Köşe Yazarları

KKTC HALKI HEP ALDATILARAK MI YÖNETİLECEK?







Mutlu dediğimiz Barış Harekâtından bu yanadır bir yandan kurduğumuz Devletin organlarını teşkil eden Kurumlarıyla birlikte  çarklarını döndürmeye çalışıyoruz, fakat dönmüyorlar; öte yandan sosyoekonomik düzeye ulaşabilecek büyük bir çaba harcıyoruz ama başaramıyoruz!




KISACA ne rahmetlik Ecevit’in Harekâtın hemen ardından vaat ettiği “askeri zaferi ekonomik zaferle taçlandırabildik” ne de “siyasi yönden bir dünya Devleti olabildik!” Büyük olasılıkla bundan sonra da öyle geldik böyle gideceğiz!



Kİ SON GÜNLERDE  neden gerek görüldüğünü ancak hikmeti kendinden menkul “büyüklerimizle” çok değerli iş insanlarımızın bilebildiğince, “yabancı uyruklulara KKTC de daha fazla  mal mülk satmak yada kiralamak için yeni yasalar çıkarmaya çalışıyoruz.

Kİ  KKTC dediğiniz coğrafya 9 bin 251 kilometre karedir!                                                                                       100 bin konutluk bir site yapılacak olsa bunun için 5 bin dönüme ihtiyaç varmış. Bunu bizazat Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer söylüyor da yine anlamadık:

NEDİR bu yabancı uyruklulara mülk satışı yada kiralanmasıyla ilgili girişimler?

Kİ dün de az biraz dedikti:  “Henüz çözüm olmadan, Rum tarafı ile Kuzey Güney, Türk Rum mülkleri konusunda mahsuplaşmadan bu tip 3. ülke insanlarına mal satışı yada kiralamalarına cevaz verilmesi ne kadar doğru olacak? Faydası ne olacak?

YOKSA bu sayede  beynelminel olmayı mı tasarlıyoruz! Değil mi ki KKTC’yi siyaseten tanımıyorlar! Sereriz emirlerine amade topraklarımızı oluruz tanınmış!

VAKTİ zamanında rahmetlik Özal da Mağusa limanının devamına “Serbest Liman” inşa ettirdiydi. KKTC’yi Ortadoğu’nun Beyrut’u Uzak Doğu’nun Tayvan’ı yapacaktı!  Gemilerin biri giderken 10’nu gelecekti! Hem para kıracaktık hem de kendimizi dünyaya tanıtacaktık!

AHA büyük düşünce! Aha eserimiz serbest liman ve sonucu!  Ki Mağusa limanından utanıyorum!

***

KONU LİMAN’DAN AÇILMIŞKEN YAZALIM: Geçtiğimiz günlerde medyada iki üç  satırla geçiştirilen bir haber vardı. Erhan Arıklı  bazı tasavvurları yanı sıra  Limanların özelleştirilmelerinden söz ediyordu..

Buna karşılık Bakan olduğu dönemlerde bile muhalif çıkışlarıyla ünlenen bu nedenle koalisyonlar yıkıp yenilerinin kurulmasını sağlayan Özersay dedi ki “Devletin on-yirmi yılını bağlayacak böyle uzun vadeli taahhütler altına sokulması tehlikeli olacaktır!”

OYSA sadece Mağusa limanı değil. Bir ara Havalanının da özelleştirilmesi konuşulduydu..

ASLINDA büyük işletmeler esamesindeki kurumların Devlet elinde çarçur edildikleri yada birileri tarafından sömürülmeleri yanı sıra iktidardaki çiftlikleri durumuna getirildikleri (aynen Belediyelerde olduğu  gibi) bilinen gerçektir..

BUNLARA KARŞIN Mağusa Limanını ayrı bir yere koyuyorum. Ki bu ülkede iki büyük liman vardır ikisi de dış dünyaya açılan kapılarımız, yüzlerimiz, naturamızdırlar:  Ercan Hava alanı ve Mağusa Limanı!

Kİ hatırlanacaktır:   Bir ara Telekomünikasyonun da özelleştirilmesinden söz ediliyordu!                                      Doğrusu  KKTC de böylesi özelleştirmeler yaşanmadığı için  bünyemize hangi modelin yararınca oturacağını bilemiyorum. Ama şunu  biliyorum:

DEVLET denetim ve idaresindeki bu Kurumlar zaten bizzat Devlet tarafından çoktan zıvanadan çıkarıldılar ki özelleştirilmelerinden korkula! Ki KIB-TEK de özerktir! Seçimlerle gelip giden Yönetim Kurulları, anlı şanlı ihaleleri derken… Mal meydanda!

Sn. ÖZERSAY’ın kuşkusuna gelince: Elbette haklıdır. Projelerle, laflamaya bağlanan geleceğe yönelik kararlarla bu memlekette sadece durağanlık, hantallık yaratılır!

***

MAĞUSA LİMANINA DÖNEYİM: Uzun süredir üç dört kişiden ibaret kalmış “Kıbrıs Türk Limanlar Şirketi” ünvanlı aslında   kadük olmuş “Şirket ve Yönetim Kurulu” şu anda ve ayni zamanda işveren durumundadır da!

Tutun ki sorun değil! Bu ülkede ciddiyetsizliğin bam telinde vuran usulsüzlüklere de alıştık gayri ciddi örgütlenmelere de!

KALDI Kİ  sırf  “baş” olmak, Devlet hiyarerşisi içinde  toplumsal örgütler olarak protokollerde yer almak uğruna bu ülkede yüzlerce Sivil Toplum Örgütü oluşmuştur!

Bunlara ve  bu toplumsal duyarlılıklara karşın KKTC’yi “nispeten” diyeceğimizle ne içine düştüğü sorunlarından kurtarmak mümkün olmuştur ne yenileyip bayındır bir ülke durumuna getirmek mümkün olmuştur!

Kİ NE DİYORUZ SIK SIK: Güney’e geçip Kuzey’e döndükte hasetimizden hasta oluruz! Az biraz da olsa o taraftaki bayındırlığın neden bu tarafta görülmemesinden! Tertip, temizliğin, dirlik ve düzenin bu tarafa zerresinin bile bulaşmamasının haaseti!

VE ŞİMDİ kalktık (aslında gerçekleşmeyecek ama)  “Mağusa limanını özelleştireceğiz” diyoruz!

PEKİ bir baştan başa restorasyonu yapılacak mı? Rıhtımı, ambarları, Serbest liman bölgesini de kapsamına aldığınca mesela bir Limasol Limanına benzetilecek mi?

Modernleştirilerek uygun araç gereçler ve yükleme boşaltma raylı sistemleri devreye sokulacak mı?

…KISACA yarım asırdır hatta öncesinden başlayan “türlü çeşitli sorunlar” bu ülkede “mutlu” dediğimiz Barış Harekâtına, özgürlük ve egemenliğimize karşın bizi esir tutmaya devam mı edeceklerdir?

Halk hep “yaptık yapıyoruz” vaatleriyle mi aldatılacaktır? Sırası geldiği için soruverdik işte!









Başa dön tuşu