Köşe Yazarları

Sadece bu haber, anlamaya yeter…






Güney Kıbrıs Yönetimi, muhtemel doğal gaz gelirlerini yönetmek için ulusal bir yatırım fonu oluşturuyor.




2 yıl öncesinden hazırlanan tasarının bu hafta onaylanması bekleniyor.



Temsilciler Meclisi’ndeki ilgili Komite’nin Başkanı, tasarıda Kıbrıs Türkleri için bir düzenleme bulunmadığını, gelirlerin adanın tüm yasal sakinlerine ait olacağını söylüyor.

Tasarı hazırlanırken, AKEL’in Kıbrıs Türkleri için ayrı bir oranın ayrılması önerisi reddedilmiş durumda.

Bildik tutumları.

Tamamıyla deforme edilmiş, üniter devlet haline gelmiş bir Anayasa’nın vatandaşlarından bahsediliyor.

Aynen diğer tüm mal- mülk, seçme, seçilme, vatandaşlık haklarında savundukları gibi.

Ha o hakkı da nasıl kullanır, orası da meçhul ya. Kağıt üstündeki hakların kullanımı bile mümkün değil.

Daha geçenlerde Limasol’da daire satın almak isteyen bir Kıbrıslı Türk’e neden izin vermediklerinin izahı yok mesela.

“Hakkın var, ama çözümden sonra”…

Şu anda tartıştıkları konuların bizimle alakası yok. Muhalif partiler, gelirlerin, devletin borçlarını ödemeye harcanacağı endişesiyle düzenleme istiyor.

AKEL, tasarının bu haliyle Kıbrıs müzakerelerini olumsuz etkileyeceğini söylemiş olsa da, bir şey değişmeyecek.

Çünkü dünyada Türkiye hariç hiçbir ülke kendilerine yaptıklarının yanlış olduğunu söylemiyor.

Dahası bu yanlışa para koyarak ortak da oluyorlar.

Sadece şu fon adımı bile, yakın bir gelecekte adada bir çözümü düşünmediklerini, ortaklık fikrinden ne kadar uzak olduklarını göstermeye yeter…

DÜNYADA NASIL?

Yerli istihdam konusu tartışılırken, “eşit işe eşit ücret” ilkesinin zedelenmemesi gerektiğini savundum.

Bu arada, Uluslararası Çalışma Örgütü ILO ve BM’nin kurallarına baktım, yabancı işçiler, geçici çalışma izniyle çalışıyor da olsalar, alacakları ücretin o ülkenin çalışanlarından farklı olmaması kuralı var.

Bunu uygulamayan da 3 ülke varmış.

Suudi Arabistan, Umman ve Büyük Okyanus’taki adı sanı duyulmamış, Palau ülkesi.

Diğerlerinde kural olsa da, ne kadar uygulanır, ne kadar denetlenir ayrı konu.

Bunun dışında, Güney Kıbrıs gibi, mesleklere göre asgari ücret uygulayan ülkeler de var. Bunlar çoğunlukta.

Örneğin Türkiye’de, iş kollarına göre yabancı çalışanların alacakları ücretin belirlendiği skalalar var. Bununla, meslek kollarına göre alacakları en düşük ücretler belirlenmiş. Mesela, yabancı bir pilotun ücretinin, asgari ücretin 6 katından aşağı olmayacağı, yabancı bir temizlik işçisinin asgari ücretin 1,5 katını alması gerektiği gibi…

Ancak bir çok ülkede yerel istihdamı destekleyen uygulamalar da var. Özellikle ABD, İngiltere ve Kanada’da, yerlilerin okul, ev, eğitim, aile harcamalarının yabancılara göre daha yüksek olması göz önünde bulundurularak, yatırımlarıyla ilgili bazı ayrıcalıklar, daha doğrusu muafiyetler getirilmiş.

Galiba en doğrusu, ellerine bir miktar artı para vermek yerine, sosyal yatırımlarına yönelmek olacak.

Ve hepsinden öncelikli olan, yerel işgücü çalıştırma zorunluluğunu yasal hale getirmek.

İşçinin sendikalaşma hakkına hiç yüzü kızarmadan karşı çıkanlarla bu yolu yürümek de cesaret gerektiriyor.

Öyle bir bağırıp çağırdılar ki, konu tam da istedikleri şekilde aslından uzaklaştı.

Buna izin vermemek lazım…

YERİN KULAĞI VAR

MESAJ KİME?:

Dışişleri Bakanı Kudret Özersay; “Bazı kesimlerin federal ortaklığın olmayacak olduğunu bilmelerine rağmen ‘bundan başka çözüm yoktur’ diyerek aslında dolaylı olarak statükonun devamına hizmet ettikleri aşikardır” derken, kimi kast etmiş olabilir acaba? Bu mesajın adresi Cumhurbaşkanı Akıncı olmalı. Cumhurbaşkanlığına bir yıldan fazla bir süre var ama, belli ki muhtemel adaylar da yavaş yavaş ortaya çıkıyor…

NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP:

Başbakan Erhürman’ın iki konuda kararsız kalması kafalarda soru işaretlerine neden oldu. Bunlar Dome Otel ve yerli işgücüne destek programı. Dome konusunda 8 aydır karar veremeyen Başbakan, destek programı konusunda da, ne istediğini net olarak söyleyemiyor. Neyi bekliyor, neden böyle davranıyor belli değil ama, bu belirsizlik ve zamana oynaması kendisine olan güveni ve inancı zedelediği gibi, bazı çıkar çevrelerinin de işine geliyor.

KAFA AYNI KAFA:

Rum hükümet sözcüsü Prodromu, Türk tarafının garantiler ve Türk askerlerinin adadan geri çekilmesinin görüşülmesine isteksizlik göstermesi durumunda, müzakerelerde bir sorun olacağını söyledi. Bu kafalarla bir anlaşma yapmak hayalden öte bir şey. Kıbrıs sorununu bir istila ve işgal olarak gördükleri ve Türk askerinin adadan çekilmesi şartında ısrar ettikleri sürece sittin sene daha bu adada bir çözüm olmasını bekleyemeyiz…

TA BAŞINDAN BELLİYDİ:

YÖK, öğrenci sayısı az olan birçok bölümün kapatılması için düğmeye basmış. Bunun hayata geçmesi halinde KKTC üniversitelerindeki birçok bölüm kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak. Bakan Özyiğit konuyu YÖK yetkilileriyle görüştüklerini söylerken, üniversitelere birçok izin verildiğini ve halen yerine oturmayan bir sistem olduğunu açıkladı. Ta baştan, bazı bölümler açılırken de bu noktaya geleceğimizi biliyorduk. Ama popülizm, “dur kardeşim yapamazsın” denmesine engel oldu. Herkes kafasına göre takıldı. O gün geldi işte.

 İŞÇİNİN CANINI HİÇE SAYMAK FAŞİZM DEĞİL, KORUMAK FAŞİZM: 

Son günlerde “şamar oğlanına” dönen Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanı Zeki Çeler’e bir tepki de Müteahhitler Birliği’nden geldi. Yabancı işçi izinlerine sınrlama getiren Çeler’i eleştiren birlik başkanı Gürcafer, Bakan’ın tavrını ‘ceberrut’  olarak değerlendirdi ve bunu yapanın faşist olduğunu savundu. İşçinin canını hiçe saymak faşizm olmuyor, korumak oluyor. Ne memleket yahu.

 DİŞİ KİMİ KESERSE:

Mağusa’da kara para akladığından şüphelenilen Azerbaycan uyruklu zanlı, banka hesaplarındaki para hareketlerinin tesbit edilmesi üzerine tutuklandı. Yani istenirse hesaplar takip edilebilir ve hesaplardaki anormallikler görülebilirmiş. Bu ülkede kara para ile oynayan o kadar çok insan var ki, bizim gibi herkes de bunu biliyor. Madem polisin elinde bu imkan var, niye daha geniş bir şekilde harekete geçmiyor. Yakalasanıza yıllardır göstere göstere bu işi yapanları da…

 ZİRVEDEKİLER

Ali Baturay: “Mesele, emekçiye hak vermeye gelince herkes ‘insan haklarını’, ‘adaleti’, ‘eşitliği’ hatırlar oldu… İnsan haklarını ağzına alacak olan son kesimler olan bazı kesimler, ‘insan hakkından’, ‘eşitlikten’ söz ediyor. Yerel işgücünü desteklemek için oluşturulan fon eleştiriliyor… Yerel istihdam yapana sosyal sigortanın, ihtiyat sandığının belirli süreliğine fondan ödenmesi yanlış bulunuyor”…

 DİPTEKİLER

Tehlike Büyük: Ülkede o kadar çok sorun var ki, bazı tehlikeler ister istemez gözden kaçıyor. Örneğin gençlerin önündeki en büyük tehlike olan uyuşturucu gibi. Narkotik ekiplerinin yoğun çabalarına rağmen bu illet her geçen gün artarak çoğalıyor. Ama işin kuyruğundayız hep. Kullananda, torbacıda… Bu ülkeye nasıl girer, baronları kimlerdir… Ve polisin hala Organize İşler Şubesi yok.





Başa dön tuşu