekten merak ediyorum, ne konuşuldu o toplantıda?

Ve aralarında, Meclis’te temsil edilen TDP de var.

En azından onun hepimize bir açıklama borcu var.

Her nedense onlar da sessiz kalmayı tercih ediyorlar…

YERİN KULAĞI VAR

 GÜNEYE TRUMP TEHDİDİ:

ABD Senatosu Dışilişkiler Komitesi, Trump’dan şu iki konuya açıklık getirmesini istedi; “Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti, kara para aklama karşıtı düzenlemeleri ve mali düzenleyici gözetimi uygulamak amacıyla ABD Hükümeti ile işbirliği yapmaya devam ediyormu… Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti, Rus askeri gemilerinin yakıt ikmali ve servisi için limanlara ulaşması için gerekli adımları attı  mı”. Anlaşılan Rumlar da Trump’ın tehdidi altında. Komite üyeleri, “eğer bunları yerine getirmiyorsa, sen Güney Kıbrıs’la nasıl müttefik olursun” demeye getiriyor…

İŞİ YARGIYA BIRAKIN:

Başta Başbakan ve UBP Genel Başkanı Ersin Tatar olmak üzere birçok UBP’li vekil Özgürgün olayıyla ilgili, sahip çıkma mesajları verip, onun “suçlu” olduğuna inanamadıklarını açıklıyorlar günlerdir. Kardeşim konu yargının önünde ve henüz sonuçlanmamış, siz suçlu olup olmadığına nasıl karar veriyorsunuz. Bırakın da bu işin o yanına yargı karar versin. Ya suçlu çıkarsa, ne diyeceksiniz? Yok eğer sırf parti içindeki Özgürgün krizini hafifletmek ve ona sahip çıkar gibi görünmek istiyorsanız, onda da pek inandırıcı olamadınız…

 ELİNİ TUTAN MI VAR:

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faiz Sucuoğlu, yabancı uyruklu ve üçüncü ülkelerden çalışmak için gelen insanların ülkede karşılaştıkları sıkıntılar ve suiistimallerle ilgili olarak; “Bir yerde bir bataklık var, siz sivrisinekleri öldürmeye çalışıyorsunuz ama bataklık sürekli sivrisinek üretiyor. Bu işten rant elde eden şahıslara, ekiplere, şirketlerin üzerine cesaretle gitmek gerektiği” değerlendirmesinde bulundu. Bakanın tesbiti doğru ancak, eminim bunların kimler olduğunu da biliyor. O zaman bunların üzerine gidecek olan, bu “rant çetesini” ortadan kaldıracak olan da yine kendisidir…

GÜLME KOMŞUNA….:

Geçmiş hükümeti “dört başlı, uyumsuz” diye suçlayan dönemin ana muhalefeti UBP, bugün iki başlı bir koalisyonun büyük ortağı olarak, küçük ortakla aynı dili konuşmayı beceremiyor. Maraş açılımıyla ilgili hala daha farklı tellerden çalmayı sürdürüyorlar; hakkında soruşturma başlatılan Özgürgün meselesi ha keza. Komite Başkanını bile seçemediler. Birbirlerine güvenmezlermiş. Uyuma bakın.

YA GETİRENLER:

Son 7 günde KKTC’de yakalanan “kaçak” sayısı 74 oldu. Kaçak ve kayıtsız çalışan bu kişiler gece operasyonlarında yakalanıp, işlemleri tamamlandıktan sonra bir bir sınır dışı ediliyor. Ve bu haberler hergün gazetelerde yer alıyor. İyi de bu insanları ülkeye getirten, onları kaçak çalıştıran işverenlerle ilgili tek haber okudunuz mu? Tamam birçoğu “turist” olarak geliyor ama, birçoğu da iş insanları tarafından getirilip kaçak çalıştırılıyor. Nasıl ki bu insanların isim ve resimleri boy boy gazetlerde yer alıyor, bunları getirenlere de aynı muamele yapılmalı…

 

TAŞI TOPRAĞI ALTIN:

Ülkenin neredeyse her kesimi ekonomik olarak zor günler geçiriyor ama, sanki buranın taşı toprağı altın misali ipini koparan, iş arayan her ırktan insan bir yolunu bulup kapağı buraya atmaya çalışıyor. Adam “turist” statüsüyle giriş yapmış, iş aramış. Bulamayınca, parası da bitmiş, polisten ülkesine iade edilmesini istemiş. Bedava bilet yani. Gümrük kapılarında hala bir denetim yapmamanızın nedeni ne, kimden korkuyorsunuz anlamadım…

 ZİRVEDEKİLER

Rasıh Reşat: “Meclis’teki çoğu milletvekilinden siyaset bağlamında daha tecrübeli birisi olarak yeni siyasete atılacak olan milletvekillerine öğüdümdür: Milletvekili seçildiniz. Mazbatayı aldınız. Yemin edip göreve başlamadan milletvekili dokunulmazlığınızın kaldırılmasını talep edin ve bu konuda ısrar edin. Çünkü artık bu Meclis’te milletvekili dokunulmazlığı bir demokratik ayrıcalık değil, bir tehdit haline gelmiştir”…

 

 DİPTEKİLER

Gülşah Manavoğlu: Milletvekili olarak sosyal medyadan yaptığınız çeşitli gönderme ve benzetmeler toplumun bazı kesimlerinde hoşgörü ile karşılanmıştı. Hatta paylaştığınız “timsah” ve “kırbaç”  resimleri birçoğuna ilham kaynağı bile olmuştu. Ancak son “ vatan haini” çıkışınız pek hoş olmadı. Keşke böylesi ağır bir suçlama yerine, konuya daha seviyeli yaklaşabilseydiniz…



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı