KıbrısManşet

Aşağı Maraş ve Ayluga’daki koçanlar da mı iptal edilecek?


Öntaç Düzgün

Bilindiği gibi Taşınmaz Mal Komisyonu, Kapalı Maraş bölgesinde mülkleri bulunan Kıbrıslı Rumların iade, takas veya satış başvurularını kabul etmemektedir. Buna gerekçe olarak ise Mağusa Kaza Mahkemesi’nin 2005 yılında bölgenin tümüyle Vakıflar İdaresi’ne ait olduğu yönünde verdiği karar gösterilmektedir. Şimdiye kadar komisyona müracaat yapan ve reddedilen yaklaşık 5 yüz kişiden 25’i, “Taşınmaz Mal Komisyonu”nun bir iç hukuk aracı olmadığı gerekçesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)e başvuruda bulunmuştur. AİHM bunlardan birisini pilot dava olarak seçmiş ve Türkiye’ye geçtiğimiz 18 Haziran’a kadar savunma yapmasını istemişti. O tarihte ise Türkiye 6 haftalık ek bir süre istemiş ve soruna bir şekilde yeni bir durum kazandıracağını taahhüt etmişti. O tarihte ise KKTC Hükümeti, bir adım atarak Başbakan’a göre “Maraş’ı Türk idaresinde yerleşime açma”, Dışişleri Bakanı’na göre ise “Sadece envanter çıkarma” kararı almıştı. İşte ne olduysa dananın kuyruğu orada kopmuştu.

Kimilerine göre Maraş konusunu Mağusa Kaza Mahkemesi kararı dışında tartışmak, “vatana ihanet” ya da “Rum casusluğu”dur. Bunu hiç çekinmeden yazıp çizenler var. Yapılan yorumlarda işi tehdide kadar götürenler var. “Maraş bizimdir bizim kalacak” türü ahkam kesiliyor. Bizimkilerin söyleminden ağzı sulanıp Maraş’a yatırım yapmak istediklerini söyleyen Türkiyeli “iş insanları” bile türedi.

Oysa durum hiç de birilerinin sandığı kadar basit değil.

 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin  “Maraş bölgesine kendi sakinleri dışındaki insanların yerleşmesi tehdidinden endişe duyduğu” yönündeki 541-550 sayılı kararlarını bir kenara koysak bile, hükümetin Maraş kararını ilerletmesi yani Türkiye’nin uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak yeni durumlar yaratması nerede ise imkansız. Şöyle ki;

Mağusa Kaza Mahkemesi’nin 2005 tarihli kararı, AİHM tarafından uluslararası hukuk normları bakımından geçersiz addediliyor. Çünkü bu mahkeme, Maraş’ta şimdiye kadar onlarca defa el değişmiş mülklerin son sahiplerini muhatap almadan, sözü edilen mülkleri bir başkasına devrediyor. Zaten mahkeme aldığı kararda bu durumu şöyle izah ediyor: “Davacının (Vakıflar İdaresi) tanıklarının (dönemin başsavcısı Akın Sait) belirttiklerini, aksi şahadet yokluğunda doğru kabul ederiz

Peki, bu davada davacı Vakıflar İdaresi aslında ne talep ediyor? 1748 yılında Halep Beylerbeyi Abdullah Paşa tarafından kurulan ve toplam büyüklüğü 60 bin dönüm olan arazilere Evkaf Yasası olan Ahkamü’l Evkaf’a aykırı bir şekilde el konarak Rumlara dağıtıldığı ve vakfa tekrar iadesi talep ediliyor. Bu arazilerin nerelerde olduğu iddia ediliyor? Kararda yer alan şekli ile;

  • Ay Loukas (Mağusa Ayluga Mahallesi),
  • Aşağı Maraş,
  • Derinya,
  • Eptakomi,
  • Ay Mennon (kapalı Maraş),
  • Maraş,
  • Komikebir

Sadece Maraş ile ilgili olarak ileri sürülen koçan sayısı bin 472. Bu tutarın Kapalı Maraş bölgesinin yüzde 97’sine denk geldiği tahmin ediliyor.

Mağusa Kaza Mahkemesi’nin Maraş’ın Vakıflar İdaresi’ne ait olduğunu ileri süren kararında bazı gariplikler de dikkat çekiyor. Kararda, “Evkaf’ın 1878-1915 döneminde kendi yöneticileri tarafından idare edildiği” ancak “1915’ten sonra başına bir İngiliz’in getirildiğini ve yanına da her zaman bir Türk’ün görevlendirildiği” söyleniyor. Bu tarihten sonra “Müslüman Dini Taşınmaz Malları”nın  bu ikili tarafından yönetildiğinden söz ediliyor. Evkaf mallarının tarumar edildiği dönem olarak ise 1913-1916 dönemi gösteriliyor. İngilizlerin bu arazileri Evkaf Yasası’na aykırı olarak özellikle Rumlara devrederken yanında her zaman bir Türk görevlinin de bulunduğundan ve böylesi bir durumda Türk görevlinin itiraz ya da dava girişiminde neden bulunmadığı üzerine bir tek kelime edilmiyor. Belge sunulamıyor.

Karardaki en ilginç iddia ise; 60 bin dönüm arazisinin, 70 yıl önce gasbedildiğini iddia eden Vakıflar İdaresi’nin durumu 1974 yılında Kapalı Maraş’ta bulduğu tapu belgelerinden öğrendiğinin iddia edilip kabul görmesidir. Sözü edilen tapuların Evkaf’ın Lefkoşa merkezinde bulunmamasının gerekçeleri söz konusu edilmiyor.

Evkaf malları da devredilir

Savunmanın bütün bu tutarsızlıklarını örtbas etmesi için kullandığı argüman ise; Geçtiğimiz yüzyılda Ömer Hilmi Efendi tarafından yazılan ve her dönem (ve halen) Evkaf İdaresi’nin yasası olarak kabul edilen Ahkamü’l Evkaf’ın “Evkaf mallarının devredilemeyeceği” yönündeki bazı maddeleri olmuştur. Ancak dönemin başsavcılığı, “Evkaf malları devredilemez” meali olan bütün maddelerin ıcığını cıcığını çıkarırken, Evkaf mallarının bile bazı şartlarda devredilebileceği ile ilgili bir maddeyi madde 438’i (hiç olmazsa inandırıcılık bakımından) gündem konusu yapmamıştır.

Evkaf mallarının bile devredilebileceği durum, Ahkamü’l Evkaf’da şöyle yer alıyor: “Bir kişi bir mülkü̈ bir vakfın mütevellisi karşısında 36 yıl mutasarrıfı olup da mütevelli bu süre zarfında mazeretsiz olarak sessiz kalmış̧ iken, halen mütevelli ‘söz konusu mülk yıllar önce mütevellisi olduğum vakfın müstegallatındandır’ demek suretiyle bir dava açar ise, açılan dava görülmez (mesele 438). Yani, bir kullanıcı 36 yıl süre ile kesintisiz olarak Evkaf malını kullanıyorsa ve vakıf bu malla ilgisini kesmiş kira almıyorsa o mülk doğrudan kullanıcıya geçmiş olur.

Aşağı Maraş ve Ayluga tapuları

Türkiye’nin AİHM’e “ne haliniz varsa görün Maraş bizimdir” demeyip 6 haftalık ek bir süre talep etmesi muhakkak ki politik bir tutumdur. Ancak Mağusa Kaza Mahkemesi’nin 2005 kararı, KKTC’yi de ilgilendiren yığınla sonuçlar doğurmaktadır. Bu karar, Aşağı Maraş’ın da Ayluga’nın da çoğunlukla Evkaf’a ait olduğunu ileri sürmektedir. Sözü edilen bu yerler nüfus yoğun bölgelerdir ve büyük ihtimalle “Evkaf malıdır” denen bu yerlerde inkişaf yapılmıştır. Bu yerlerde inşa edilen evlere 1974 yılından sonra Türkiye’den Baf’tan ve daha pek çok yerlerden aileler davet edilerek yerleştirilmiştir. Her evin, her mülkün ayrı ayrı tapu koçanları vardır. Soru şu: KKTC makamları bu kararda ısrar ederlerse bu tapular da mı iptal edilecektir?



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı