Köşe Yazarları

Siyaset maliye’nin önünü kesmesin


Neydi Ankara’dan beklenen kaynağın ilk dilimi?

İki yüz küsur milyondu değil mi?

Şimdi ideolojik saplantıları bir yana bırakın, durmadan Ankara’ya çemkirmeyi falan.

Ne diyor Ankara, “Kendi gelirlerini artır. Bunun için düzenlemeler yap”. Protokolların özelliği bu.

Aslında, kendine saygının gereği… “Varım, var olacağım, bağımsızım, egemenim” diyorsan, yapman gereken bu.

Kimse sana ona dokunma, buna dokunma demiyor. Ama sen alman gerekeni bile alamıyorsun. Para bulacağım diye kırk takla atanlar, neden önce elindeki yetkiyi kullanmaz? Niye görevini yapmaz?

İşte ‘olmazlarsa batarız’ denilen casinoların devletle ilişkisi.

Ödedikleri sadece yıllık lisans. Cirolarına dokunulmuyor. Bütün dünyada devletler ciro üzerinden gelir paylaşırken, bizde yok.

Öğreniyoruz ki, onu bile ödememişler.

Hem de toplam 32 tane casino var, bunun 28’i ödememiş. Neredeyse tümü.

Bu borç kaç senede birikmiş? Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu Haberci’ye yaptığı açıklamada, sadece “uzun bir süreyi kapsayan alacaklar” diyor. Kaç yıllık olduğunu söylemiyor.

Her konuda birbirlerini eleştirirler, büyük büyük laflar söyler, akıllar verirler de hiçbiri, neden devlet alacaklarının üstüne gitmediğinden bahsetmez.

Asgari ücretin bir kuruş üstünde olan, daha maaşı eline geçmeden devlete borcunu öder. Bunlar trilyonlar kazandıkları halde, dokunulmazlar.

İşin ilginç tarafı, “kendi ayaklarımızın üstünde duralım, muhtaç olmayalım” sloganı atanlar da bunları yazmaz, söylemez.

Asıl tuhafıma giden de budur.

Ben casino sektörüne asla karşı değilim.

KKTC’nin “Bilmem ne cenneti” diye takdim edilmesinden de hiç hoşlanmam.

Getirdikleri müşteri döviz getirmiyor olsa da, bu ülkeye bir para akışı sağlıyorlar.

Ama yapı çarpık.

Senin bu ay itibarıyla bütçe açığın 193 milyar lira. Kıb-Tek’e olan borç, 100 milyondan fazla.

Sadece Ercan ve casinolardan alacağın ise, 198 milyon…

Var mı böyle bir rahatlık?

Nasıl izah edilir bu durum?

Açıklanan sadece Ercan ve casinolar. Maliye Bakanı, gecikmiş telefon borçlarından, tüm alacaklara kadar geniş bir operasyon başlattıklarını söylüyor. Onların da toplanması halinde, bütçe fazlası çıkacağından adım gibi eminim.

Keşke Maliye devletin toplam alacağının ne olduğunu da bize açıklasa.

Hani Ersin Tatar’ın Maliye Bakanlığı döneminde itiraf ettiği gibi, hala alacakların yüzde 48’i mi toplanabiliyor?

Ya da Serdar Denktaş’ın iddia ettiği gibi bu rakam yüzde 60’a çıktı mı? Şu anda nedir?

Devlet, “alacağına şahin, vereceğine karga” diye bir deyim vardır. Bizde, tam tersi.

Alacağını toplamaktan kaçınacak, aradaki farkı ona buna zam yaparak, hayat pahalılığından kısarak, garibanın sırtından çıkaracak. Bu eşi benzeri görülmemiş bir adaletsizlik. En temel görevini yapmayan hükümetler.

2017’de değiştirilen Kamu Alacaklarının Tahsili Usulü (Değişiklik) Yasası, “her türlü vergi borçları ve Vergi Dairesinin takibindeki diğer kamu alacakları, devletten olan alacaklara mahsup edilebilecektir” demekte. Yani borçlunun, devletten alacağına el konabilir. Teminatı varsa teminatına el koyma, haciz ve sonunda iflasını isteme gibi yaptırımları var Yasa’nın.

Yakın geçmişin Maliye Bakanları, Serdar Denktaş, Ersin Tatar, Birikim Özgür ve onların bağlı olduğu hükümetlerin buna bir yanıtı var mıdır acaba?

Ha bir de şu var. Şimdi Ercan’a icra gitti, casinolara uyarı. Anlaşılan onlara da yakında icra gelecek. Tabii 15 günlük sürede ödemezlerse. Peki ya sonra? Bugünkü politika gevşerse?

İşte bunu bozulamaz güvencelere bağlamak gerek. Günü kurtarma uygulaması olmamalı.

Devlet gelirlerini siyasetin elinden kurtarmak gerek.

Af’tı, indirimdi, bunlardan vazgeçmek gerek.

Düzenleme, belki yasa değişikliği ve en önemlisi, kazançları oranında devletin elde ettiği geliri artırmak.

Sıkışınca nasıl çareler bulunuyor?

Şu anda en büyük derdimiz, ülkenin mali durumu ve sürdürülebilir olmaması ise, yapılacak iş de birilerini biraz acıtsın yani. En az, vergisini bir tamam ödeyen emekçi kadar…

YERİN KULAĞI VAR

BU NE HIZ:

UBP-HP hükümeti döneminde Türkiye ile karşılıklı ziyaretler hiçbir dönemde yaşanmadı. Trafiğine yetişmekte zorlanıyoruz. Bakanların bir gelip biri gidiyor. Gidenler, gelenler bol ama, dişe dokunur bir gelişme yaşandığını da toplum olarak henüz göremedik. Vatandaşa bir faydası olacaksa tamam da durum hiç öyle görünmüyor… Gelen de hamaset yapıyor, giden de.

 

BU NE ÇARESİZLİK:

Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel, geçmişteki tecrübelerine de dayanarak bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ancak, dünkü basın toplantısında söylediği üzücü bir ifade var. Sorunların başında ulaşımı söylüyor ancak hemen ardından “Turizmde yeterli bütçe olmayışından dolayı ülkenin tanıtımının yapılamaması” diyor. Turizm Bakanlığı’nın bidiğim bir tanıtım fonu var. O fon, Bakanlığın kendine bağlı, para basan, paraları nereye koyacağını şaşıran, sektörlerden alınacak ek gelirle geliştirilemez mi? Bu kadar mı çaresiziz?

HÜKÜMET DİRENEMEDİ:

“Avına Sahip Çık” sloganıyla eylem yapan avcıların, daha çok bölge, daha çok av taleplerine hükümet direnemedi ve üç bölgeyi daha ava açtı. Madem ilk eylemde geri adım atacaktınız, aldığınız kararın arkasında durmayacaktınız o koltuklarda işiniz ne? Ne yazık ki devletin otoritesi birkaç yüz avcının telepleri karşısında yerle bir oldu, yazıklar olsun…

 DAHA ÇOK ÖLDÜREBİLİRSİNİZ:

Tarım Bakanı’nın “Çevre ve doğa için çalışanların yanındayız” dediğinin ertesi günü, av bölgeleri genişletiliyor. Yapılan eylemin ne kamuya yararı var, ne doğaya… Tam tersine. Belli bir grubun keyfi için daha çok tahribat yapmalarına izin veriliyor. O devlet ki, bir Av ve Avla İlgili Yaban Hayatını Düzenleme Yasası var. O kısıtlamalar hiçe sayılıyor. Dahası, savunmasız canlıları vurmak, daha fazla vurmak serbest, ama kanlı fotoğraflarını sosyal medyada kullanmak yasak.  Ne ikiyüzlülük. Bakanlar Kurulu kararı almadan önce bir daha düşünmeli. Toplum vicdanı mı, grup çıkarı mı?

 HAZIR OLUN:

Hükümete 48 saatlik süre veren El-Sen, Maliye Bakanlığından başlamak üzere kuruma borcu olan ve ödeme gerçekleştirmeyen yerlerin elektriğinin kesileceğini açıkladı. Sendikanın elektrik kesme yetkisi var mı tartışılır ama, geçmişte Maliye Bakanlığının elektiriğini kısa süreliğine bile olsa kesmişlerdi. El-Sen elektrikleri kesecek, sendikalar protokolu protesto etmek için sokağa çıkacak.. Ülke yavaş yavaş yaz rehavetinden kurtuluyor…

  “BEN BAŞBAKAN OLURSAM”:

Ben Başbakan olunca döviz düşecek” demişti Başbakan Tatar. Ve dünya piyasalarındaki ticari dalgalanmalar nedeniyle Başbakanlığa geldiği günlerde dövizde bir düşüş yaşandı. Tatar da bunu fırsat bilerek, “bakın dediğim gibi döviz düşmeye başladı” diyerek kendine pay çıkardı. Ancak bu uzun sürmedi, bugünlerde ABD ile Çin arasında yaşana ticaret savaşı nedeniyle döviz yine rekora koşuyor. Vatandaş Başbakan’dan verdiği sözü tutup dövizi aşağıya çekmesini bekliyor…

 HANGİ HALK?:

Türkiye’de yayınlanan Akit gazetesi “KKTC halkının din eğitimi istediğini” yazdı. Gazeteye göre,  KKTC’de sadece 4 din dersi öğretmeni varmış da, yenilerinin atanmamış olması aile ve STK’ları endişelendiriyormuş. Dahası “KKTC’de İslam’ı bilmeyen çok aile var. Onların çocuklarına kim din eğitimi verecek?”diyerek hepimizi dinsiz çıkartıyor, ihbar ediyor, hedef gösteriyor. Ben buna hem toplumdan, hem de resmi makamlardan tepki beklerim. Görelim bakalım, kim ne açıklama yapacak?

ZİRVEDEKİLER

 “I CARE- Sizi Önemsiyorum’’ Grubu: Bir grup tüccar, bu slogan altında birleşmişler ve Lapta Huzurevi’ni baştan aşağı yenilemişler. Öyle duygulandırıcı, öyle alışık olmadığımız bir haber ki…

Ben burada isimlerini bir daha yazıp, hepsine bravo demek istiyorum… Elektrokur, Cin Tekstil, Asel Grup, Mir Gıda, Hometroniks, BYT Danışmanlık, Tektan Limited, Akinoks, Çeler Ahşap, İpek Perde, Tüccaroğlu Kuruyemiş, Kıbrıs İnşaat, Lord’s Palace Hotel ve Selen Poyrazlı. Belki diğerlerine de örnek olur…

DİPTEKİLER

Ayrıcalık, Denetimsizlik: Avcıların eyleminde RHA kullanılması tepkilere neden oldu. Ben yolda RHA görürsem, onun devlete ait olduğunu bilirim. Amacı bu zaten. Bir federasyon nasıl olur da RHA plakası kullanır? RHA kullanımının kuralları vardır, disiplini vardır. Çünkü ayrıcalıklıdır. Bunun için sürekli genelgeler yayınlanır. Peki bir federasyonun elindeki RHA’yı nasıl denetleyeceksiniz? Paralarıyla almışlar… O zaman neden sivil plaka kullanmazlar? Böyle bir ayrıcalık, devlette laçkalığa, denetimsizliğe neden olmaz mı? Olduğu açık. İşte dünkü fotoğraflar… Akıllara durgunluk verecek bir cüret…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı