Köşe Yazarları

Son Seçimler ve Yüksek Seçim Kurulu’nun şeffaflığı







Seçimler bitti milletvekilleri kesinleşti ve Pazartesi günü, milletvekilleri mazbatalarının alınacağı gün olarak açıklandı.




Benim bu seçimler vesilesiyle çok takdir ettiğim adaleti temsil eden önemli bir hususu söze dökmek istedim.. Yüksek Seçim Kurulu’nu , özellikle de YSK Başkanı olarak Sayın Narin Şefik’i kutlamak istiyorum. Gösterdiği şeffaf, açık, dürüst ve şaibesiz bir seçim organizasyonu ile seçim sürecini, seçim ve halkoylaması hazırlık safhasından başlayarak gösterdiği titizliğinin son güne kadar sabahlara kadar görevi başında kalarak halkı aydınlatmak, şeffaf, açık hiçbir şüphe yaratmayacak tarzda, halkın güven duyarak izlediği bir Yönetim tarzı ile sayımları gerçekleştirmek ve sayım sonuçlarını açıklamak konusundaki gösterdiği titizliği kutlamak isterim.



Göreve geldiği günden itibaren geçmişlerde, her seçim döneminde sandıklara fiili müdahale gibi, çeşitli türlü haksız oynamalarla oyların yönüne etki yapacak ve şaibeler yaratacak şikâyetlerin artık gündemde olmaması ve gerek seçmenlerin gerekse seçime katılanların bu açıdan Seçim Kurullarına olan güveni, seçim sonuçlarının halk iradesine göre tecelli etmesi adalet açısından çok önemlidir. Bu konularda geçmişlerde gündemi oldukça meşgul eden seçmeni de seçime katılanları da rahatsız eden örnekler yaşandı. Bilfiil bunları yaşayanların şikâyetleri genelde örtülü kaldı.

Esasen 2003 Yılından sonra Sayın Taner Erginel’in başkanlığındaki YSK icraatlarında seçim sayım konularında izlediğim kadarıyla titiz ve tarafsız bir seçim sürecinin geliştiğini ve bunun devamının seçmene sayım ve doğru oy kullanma ile ilgili bilgilendirmelerden tutun da, oy kullanma ve sayım sonuçlarında hak ve iradeyi zedelemeyecek esas önemli olan açık , şeffaf ve şüpheleri ve haksızlığa mahal vermeyecek tarzda seçim süreçlerinin götürülmekte olmasından dolayı halk iradesinin oy kullananlar açısından doğru yansımasını sağlamaları demokrasinin, hak ve adaletin vazgeçilmez kuralı olması bakımından, bu yönüyle çok rahatlatıcıdır.

Bu süreç dışında Seçim-propaganda dönemlerinde seçmenler üzerinde taraflarca kazanma adına yaratılan algılar ve baskılar ve dönen maddi ve manevi etkenler o ayrı bir kategoridir.

 

Rusya –Ukrayna- Batı Cephesi,

Sıcak çatışma hazırlığı haberleri;                                                                      Bu akşam bu yazıyı yazarken Rusya ile ABD’nin, AB’nin taraf olacağı, NATO’nun da müdahil olabileceği, Ukrayna’ya saldırı olması halinde sıcak çatışma olabilir haberleri bir çok kanallarda başı çekmekte idi. Ukrayna konusunda Rusya hükmünü ve kontrolünü Batı ülkelerine bırakmaya razı olmadığı, Ukrayna’nın 1991’de Rusya’dan bağımsızlığını sağladıktan sonra Rusya’nın gözünün bu ülke üzerinde olduğu biliniyor.

Sonrasında batı ülkelerinin Ukrayna’ya yanaşması ve arada Avrupa Konseyi ile ortaklık anlaşması yapılması ve sonrasında Rusya’ya yakın Yönetimin gelmesi ile 2013 yılında bu anlaşmayı Ukrayna’nın askıya alması sonucu iç karışıklıklar başlamış ve 2014 deki Rusya ile savaştan sonra Kırım işgali ve doğudaki Rus nüfusun çoğunluğu ile ayrı bir kriz merkezi haline gelmiştir. Sonrasında da sular durulmadı.

Son yıllarda Ukrayna’nın AB ile yakınlaşması Rusya’yı endişelendiriyor. Konuya ABD ‘nin bizzat müdahil olması ve AB ülkeleri ile birlikte hareket ederek, Biden’ın ‘ABD’nin Ukrayna’ya sarsılmaz desteğinin süreceğini ilan etmesi aralarındaki gerginliği arttırmaktadır. Rusya’yı bir nevi Akdeniz’e ilaveten Karadeniz’de de kısıtlama hareketi karşısında, Rusya farkındalığı ile Ukrayna’yı AB’ye kaptırmama ve kaybetmeme kararlığında görülüyor.

ABD’nin AB ile Ukrayna’yı taraflarına alma yönünde son yaptığı ataklar ve Yunanistan dahil askeri teçhizatların ve ağır silahların AB ülkelerine yerleştirilmesi ve Rusya’nın saldırıya geçmesi halinde Ukrayna’nın yanında yer alacaklarını NATO’nun müdahalesinin dillendirilmesi, Rusya askerlerinin son günlerde Ukrayna sınırlarında başlattığı tatbikatlar, sıcak savaşı getirir mi endişelerini arttırıyor.

Ukrayna’nın verimli toprakları, özellikle doğuda Rus nüfusun bulunması, coğrafya açısından Avrupa ile Rusya arasında olması bakımlarından Rusya için önemini arttırıyor. Ukrayna’nın AB’ne veya NATO’ya alınması ihtimali durumunda Rusya’nın sınırlarının daraltılması anlamını taşır.

Öte yandan Ukrayna Lideri sınırlarda gerekli askeri önlemleri alırken, diğer taraftan ABD ve Avrupa’ya savaş paniği yaratmayın yönünde çağrıda bulunarak ekonomilerine ne kadar çok zarar verdiklerini de dikkatlerine getirdi.!

Bakalım karşılıklı bu direniş iki süper güç taraflarını sıcak bir çatışmaya dönüştürür mü?  Bence kolay değil, çünkü İki taraf süper güçler olarak hem kendileri hem de tüm dünya için bunun büyük bir yıkım olacağını biliyorlar. Bu bakımdan birbirlerine güç gösterisi yaparken, bir miktar Ukrayna sınırlarında sınırlı bir sıcak çatışma olsa da Rusya ile ABD ve AB ülkelerinin de karşılıklı olarak böyle bir şeyi göze alamayacakları ve birbirlerine ‘güç gösterisi’ seviyesinde kalarak dengeleme hareketi olarak bir noktada duracakları kanaatindeyim.









Başa dön tuşu