Memleket bunu da görecekti. Siyaset buna da tanık olacaktı. Herkes, hayretten küçük dilini yutsa da artık kimse “eee bu kadarı da olmaz herhalde” diyemeyecek. Bize...
Kırılan aşkların, sevgiyle yapıştırılması mümkün olmadığında sihirli ama işe yaramaz formül devreye girer derhal. “başa dönelim… ilk günkü gibi…. nasıl da mutluyduk…” Sadece bir nostaljidir...
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, Havadis’e konuk oldu. Yaklaşan yerel seçimleri, kurultay ve cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki soruları yanıtlayan Özgürgün, dokunulmazlığın kaldırılması konusunda da net konuştu....
Bu yeni nesil siyasetçiler böyle galiba. Alışacağız. Hollywood filmlerinden karelerle yarışırcasına takım elbiseler ve rugan ayakkabılar içinde tarla-bahçe geziyorlar. Peşlerinde de biçare zarar görmüş üreticiler...
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kanını içeceklermiş. Adına sosyal medya denilen tımarhanede böylesi tehditler görünce “bu iş zıvanadan çıktı” dedim. Ardından Gazeteciler Birliği ve Basın-Sen ortak açıklama...
Hükümetin teslim edilmesi gereken hakkı şudur; Seçim ortamına girilmiş olunmasına rağmen peş peşe zam yapmaktan kaçınmıyorlar. Yani bugüne kadar geleneksel olarak alıştığımız politikacı modeli davranmıyorlar....
Başbakan, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gibi “manalı” bir gün için düzenlenen ödül töreninde hazır bulunan gazetecilerin yüzüne söyledi; “Sermaye grupları ile gazetecilerin çıkar ilişkileri...
Daha birinci gün olmamıştı. Şubatın ayazı iliklerimizde, mazot ve mürekkep kokuları arasında, şafağın atmasına sayılı dakikalar kala, umutlarımızı yüklenmiş yeni bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyorduk....
Hani hep derim ya “belediye seçimleri en küçük bir heyecan yaratmadı bende ve dahi seçmende.” Partiler de heyecanı öldürmek için hiçbir masraftan kaçınmıyorlar adeta. Ellerinden...
Yine aynı kısır döngüye doğru sürükleniyoruz. Ne zaman görüşmelerin yeniden başlama ihtimali ortaya çıksa hatırı sayılır bir grup Cumhurbaşkanı Akıncı’yı eleştirmeye başlıyorlar. Hatta aralarından bazıları...