Köşe Yazarları

Taşkent Doğa Parkı’ndan yardım çağrısı…


Bilmem gidip göreniniz oldu mu?

Taşkent tepelerinde Kemal Basat’ın, tüm birikimini ortaya koyarak yarattığı bir cennet var. Doğal güzelliği bir yana, orada çok ciddi bir de kamu hizmeti veriliyor.

Sorun yaşayan doğa hayvanları, burada kurulu Yaban Hayat Rehabilitasyon Merkezi, Deniz Kaplumbağaları Rehabilitasyon Merkezi, Yaban Hayat Hastanesi ve Hayvan Laboratuvarı ile kurtarılıp rehabilite ediliyor ve tekrar doğaya bırakılıyor. Tedavi gören kaplumbağalar, yaralı gufi yılanı ve en son da geçen yıl kuruyan Kanlıköy barajından kurtarılan 8 bin balığın bu tesislerde kurtarılarak, doğaya döndürülmesiyle basında yer aldılar. Şimdi de ülkede yetişen bitkilerin toplanacağı bir herbarium kurma çalışmaları var…

Fakat geçtiğimiz günlerdeki aşırı yağışlar, Taşkent Doğa parkı’na büyük zarar vermiş.

Aşağıda yaptıkları yardım çağrısı var. Tahribatın büyüklüğü hemen anlaşılıyor. Başta, aralarında işbirliği sözleşmesi olan Turizm Bakanlığı olmak üzere devletten, özellikle inşaat sektöründen ve yurttaşlardan destek bekliyorlar. Bu tesise yardım etmek bir görev. Çünkü resmi kurumların yapmadığını yapıyorlar.

Çağrı mektubu şöyle;

“Taşkent Doğa Parkında hafta sonu yaşanan doğal afetten dolayı çok hasar gördük…

Yaşanan sel felaketi piknik alanımıza, açılmasına günler kalan Yaban Hayat Hastanemize, kendi imkanlarımızla genişletip yağmur drenajı olarak kurulan V kanallarına ve yağmur toplama barajımıza ciddi hasarlar vermiştir.

Mevcut olan kötü durumdaki yol için yıllardır yaptığımız girişimler ne yazık ki sonuçsuz kaldı.

An itibarı ile de Taşkent’ten Piknik Alanına, oradan da Buffavento Kalesi ve Girne Dağyoluna giden yolun açılması ve diğer hasarların giderilmesi için Doğa Parkı ekibi tek başına mücadele ediyor. Kendi bünyemizden elimizden geleni yapıyoruz ama yeterli değil.

Şimdi sizden yardım eli uzatmanızı istiyoruz. Taşkent Doğa Parkı bir hayır kurumudur.

Bir yaban hayat, hayvan refahı ve eğitim kurumudur. Fakat şu anda her şeyimizi bıraktık, altyapı çalışması yapıyoruz.

İster inşaat şirketi, ister belediye, ister şahıs olun, desteğiniz bize ve yaptıklarımıza katkı sağlayacaktır.
Acil İhtiyaçlarımız: 2 x kepçe, 20 x adam gücü, 10 x kürek, 40m3 beton, 1 x silindir, 15 sert süpürge

Ayrıca Doğa Parkına bağış makbuzu karşılığı maddi destekte bulunmak isteyenler(şirketler bağışlarını vergiden düşebilirler) bizimle iletişime geçsinler.

İletişim için: 0548 8111156 – Funda”…

 

 MAHKUM SAYISI, DÜNYA ORTALAMASININ ÜSTÜNDE…

World Prison Brief tarafından yapılan bir araştırmayla, dünya ülkelerinde, her 100 bin kişiye düşen mahkum sayısı belirlenmiş.

Örneğin ABD başı çekiyor. Her 100 bin kişiye 655 mahkum var. İkinci El Salvador, 597 kişi. En dipte, 33’le Hindistan, 43’le Pakistan var.

Şimdi bize bakalım. Şu anda yeni bir cezaevi yapma zorunluluğumuz var ve hali hazırda 172 kişilik cezaevinde 532 mahkum ve tutuklu bulunuyor.

KKTC nüfusunu 374 bin kabul edersek, her 100 bin kişiye düşen mahkum sayısı 152 çıkıyor ki, bu da bizi listede ortalarda bir yere yerleştiriyor. Ayrıca böyle bir listenin bence yüzölçümüne göre de değerlendirilmesi lazım.  Bu bir avuç memlekette böyle bir ortalama çok yüksek.

Sürekli olarak, “nüfusumuza göre suç oranı öyle büyük değildir, abartılmasın” denir ya, işte rakamlar ortada.

Çarpın, bölün göreceksiniz…

 

 YERİN KULAĞI VAR

BEKA DEĞİL, EKONOMİ:

Türkiye yerel seçimleri de gösterdi ki, vatandaşın derdi “beka” değil, “ekonomiymiş”. Seçmen, patates soğanla “kurşun” mukayesesi yapanlara değil, “filedeki pahalılığa” pirim verdi. Bundan sonra ne olur kimse bilemez ama, çok şey değişeceğini beklemek biraz hayalcilik olur…

BİZDEN BİRİ:

Kesin olmayan sonuçlara göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığı söylenen Ekrem İmamoğlu, meğer bizim suyumuzu içmiş. Öğrencilik yıllarında Türk Ocağı futbol takımında, (1988-90) kalecilik yapan İmamoğlu’nun seçimlerdeki başarısı KKTC’de “bizden biri” olarak sevinçle karşılandı…

ŞAHALİ AÇIKLAMALI:

Dün bir ara Meclis tv izlerken, Nazım Çavuşoğlu, Toprak Ürünleri Kurumu’nu kurtarma adına, ithal mallardan kesilerek oluşturulan yüzde 3’lük fonun TÜK’e değil, Maliye’ye gittiğini iddia etti. Yayının devamını izleyemedik. Sonra TAK haberine baktık, ne bu iddia, ne de Bakan’ın yanıtı yoktu. Bakan Şahali halka da bir açıklama yaparsa işin aslını öğreneceğiz…

 ÇOKLU TARİFE BİLMECESİ:

1 Nisan itibarıyla elektrikte uygulanmaya başlanan ve pahalı reklamlarla tüketicinin gözüne sokulan  çoklu tarifeler, yapılan zammı gizleme çabasıydı aslında ama onu da başaramadı. Aksine o reklamları gördükçe, sinir katsayımız artıyor. Kıb-Tek hala daha bilinçli kullanımla ( nasıl olacaksa) “ucuzluk” olacağında ısrarlı. Yeni faturalar geldiğinde kontrol bizde mi, değil mi göreceğiz…

POLİSE ŞİKAYET VE CİNAYET:

Kadına şiddet artarken, önleme adına kurulan derneklerin, örgütlerin sayısı da artıyor, alınması gereken tedbirler sıralanıyor, uyarılar yapılıyor. Ama ne ilginçtir ki, son dönemde cinayete kurban giden kadınların çoğunun daha önce polise şiddet gördükleri konusunda şikayette bulunduğu ortaya çıkıyor. İşte bizim çıkmazımız bu noktada düğümleniyor…

İSTANBUL’A GİDİŞLER BAYAĞI DÜŞMÜŞ:

Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, okulların kış tatilleri nedeniyle, her yıl yoğunluk yaşanan Ocak-Şubat aylarında İstanbul’a giden Kıbrıs Türklerinin sayısı, yüzde 29,7 azalmış. Kıbrıslı, İstanbul’a gitmeyi sever. Hatta Beyoğlu’nda, sadece KKTC’den gelenlere hizmet veren oteller bile oluştu. Ancak bu yıl fakirleşmemiz oranında, İstanbul seyahatlerimiz de düşmüş…

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “AK Parti’nin KKTC ile ilgilenen ‘kadroları’ bir süredir aynı muhafazakar yapıyı KKTC’ye de taşımak için çalışıp duruyorlar. Dünkü yerel seçim sonuçları kaldıkları yerden aynen devam edeceklerine işaret ediyor. CHP’yi muhafazakar alana çekenler, benzerini Kıbrıs Türklerine de yapacaklarını zannediyorlar. Fakat fena halde yanılıyorlar. Şimdiki CHP yönetimi sapsa da Kıbrıs Türkü CHP’yi kuranların ideolojisi ve yaşam biçiminden asla sapmayacaktır. Bu da böyle biline”…

 DİPTEKİLER

Gıda Mühendisi Olmayan Tarım Bakanlığı: Neden sürekli olarak tarım ürünlerinde zehir çıkıyor, neden mücadele başarısız diye düşünen varsa, işte yanıtı. Gıda Mühendisleri Odası açıkladı; “Tarım Bakanlığı’nda tek bir gıda mühendisi yok… Bunun yanında birçok belediyede denetimler, konuyla ilgili uzmanlığı olmayan kişiler tarafından yapılmaktadır”. Bal yapmaz arı gibiyiz. Hayatta kalmamız mucize.

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı