Köşe Yazarları

SİZİ DÜŞÜNECEKLERİNİ Mİ SANDINIZ?



Ekonomik önlemler diye halka duyurulan kararların açıklanmasından beri düşünüyorum, insan bu kararları tek cümleyle nasıl yorumlar?

Memuru, işçisi, yerlisi yabancısı, işletmesi, ekonomisti, hukukçusu, sendikacısı, zengini, fakiri bütün bir ülkenin reddettiği bir paket olabilir mi? Hani birlik beraberlik diyorlardı ya, halkı reddetme noktasında birleştirdiler, şaşılacak şey…

Başta maliyeci aklıyla yazıldığı çok belli. Ekonominin gerçek paydaşlarının görüşlerini yansıtmıyor.

Kaynak yaratma? Kendi bütçesinin içinden biraz transfer, gerisi çalışanın cebinden. Ciroları milyonlarca lira olan işletmeler, gelirleri dünya listelerine giren zenginler? Bir avuç insanız bunun içinde. Ne kadar indirimli beyan edilse de gelirler ortada. Niye onlardan da aynı oranda bir ek vergi alınmaz? Hani birlikte paylaşacaktık? Ha, diyecek ki, mevduatlarda stopajı yüzde 10’dan 15’e çıkarttım. Vah vah…

Üstelik ortaya çıkan kaynağın kullanılacağı yer…Orada da kafalar karışık. Bugün öncelikli sorun kapalı işletmeler, parasız kalan işçiler değil mi? Sadece yerliye, aylık 750 lira katkı; işletmelere kredi, hepsi bu…

Elektrik, su faturaları ertelenmedi. İşten durdurmalar yasaklanmadı. Ücretli izinden bahsedilmedi. Ama büyük büyük şirketler bu işçi yardımından da düşük faizli Kalkınma Bankası kredisinden de yararlanacaklar. Daha da yollara dökülüp, kara çelenk bırakmaya hazırlanırlarmış.

Aslında madde madde oturup incelemenin alemi yok. Herkes kendi bakış açısıyla değerlendirdi zaten.

Genel görüntüye, niyete, beceriye ve felsefesine bakmak lazım. Ve teslim edelim ki, ideolojik olarak, inançlarına uygun da bir paket çıkarttılar. 20. yüzyılın başlarındaki vahşi kapitalizm kafasıyla…

Hükümetin sosyalist ya da hadi daha hafifletelim, sosyal adaletçi olmadığını bilirdik de yok da bu kadar…

Şöyle iki adım geri gidip tablonun bütününe bakınca gördüğüm, “aman sermayeyi incitmeyeyim de ne olursa olsun” tadında. Maliye Bakanı’nı dinledim dün, “durumumuz bu” deyip geçiştiriyor. “Normal zamanda değiliz” diyor. Normal zamanda da bütçe açığı katlanmaktaydı, Türkiye’den kaynak durmuştu, gelirleri artırmak için kılınızı kıpırdatmadınız. Vergi adaletini bile sağlamadınız, vergi yüzsüzlerinin yakasına yapışmadınız, para basan sektörlere teşvikleri, muafiyetleri kaldırmadınız, aksine affetmek için yasa önerisi verdiniz.  Bu ülkede üretilen değeri, parayı biz de görüyoruz. Bir türlü rakamlara yansıtılamadığı için, devlet hiçbir zaman bundan hak ettiği payı almıyor. Almayı da düşünmüyor. Sonra da bir ağlama bir ağlama. Dalga geçmeyin… Umarım esas sorunun bu olduğunu herkes görmüştür. Biz muhtaç değiliz, bu ülke çok daha iyi olanaklara sahiptir. Bunu talep etmek halkın görevi olmalıdır.

Eşitsizliğin üstüne bir de ayrımcı, vicdansız… O kadar üstünkörü ki, yabancı işçi aç kaldığında ne yapacak düşünmemişler bile. Kapılar kapalı, bilet alıp kaçacak hali de yok. Al başına yeni bir sosyal felaket.

Yanlışları, taraflılığı kadar, çelişkileri de var. İşin içindeki insanlardan akıl almadıkları ortada.  Virüs için bir kriz masası kuramadınız, bari ekonomi için kursaydınız da hem sorumluluğu paylaşsaydınız, hem ortaya doğru bir şey çıksaydı.

Yapılması gerekenin ne olduğu belliydi aslında. Bakıyorum, iş insanları, ekonomistler bu çıkan ucubeden çok farklı şeyler yazıyorlar. Demek ki, yine ortak akılla hareket edilmemiş.

Mantaliteyi de kapasiteyi de biliyordum, onun için de çok şaşırmadım.

Ha, şaşırdıklarım da var tabii…

Çıkan paket karşısında şaşıranlara şaşıyorum…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

ERTESİ GÜN:

Çalışanların, emekçilerin vergileriyle dönen kamu maliyesinin ne kadar yanlış olduğunu hep birlikte gördük. Devlet gelirlerini artırmaktan korkanlarla bugünlere geldik. Zengin daha zengin oldu, fakir daha da fakirleşti. Hatta şimdi yok hükmünde… Bu rezil günleri atlattıktan sonra hep birlikte oturup, bu düzeni değiştirmenin yolunu aramak zorundayız. Bundan sonra kimse aynı şeyleri savunarak, aynı zihniyeti taşıyarak karşımıza çıkamasın…

 

HERKES GİDER MERSİNE, BİZ TERSİNE:

Hani bir laf var, “Dünya gider Mersin’e, biz gideriz tersine” diye.  İşte Tatar’ın açıkladığı paket de tam o mesele. Dünyadaki birçok devlet kriz nedeniyle piyasalara para aktarırken, bizim hükümet ağlaya ağlaya para toplar. Dünya, krizi atlatmak için destek ve teşvik paketleri açıklarken bizimkiler zengin sektörlerin teşviklerine desteklerine dokunmaz.

“TATAR’IN PAKETİ”:

Bu ülke kurulduğu günden bu yana onlarca paket gördü. O paketleri beğenenler kadar beğenmeyenler de oldu. Ama inanın bana, “Tatar’ın Paketi” gibi bir paketi bu toplum hiç görmedi. Şu ana kadar bırakın çalışan kesimi, işverenlerden de tepki büyük. Bu paketi neden ve kimin için hazırladılar inanın kendileri de bilmiyorlar… Ama biz görüyoruz. O kadar açık ki…

 

ANAYASAYA AYKIRI:

Maaşlardan kesinti, kamu görevlisinin özlük hakkıyla ilgili, yani Anayasal. Kazanılmış haklara dokunuyor. Emeklilere vergi koydukları gibi, bugün mahkemeye gitse, reddedilmesi mümkün, çünkü Olağanüstü Durum ilan edilmedi. Dahası, memur arasında eşitlik ilkesini bozuyor. Anladığım, hükümet bu riski satın aldı ve “biz keselim, mahkemeye gitsin, o güne kadar biz işimizi görelim” düşüncesinde. Maliye Bakanı zaten “Biz de farkındayız” diyerek itiraf etti…

 

BİRAZ DİKKAT:

Lütfen ama lütfen test sonuçları kesinleşmeden açıklama yapmayın. Hızlı kit denilen şeyin birçok handikapı olduğunu hekimler anlattılar. İkinci bir teste gerek var. Madem öyle halkı daha da paniğe sokmanın ne alemi var. İsimler, sayılar, hikayeler havada uçuştu. Hep beraber kafayı yedik. Şüpheliyse, bekleyin ikinciyi yapın, öyle açıklayın. Nedir bu?

VAY SİZİN PAKETİNİZE:

Bir paket açıkladılar ülkenin olmayan huzurunu darmadağın ettiler. Keşke de hiç açıklamasaydılar. Hele belediyelere aktarılan kaynaktan yaptıkları kesintinin anlamı, “pisliğinizde boğulun” demek değil de nedir. Bilmem biraz utanır mısınız ama, siz belediyelerden kesinti yaparken, rock sanatçısı Haluk Levent KKTC Belediyeler Birliği’ne 240 bin TL bağış yapacağını duyurdu…

 

ZİRVEDEKİLER

Ali Başman (iş İnsanı): “Bu paket halkımızı rahatlatmaya, ekonomimize destek olmaya yönelik değil, devleti rahatlatmaya yönelik açıklandı sanki. Devlet hiçbir şeyden mi feragat etmez, anlaşılır gibi değil. Bu paketle alım gücü daha da düşer, piyasa ciddi şekilde daralır, kepenk indiren işyeri de çok olur işsiz kalan da.. Bir de yabancı çalışanlar sanki insan değil, sanki onların vergileri ödenmiyormuş gibi, yapılacak katkıların dışında tutuluyorlar, Allah aşkına bu nasıl bir düşünce yapısı. Bu paketi kabullenebilmek mümkün değil…”

 

DİPTEKİLER

Yerli İstihdam Teşvikleri de Ödenmeyecek: Yazsan günlerce sürer. Çelişki, birbirini tutmayan maddeler. Özele diyor ki, Sosyal Sigorta’yı önümüzdeki seneye ödeyebilirsin. Ama bu 3 ayı zamanında ödemediği için teşviği vermeyecek. Bundan hiç bahsetmiyor, bir düzenlemesi yok. Herkes sırf teşvik alsın diye yerli insan çalıştırır. Ama şimdi, döneminde yatırımı yapamadığı için hiçbiri teşvik de alamayacak. Bunun böyle olacağını ben görüyorum da onlar görmüyor mu? Unuttular mı? Hiç sanmam. Aynı zihniyet…

 

 

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı