“Geleceğim, sarı renkte bir gaz gibi, duvarlardan geçerek, kapıların altından sızarak, koridorda süzülerek etrafımı sarıyordu. İçinde yaşadığım apartmandaki, ağır halıların serildiği güzel kokulu dairelerde, hiçbiri seksenin altında olmayan, yalnız yaşayan kadınlar oturuyordu. Kadınlar piyano çalıyor, pembe kostümlerle dia gösterilerine gidiyor, zaman zaman da ölüyorlardı. O zaman tüm apartman sakinleri, hızlı hareket ederlerse ölüm onları da görebilecekmiş gibi bir korkuyla donup kalıyorlardı.” (Sibllye Berg’ün “Uyuyan Adam” romanından.)
…
“Zaman zaman ölüyorlardı!”
…
Hayat hiç bitmeyecekmiş gibi yaşanır ve hayatta iken birçok şeyin kıymeti pek anlaşılmaz.
İnsan ileri yaşlarına gelince, birçoğu pişmanlıklarla son ömrünü tamamlar ama o pişmanlıklar da kanıksanır; “böyle yaşanacakmış” denir.
…
Aynı roman yazarı, bir yemek vaktinin, ayarlanmış bir randevu için daha önemli olduğunu belirtir, ileri yaştakiler için.
Genç yaşlarda bunlar pek anlaşılmasa gerek.
İleri yaştaki bir insanın hap alma vakti, diğer tüm vakitlerden daha çok önemlidir.
Hayatı yaşarken öncelikler ve sonralıklar değişiyor…
…
Hap vaktine önem verme zamanı gelmeden, dünyayı avuçlarının içine alacağını sananların vakti aslında pek kısadır.
Komşunun çıkardığı gürültü ileri yaşlarda çekilmez hale gelebilir, ama o vakte kadar dünyanın gürültüsüne aldırış edilmez pek…
…
Böyle bir süreç her insan için geçerli olsa gerek.
Kimse genç yaşlarında, ileri yaşlarda edinilen deneyimi edinemeyeceğine göre, hayat doğru ve yanlışların çatışmasında ibarettir diye düşünülebilir.
Bu yüzden hayat boyunca her şeyin doğru gitmesi için her konuda ne yapılması gerektiği kurallara bağlı değildir, insanlar topluluklar halinde ne kadar da kurallar içinde yaşamasına rağmen.
Haliyle, seksenini görenler, yaşarken zaman zaman ölecekler de, bu duygu onları takip edip durmakta; her şeyleri buna ayarlı.
Böyle bir duygu ile iç içe yaşamak genç yaşlardakilere uzaktır.
Uzak ama aslında yakındır da.
Bu birikim ve deneyimler her evde olduğuna göre, onlara bakarak hayata ayar verilebilir.
Bilinçli ya da bilinçsiz olarak yapıldığı olmuyor da değil…
…
Hayatta çok hızlı koşanlar, biraz duraklamalıdırlar.
Vakit çok değil,
Ve hiçbir şey kimsenin değildir.
Bu dünya elden ele dolaşan bir şeyden ibaret…
































