O kadar büyüksün ki asgari ücretlinin maaşından kesinti yapar sonra döner ayni asgari ücretlinin elektrik ücretlerinde indirim yapacağını müjdelersin! …Böylesi kıstasları anlamak hiç mümkün olmaz...
Mutlu dediğimiz Barış Harekâtından bu yanadır bir yandan kurduğumuz Devletin organlarını teşkil eden Kurumlarıyla birlikte çarklarını döndürmeye çalışıyoruz, fakat dönmüyorlar; öte yandan sosyoekonomik düzeye ulaşabilecek...
“Devlet olduk ama arzu ettiğimiz yada hayal ettiğimiz düzeni kuramadık!” Ne aldığımız kararlarla Anayasada yaptığımız değişiklikler ne de kendimize yönelik suçlamalarımızla özeleştirilerimiz “KKTC” dediğimiz Devleti...
Durum vaziyetlerimize baktıkça yüreği sızlayan bazı gazeteci refiklerimiz “neden onlar öyle, biz neden böyleyiz” yakınmasıyla yetinmiyorlar: Bircik bircik somut rakamlarla işte Kuzey işte Güney kıyaslaması...
SORALIM: Hangi siyasi yönetim erki yurttaşlarına böylesi sıkıntılı ve ezgi cefa dolu yaşam koşullarını reva görür bilemem! Eğer savaş yoksa.. Her tarafı yıkıp viraneye çeviren...
Geçtiğimiz gün adadaki tarihi varlık nedenimizin dönüm noktalarını teşkil eden iki üç tarihi olguyu, “1 Ağustos Toplumsal Direniş Günü” başlığıyla tek bir cümlede bütünleştiren ulusal...
Bizim “Devletimiz” yapar! Hem de “Asgari ücret” gibi ötesi tüm maaşların miyarı olacak bir değerlendirmeyle! HEM de yüzde 56’ları orsa etmiş hayat pahalılığını dikkate alınmadan!...
Önce yadsınamaz gerçeği hatırlatalım. “Türkiye Cumhuriyet tarihinin en güçlü ve olması gerektiğince “en itibarlı” dönemlerini yaşıyor. Erdoğan bir mucize yarattı. Türkiye’yi sınırları dışına taşırdı, ekonomik...
DİYORUM Kİ: Ne Ergenekon’dan geldik bu adaya dağları delerek ne Orta Asya’dan. 1571 de Osmanlı’nın adayı fethetmesi sonrasında Türkiye’nin Güney sahillerinden taşındık adaya.. ÜSTELİK çok...
“SEN ALEMİ KÖR, SAĞIR VE APTAL MI SANIRSIN“ diyordu bir şiirinde şair! Bir diğeri de “neler yapmadık bu vatan için. Kimimiz öldük kimimiz nutuk attık”...