“Tarikatın Kıbrıs halifesi Erdoğan geldi. ‘Cemaatin 500 milyon serveti var, ne dilersen dile, vereceğiz’ diye yemin şart ettiler. En son teklif ettikleri, 50 milyon TL’ydi....
Dönem şimdiki gibi değildi. Adaya kimler gelir kimler gider bilinir hatta bunlar haber olurdu. Biri Türkiye’ye ya da İngiltere’ye eğitim amaçlı mı gidecek? Gazeteler o...
Sonbahara az bir zaman kala, yani böyle zamanlarda, henüz sıcakların hükmünü yitirmediği ve aslında mevsim sonbahar olmasına rağmen yazın yaşandığı ve henüz serin rüzgarların sokaklara...
Belki de bu şehir herkes her şeyi bilince bozuldu! Konuşmacı ile dinleyici, Öğreten ile öğrenen arasındaki ilişkiler darmaduman olunca bozuldu belki de bu şehir… …...
Bugünkü gibi kalabalıklar yoktu. Kalabalıklar ancak mitinglerde, düğünlerde, bayramlarda bir de hafta sonları bayrak merasimlerinde görülürdü. O kalabalıklar da bildik kalabalıklardı. Düğüne gidenler mitinglerdeki aynı...
Eskiden köylere gidildiğinde henüz köy yolunda iken tarlalarda çalışan insanlar görülürdü. Köy girişinde köy çocukları karşılardı insanları… … Şimdi o köy çocukları yoktur. Eski köyler...
Osmanlı’nın ayak sesleri Avrupa’da duyulduğunda, bunun birçok etkileri olmuştu. Avrupalılar değişik bir coğrafyadan gelen kendileri dışında başka bir kültürle tanışmışlardı. Kılık kıyafetten mutfak kültürüne kadar...
Mektup denen şey, yazının bir kalemle bir kağıt üzerine yazılması ve bir zarfa konulması, postaya gidilmesi, zarfın üzerine gönderenin ismi ile gidilecek yerin adresi yazılması...
Dışarıdan gelen sesler genellikle sokak satıcılarının sesleriydi. Okulların açık olduğu zamanlarda sokaklar satıcılara kalırdı. Bazan iki sokak esnafı ters yönden geldiklerinde sokak ortasında buluşurlar, seyyar...