Köşe Yazarları

Tatar adaydır, karar verilmiştir…


Dedikodu yapıp eğlenmeyi severiz…

En sevdiğimiz de siyasi dedikodudur.

Küçük toplumlarda yaygındır. Hele bir de “ada”ysa…

Aslına bakarsanız, dedikodu gerçekte birilerinin başkaları üzerinde, -moda deyimle- algı yaratmasına hizmet eder.

Özellikle de siyasi dedikodular maksatlı olarak piyasaya sürülür, birilerini kötüler, başka birilerinin ekmeğine yağ sürer.

Eskiden de böyleydi.  Ama şimdi o sanal alem var ya, hepimiz dedikodu takip ettiğimizi sanarak, farkında olmadan yönetiliyoruz.

Asıl sorunlarımızı bile siyasi dedikodular kadar dile getirmiyoruz. Toplumsal tepki oluşturamıyoruz. Neyin iyi, neyin kötü olduğunu ayırt edemez duruma geldik.

Daha cumhurbaşkanlığı seçimlerine en az 7 ay var. Dedikodular başlayalı bir seneyi geçti. Karşımıza çıkan her konuyu, adayları bile belli olmayan bir seçime bakarak değerlendiriyoruz. Gardlar alınıyor, tutumlar belirleniyor.

Öyle bir boyuta geldi ki, sırf “falanca kazanmasın” diye, devlet, devletin politikaları bile zarar görüyor.

Varsa dıştan seyreden, ki epeyce var, bir halkın kendi kendine bu kötülüğü nasıl yaptığına şaşıyordur sanırım…

Alın işte yeni bir mesele, günlerce de bunu tartışalım, başka bir şey düşünmeyelim.

UBP Lefkoşa İlçe Başkanı Sadık Gardiyanoğlu, partisinin tabanı adına konuşuyor, “Taban UBP Genel Başkanı Tatar’ın aday olmasını istiyor”, nokta….

E hani de partinin yetkili kurulları belirleyecekti? Algıladınız mı…

Gardiyanoğlu’nu bir tarafa bırakalım, partide Tatar’ı isteyen bir kesim var zaten, o da onlardan biri. Kim olduğunun önemi yok.

Önemli olan bunun bizzat partinin yayın organında söylenmiş olmasıdır. Web tv’sinde söylenmiş, gazetesinde ön sayfadan yer verilmiş. Başkan’ın haberi ya da onayı olmadan böyle bir yayın yapılabilir mi?

Karar verilmiştir, Tatar kendine rağmen adaydır, başka şansı kalmamıştır, konu kapanmıştır…

 

“SİYASİ EŞİTLİĞİ ŞEYTANLAŞTIRDI”…

Başlıktaki ifadeyi bizden biri söylemiyor.

AKEL’in Sözcüsü Stefanos Stefanu söylüyor. Bakın hangi cümlelerle…

“Üzülerek görüyoruz ki, Anastsiadis’in kamuoyu önündeki açıklamaları, doğrudan diyalogun yeniden başlaması çabasından başka her şeye hizmet etmektedir. Siyasi eşitlik ve etkin katılım konusunun devam eden şeytanlaştırılması, sarf edilen çabanın en ciddi engelidir ve olası bir başarısızlığın sorumluluğunun Kıbrıs Rum tarafına yüklenmesi tehlikesine gebedir. Güvenlik Konseyinin son kararında siyasi eşitlik terimini hatırlatmayı gerekli görmesi tesadüf değildir. Bu terimin temel boyutu, iki toplumun, federal hükümetin karar ve organlara etkin katılımını teşkil etmektedir. Etkin katılımın tam olarak neyi içerdiği yıllardır tartışılıyor”…

Bunlar gerçekler, doğrular. Ama gözardı etmediğimiz bir gerçek daha var.  AKEL de bunları siyasi muhelefet etme adına söylüyor.

Eğer toplumsal bir muhalefet olmuş olsaydı, Anastasiadis de bu oyunu bu kadar rahat oynamazdı…

 YERİN KULAĞI VAR

HAYALLER GERÇEK OLMADI:

UBP’de cumhurbaşkan adaylığında ibre Genel Başkan ve Başbakan Tatar’a dönerken, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu bir tv programında,  bağımsız aday olasılığından bahederken, “Kudret bey şu an bir partinin başkanı” dedi. Yani olmayacağını bile bile, “bağımsız çıkarsa olur” mu demek istedi? Boş bunlar, oyalama. Tatar metazori adaydır.

 

ATMA RECEP:

Başbakan bu yıl ekonomide % 5 büyüme olacağını söyledi. Hangi nüfus ve planlamaya göre bu iddiada bulundu? Nüfusunu dahai bilmediğiniz bir ülkede bu rakamı nasıl bulabilirsiniz. Daha önce de kişi başına düşen geliri 25 bin dolara çıkaracağını açıklamıştı. Hergün artan nüfusu düşünürsek bırakın birkaç yılı 25 yılda bu rakama ulaşmamız bile bir mucize olur. Hoş zaten iş çevreleri de gereçkçi bulmamışlar.

 

AZ BİLE YAPMIŞ:

Rum tarafı, Çavuşoğlu’nun kendi Dışişleri Bakanlarının elini sıkmamasına çok içerlemiş. Keşke o eli bizim Cumhurbaşkanı Akıncıya uzatıp, aynı federal çözüm talebinde  bulunsaydı. Yok sen eğer, “benim muhatabım Kıbrıslı Türkler değil, Türkiye’dir” dersen, o zaman alacağın cevap da bu olur. Yine de az bile yapmış size…

 

LİSTEYİ GEÇ, TAHSİLATA BAK:

Vergi listeleri mevsimi geldi. Millet didik didik inceleyecek, kim ne beyan etmiş diye. Trilyonerlerin beyan ettikleri vergiye sövecek falan. Ama bu öfke, “haydi bakalım bunu olsun toplayın da görelim” tepkisine dönüşmeyecek. Ben bu listeleri hiç merak etmem. Çünkü verginin tarh ediliş şekline inanmam. Benim beklediğim Maliye Bakanlığı’nın başlattığı harekatın sonuçlarıdır. ‘Şu kadar yüzsüzden, ödemedikleri şu kadar parayı tahsil ettik’ denilen o açıklamayı bekliyorum…

 

KUZEY’DE YAŞAMAK İÇİN 150 MÜRACAAT:

Cyprus Mail, Rum Yönetimi’nin kuzeyde yerleşmek isteyen gençlere teşvik açıklamasından sonra, ilgili komiteye 150 müracaat geldiğini, bunların çoğunluğunun Maronit köylerini tercih ettiğini, 20 kadarının Karpaz’a yerleşmek istediğini yazdı. Ancak Komite’nin Başkanı, teşvikten yararlanabilmek için kişilerin kuzeyde en az bir yıl yaşamasının öngörüldüğünü, duruma sonra bakılacağını söylüyor. Bu da attıkları adımın sırf politik bir taktik olduğunu gösteriyor. Diğer yandan, KKTC hükümeti hala da Maronit köyleri konusunda karara varmış değil…

 

KAÇAKLARA YOL OLMUŞUZ:

Adana’da, bankalar arasında uluslararası para taşımacılığı yapılan güvenlik şirketinden 4 milyon 795 bin Euro çalınması olayıyla ilgili firari Hasan B. yakalanmış. Bize ne demeyin, her melanetin ucu buraya değiyor. Polis, Hasan B.’nin KKTC üzerinden yurt dışına kaçma planı yaptığını da saptamış. Suçluların, hatta arananların bile kolayca girebildiği  bir ülke olmaktan öteye geçmişiz. Başka ülkelere kaçış yolu da olmuşuz. Siz daha vize, muhaceret tüzüğü falan hazırlayın.

 

 

 

ZİRVEDEKİLER

Mehmet Ali Talat: “Maraş’ın açılması gündeme geleli UBP, Taşınmaz Mal Komisyonu’na sahip çıkmaya başladı… Ey konjonktür, sen nelere kadirsin! Yasayı geçirdiğimizde soluğu Anayasa Mahkemesinde aldıklarını unutmadık… Ve unutturmamalıyız. Halkımız UBP’nin nasıl bir öngörüsü olduğunu tam olarak bilmeli, hatırlamalı”.

 

DİPTEKİLER

Kamu Malını Gasp: Dün Havadis’te okudunuz, Kervansaray bölgesine illa da bir balıkçı barınağı yapma çabası var. Oradaki üç plajı öldürecekler. Deniz kirlenecek, milyonluk mülkler değer kaybedecek. Meğer bir önceki koyda halen var olan barınağı, birilerine peşkeş çekmişler, yeni yer arıyorlar. Ne izin, ne ÇED raporu ne Bakanlar Kurulu kararı, ama çaktırmadan iskeleyi her gün büyütüyorlar. Bu en basit tabirle kamu malını gasptır. 11 kişi Bakanlar Kurulu’nu oluşturdu diye, denizlere, kıyılara bu kadar vahşice elleme hakkına sahip midir? Daha yazılacak çok şey var, izlemedeyiz…

 

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı