Önce hükümetin hakkını teslim ederek başlayalım.
Hükümetin teslim edilmesi gereken hakkı şudur; Seçim ortamına girilmiş olunmasına rağmen peş peşe zam yapmaktan kaçınmıyorlar. Yani bugüne kadar geleneksel olarak alıştığımız politikacı modeli davranmıyorlar. Alıştığımız politikacı seçim döneminde asla zam yapmazdı. Zammı bir yana bırakınız seçim döneminde bilakis ulufe dağıtır gibi devlet imkanlarını dağıtırdı. Taksi izni verir, arsalar-tarlalar tahsis eder, işe alır, vatandaş yapar bunun en üst noktası da maaşlara zam yapardı.
Bu hükümet seçim zamanı tüm bunları yapmıyor ve üstüne iğneden ipliğe her şeye zam yapmayı tercih ediyor.
Üstelik halkı öfkelendirecek zamlar.
***
Fakat bu durum hükümetin zam politikasının onaylandığı anlamına da gelmiyor.
“Seçim dönemi de olsa zam yapma cesareti göstermeleri” zamların olumsuz etkilerini ortadan kaldırmıyor.
Hele de dün açıklanan süt ürünleri zammının.
Süt, sembol bir gıdadır.
Sadece bizde değil, tüm dünyada sosyalist-sol-sosyal demokrat görüş sahiplerinin başta çocuklar olmak üzere insanların bedava veya çok çok ucuza sahip olmaları için mücadele ettiği temel bir besin kaynağıdır.
Sosyalist-sol-sosyal demokratlar muhalefette olduklarında süte yapılan zamları kıyasıya eleştirirler.
Birçok ülkede de iktidara geldiklerinde asla ama asla süte zam yapmazlar ve bilakis özellikle fakir çocuklar için bedava süt dağıtırlar.
Bu açıdan bakıldığında ortaya korkunç bir dilemma çıkıyor.
Dörtlü hükümette en az iki parti kendini sosyalist ve sosyal demokrat olarak konumluyor.
Aslında sosyal politikaları destek açısından geriye kalan iki parti de onlardan farklı değildir.
Peki öyleyse bu süt zammının izahı nedir?
***
Gayet basit bir izahı vardır.
Partiler temel değerlerinden ve ait oldukları ideolojiden saptılar.
“Ülkenin gerçekleri” adı altında kendilerine yeni bir ideolojik alan açtılar ve bu “gerçekler” peşinde sürükleniyorlar.
Bunun için de süte dahi zam yapmayı adeta görev sayıyorlar.
Seçim döneminde olunması bile kendilerine engel teşkil etmiyor.
Yani gayet kararlı bir şekilde “ülkenin gerçekleri” ideolojisine sadak sergiliyorlar.
Bu durum karşısında bize düşen görev nedir bilir misiniz?
Haklarına hayır…
































