Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Suç konusunda Güney Amerika’ya yaklaştık…

Sadece Cumartesi günkü gazetelerin başlıklarından…

Nijeryalı, Mağusa’da tam 5 iş yerini soymuş, yakalanmış… Götürdükleri, ciddi miktarda para ve mal.

Bulgar kadınlar telefon çalmış, yakalanmış….

Limasol’da ölümle sonuçlanan silahlı saldırı iddiasıyla aranan Gürcistanlı ve Çek uyruklu kişiler, Tatlısu’da yakalanmış.Rus mafya hesaplaşmasıymış, beraberlerinde silah  mermi bulunmuş. Üstelik de KKTC’ye yasa dışı yollardan girmişler…Tam organize…

Yine aynı gün uyuşturucudan yakalanan yabancı uyrukları saymıyorum bile…

Irkçı değilim, olamam da. Yapım buna müsait değil.

Ama be kardeşim, ülkemde huzur içinde yaşamak isterim…

“İşte polis yakalamış” demesin kimse.

Mühim olan yakalamak değil, caydırmak.

Öyle bir hale geldi ki memleket, her türlü kriminali mıknatıs gibi çekiyor.

Hırsızlık yapmak da kolay, cinayet işlemek, ayağından adam vurmak, kundakçılık, uyuşturucu satmak, kara para aklamak, yasa dışı kumar oynatmak da kolay…

Ölü bulunan ve bir türlü aydınlatılamayan yabancı öğrenci sayısını bilen var mı?

Neden son birkaç yılda arttı bu olaylar?

Niye daha önce yoktu?

Neden sadece adını bilebildiğimiz ülkelerin insanları burada cirit atıyor?

Nedenlerden başlamak lazım değil mi?

Neden bu kadar rahat hareket edebiliyorlar?

Demek ki bir sebebi var, korkusuzca suç işlemelerini sağlayan bir sebep…

Hem güvenlik denetimlerinin yetersizliği, hem yasaların yetersizliği, hem de cezaların caydırıcı olmaması…

Organize işlerin içindekilere bakın, hakim ne kadar büyük teminat koyarsa koysun, ödüyor ve tutuksuz yargılanıyorlar.

Arkaları var çünkü.

Ve maalesef bizde “organize suç” tanımı yok.

Polisin de organize işler şubesi yok…

Baksanıza şu haberlere, etrafımızda olup bitenlere.

Organize değil mi bunlar?

Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı da Kıbrıs gazetesine verdiği mülakatta yasaların güncelliğini yitirdiğini söylüyor ve devam ediyor…

“Suçun sebepleri analiz edilip değerlendirilmeden, ona zemin hazırlayan koşullarla mücadele edilmeden, sadece her şey olup bittikten sonra yüksek cezalar vermekle suçun önüne geçilemez”.

Başbakan ve yardımcısı her ikisi de hukuk konusunda akademisyen…

Yani uzman.

En azından onların iktidarlarından sonra bu tartışmalar olmasa.

Sayın Erhürman ve Sayın Özersay yapmazsa, kimin iktidarı yapar ki bunu?

Kaldı ki programlarında da var.

Daha ne kadar çekeceğiz, bu iş nereye varacak bilemiyorum.

Bildiğim şu; neredeyse Güney Amerika ülkelerindeki suç oranına ve çeşitliliğine yaklaştık…

 

YERİN KULAĞI VAR

 

SÜRPRİZ YAPAR MI?:

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin geçici olarak atadığı Kıbrıs Özel Danışmanı  Lute’un iki liderle yaptığı görüşme sonrasında hazırladığı Kıbrıs sorununa ilişkin raporu 17 Eylül tarihinde Genel Sekreter Guterres’e sunması bekleniyormuş. Vallahi sunsa ne olur, sunmasa ne olur. Yaşananlar ortadayken, yıllardır bu tür raporlarda Rum tarafı kayırılırken, suçlanan hep Türk tarafı oluyor, 1964’de kurulan statükonun bir şekilde devamı sağlanıyor. Bu kez de bunun değişeceğine, bir sürpriz olacağına inanmıyorum…

 

BOYKOT EDİN:

Millet sürekli fahiş zam yapan, raf fiyatı kasayla uyuşmayan marketlerden şikayet ediyor. Altında mutlaka bir çağrı, “hükümet baksın”. Tamam da kardeşim, bizim yapacağımız bir şey yok mu? Fırsatçılığı yapanlar az çok belli. Kimler oldukları kulaktan kulağa yayılıyor. Neden boykot etmiyoruz? İki gün üst üste aynı marketten fiyat bildirenler gördüm. Boykot edelim, gitmeyelim, elimizde böyle bir çare var, neden kullanmıyoruz? Ben şahsen belirledim, gitmiyorum, hiçbir zaman da gitmeyeceğim…

 

YA DİĞERLERİ:

Eğitim Bakanlığının hazırladığı yeni tüzüğe göre,  bundan böyle KKTC’deki üniversitelerde okuyan öğrenciler, yeni eğitim-öğretim dönemi için ülkeye kimlikle değil, pasaportla giriş yapacak. İyi güzel de esas sorunumuz öğrenciler değil, “turist” kisvesi altında gelen kaçak işgücüdür. Muhaceret görevini tam yapsa, memlekete turist gibi gireni takip etse, hem suç konusunda, hem de kaçak işgücü konusunda önemli bir adım atmış olursunuz…

 

FENA TAKTILAR:

Bu ülkede fazla mesai adı altında avantadan para alan birçok insan var. Hükümet buraya bir el atayım dedi, ortalık kalktı oturdu. “Greve gideriz, madem öyle ek mesai yapmıyoruz” ferytları aldı başını gidiyor. Son numaraları ise aslında o karşı çıkılan fazla mesailerin büyük bir kısmını 24 saat görevin süreklilik arz ettiği çalışanlar alıyormuş. Kardeşim alsınlar, kimsenin gözü yok ama, kamudaki bu kara deliği kapatmanın yolunu bulamazsak hep birlikte batacağız, onu da bilin…

 

YALAN DA OLSA:

Son krizden en çok etkilenenlerin, özel sektör çalışanları olduğu bir gerçek. Kamu çalışanları iyi kötü belli bir maaş ve hayat pahalılığı alıyorlar. Sendikalar bile sadece kamu çalışanlarının hakları içi eylemlere gidiyorlar. Yıllardır da bu düzen hep böyle devam etti. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay’ın, son ekonomik kriz sonucunda en fazla etkilenen kesim olduğunun farkında olduklarını belirterek, “Özel sektör çalışanları konusunda başka ilave tedbirler düşünüyoruz” demesi, yalan bile olsa özel sektör çalışanlarının yüreğine su serpti. Şimdi gözler, onlar için nasıl tedbirler alınacağına çevrildi…

 

HERKES GİDER MERSİN’E, BİZ GİDERİZ TERSİNE:

Yeni Zelanda varolan konutların ülkede oturma izni olmayan yabancılar tarafından satın alınmasını ve yabancılara ev satışını yasaklamış. Biz ise tam tersini yapıp, üç beş müteahhitin talebiyle, yabancıların konut edinmesinde bir olan sayıyı yükseltmeye hazırlanıyoruz.  Sonra çıkıp, ‘nüfusumuzdan fazla yabancı var ülkede’ diye şikayet ediyoruz…

 

ZİRVEDEKİLER

Tufan Erhürman (Başbakan): “UBP adına yapılan yazılı açıklamada, ‘size önerimiz, kene gibi yapışıp kaldığınız o koltukları ülkeyi daha da içinden çıkılmaz hale getirmeden terk edip gitmenizdir’ denilmiş. Ağız dalaşına girecek değilim ama bu yazılı açıklamanın içinden geçtiğimiz koşulların ciddiyetiyle bağdaştığı kanaatini taşımadığımı söylemek isterim”…

 

 

DİPTEKİLER

Nikos Hristodulidis: Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis’i telaşlar almış, ya BM Barış Gücü çekilirse derdinde. Böyle bir durumda, kendilerinin bölgede oynadığı oyunun bozulacağını, işbirliği yapmakta oldukları devletlerin genel taleplerinin ve çıkarlarının etkileneceğini söylüyor. Öyle ya, sıkı sıkıya sarıldıkları statükonun bekçisi Barış Gücü. Çekildiği anda yeni bir durum ortaya çıkacak, ödleri kopuyor…