Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Düğmeye Bastılar, Kan İçecekler

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kanını içeceklermiş.

Adına sosyal medya denilen tımarhanede böylesi tehditler görünce “bu iş zıvanadan çıktı” dedim.

Ardından Gazeteciler Birliği ve Basın-Sen ortak açıklama yaptılar ve kınadılar.

Durum ciddi galiba.

Cumhurbaşkanı’nın kanını dökmekle yani öldürmekle tehdit edildiği bir kampanya var.

Bu cümleyi hiç sevmiyorum ama tam da bu durumlar için kullanılır: “Birileri düğmeye bastı…”

Akıncı’nın yaptığı açılımı berhava etmek için düğmeye basıldı.

Çeşitli “elemanlar” devreye sokuldu.

Kan içiciler de bu elemanlardandır anlaşılan.

 

 

***

 

Bizdekilerin “Akıncı kime sordu da bu açılımı yaptı. Ankara’dan izin aldı mı” şeklindeki çemkirmelerini “bazı çevrelere bağımlılıklarından” saymıştık.

Fakat, konu Türkiye medyasına ve siyasetine sirayet edince anladık ki mesele sanıldığından da öteymiş.

“Derin” kısım yeniden hortladı galiba.

Annan planı dönemindeki “derin operasyonlar” harfi harfine şimdi tekrarlanıyor.

Üstelik de senaryoda pek bir değişiklik yapmadan.

“Vatan elden gidiyor” naraları eşliğinde asmalar, kesmeler, kan dökmeler, kan içmeler falan.

Akıncı “vatanı satmaya çalışan hain” oldu.

Akıncı’nın yaptığı önerileri destekleyenler de vatan hainleri.

 

***

 

Tüm bunların amacı nedir bilir misiniz?

Olası bir pazarlık sürecinin önünü tıkamak.

Görüşmelerin yeniden başlamasını ortadan kaldırmak.

Federal çözüm girişimlerini berhava etmek.

Yoksa Guterres çerçevesinin oluşmasına en çok katkıyı yapan Türk tarafıydı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Crans Montana’da güvenlik ve garantiler konusunu gündeme getirendi.

Yürürlükte olan garanti sisteminin değişmesini ve yerine başka bir sistem konulmasını kabul edip öneriler yapandı.

Yani Akıncı’ya yapılan saldırıların fikirsel temeli yoktur.

Federasyon fikrini ortadan kaldırma maksatlıdır.

 

***

 

Tüm bunlar karşısında ne yapılmalıdır?

Eğer müzakerelerin yeniden başlaması ve Guterres çerçevesinin zemin olarak kabul edilmesi isteniyorsa kuşkusuzdur bir ona sahip çıkılmalıdır.

Öneriyi yapana ve çerçevede yer alan unsurlara.

Bir tarafta kan emiciler büyük bir gürültü çıkarıyorlar da destekleyenlerin pek pasif hallerini anlamak mümkün değil.

Yaz olsa, sıcaklar 40 derecenin üstüne çıkmış olsa bu rehavet izah edilirdi de havalar da pek serin.