“Geleceğim, sarı renkte bir gaz gibi, duvarlardan geçerek, kapıların altından sızarak, koridorda süzülerek etrafımı sarıyordu. İçinde yaşadığım apartmandaki, ağır halıların serildiği güzel kokulu dairelerde, hiçbiri...
Böyle mevsimler geldi mi, Anasını satayım. Çık dağlara. Yağmur ha düştü ha düşecek. Ne derin hasret. Bu güneşten kurtulmak… … Keklikler şimdi yürümektedir. Çalıların arasında....
Zaman böyle olunca birçok şey kanıksanır; umursamaz olur insanlar, zaten birbirlerini anımsayacak halleri bile kalmaz. Ölüm haberleri kanıksanır. Ayrılıklar kanıksanır. Selamsız sabahsız günler kanıksanır… …...
Karanlık gölgeler şafağın önünden çekilirken güneşin ilk ışıkları düşer kente ve doğanın bu ritüeli binlerce senedir tekrarlanır durur. Çok geçmeden memurlar telaşla kalkar, telaşla işe...
Unutulmuş bir şarkının sözleri gibi… … Kaç bucağı var Lefkoşa’nın sayan olmadı. Kaç hayat geçip gitti bilen olmadı. Kaç kapısı, kaç panjuru var? Kaç cumbalı...
Hikayesiz yaşıyorlar. Herkesin bir hikayesi olduğunu sanıyorlar. Öyle olsaydı dilleri olur konuşurlardı; hikayelerini yazarlardı; kuruyan bir ağaçtan kırılan bir dal gibi göçüp gidiyorlar arkalarında hiçbir...
“Yukarıdaki satırları okurken Petersburg ile nasıl iç içe olduğumu herhalde anlamışsınızdır.” … “Beyaz Geceler” de böyle diyordu Dostoyevski, yaşadığı kentin sokaklarını ve o sokaklardaki her...
Kıbrıs Cumhuriyeti Birleşmiş Milletlere üye kabul edildiğinde BM Güvenlik Konseyi’nde Amerikan delegesi bir konuşma yaparak, Kıbrıs’ın en büyük sorununun ekonomik değil, “milli bir varlık“ meydana...
1960 anayasası hazırlık çalışmalarında birçok sorun karşısında önemli bir sorun daha vardı ki o da iki ortak toplumdan biri olan “Rum”ların toplumsal kimliği ile ilgiliydi…...