Köşe Yazarları

Rum halkı bildiğiniz gibi…


Simerini gazetesi bir anket yayınladı.

Biz kendi gündemimizle meşgulken, gözden kaçtı. Oysa anket, Kıbrıs Rum halkının düşünce şeklini, bakış açısını, endişelerini ve en önemlisi hala bu devirde kandırılmışlığını ortaya koyuyordu.

Konu özelde doğal gaz olayı ve adanın içinde olduğu durumla ilgili.

Galiba Simerini, Türkiye’nin Fatih gemisini bölgeye göndermesi konusunda halkın ne düşündüğünü öğrenmek istemiş.

Geminin bölgede faaliyet göstermekte oluşu, yüzde 61’i “büyük ölçüde” endişelendirmiş. Hiç endişe duymayan yüzde 7…

Ancak “sıcak bir olay yaşanır mı” sorusuna verilen yanıtlar yarı yarıya.

Makul… Bizde de böyle bir araştırma yapılsa, benzer sonuç çıkar herhalde.

Fakat bir tuhaflık var.

Rumlar, bütün bu olup bitenlere kendi politikalarının sebep olduğunu asla görmek istemiyor.

Bir kere, liderliklerinin bu konuda yaptıklarından az çok memnunlar.

Dahası, BM ve AB’nin Türkiye’ye yeteri derecede yaptırım uygulamadığını düşünüyorlar. Kendilerinde hiç kabahat yok, suçu başkasına atmayı tercih ediyorlar.

Çoğunluk, müzakerelerin bu nedenle kesilmesinden yana değil, ama ezici bir çoğunluk yüzde 79, kendilerinin doğal gaz konusundaki faaliyetlerinin bir çözüme kadar ertelenmesini de kabul etmiyor.

Acaba diyorum, onlar da biz de, meselelere oturduğumuz yerden baktığımız için mi böyle görünüyor?

Ben kendi hesabıma, adanın geleceğinden de kendi ülkemizin başına gelebileceklerden de endişeliyim. Onların da ta baştan endişelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ve diyorum ki, keşke bunların hiç biri olmasaydı. Kıbrıs konusuna böyle bir unsur eklenmeseydi, bunun ardından gelen yeni ittifaklar olmasaydı.

Çünkü çok açık ki, uluslararası güç, doğal gazın peşinden her türlü insan hakkını, uluslararası kuralları, diplomasiyi, adaleti yerle bir ediyor.

Bunun da ne bize, ne adanın diğer halkına uzun vadede bir yararı olmayacak.

Rum halkı bunun farkında değil.

Sadece içinde bulunulan ortamı düşünerek değerlendirme yaptıkları görülüyor.

Aynen “15 Temmuz Cunta darbesi olmasaydı, 20 Temmuz olmazdı” gerçeği gibi. Bunu da hala anlamak istemiyorlar ya.

Yine aynı hesap.

Rum tarafı, Kıbrıs Türklerinin de bal gibi hakkı olan karasularına, tek yanlı olarak büyük paralar karşılığı dünyanın petrol şirketlerini çekerken, “dur kardeşim ne yapıyorsun, orada benim de hakkım var” uyarılarına kulak asmadı.

Şimdi bu konu, askeri ittifaklara kadar uzandı.

Tüm bunların bir sonucu olarak Türkiye buraya bir ya da iki gemi gönderince paniklediler.

Tabii bunda “Türkiye gerilimi artırıyor” propagandasına inanıyor olmalarının payı büyük.

Ta başından neden göremediler bu işin nereye varacağını?

Objektif birkaç makale çıktı. Belli ki, umurları olmadı, itibar etmediler.

Hep birlikte onlar da vaadedilen zenginliğin hayallerine kapılıp, Türkiye’yi, Kıbrıs Türklerinin haklarını falan görmezden gelmeyi tercih ettiler.

Ateşle oynayarak, ülkeyi yaktıklarını çabuk unuttular, şimdi daha büyük oynuyorlar.

Korkuyorlarsa, BM’ye AB’ye gitmek yerine, önce kendi liderliklerini uyarmalılar.

Belki bu anketin yapılma amacı da buydu. “Bakalım halk bu yaptıklarımızla ilgili bizi suçluyor mu, yoksa destek mi veriyor” diye baktılar belki de.

Ama maalesef, yine sebeplerden değil, sonuçlardan korkmayı tercih etmişler.

Ne kadar eğitimli, dünyalı olsalar da, Kıbrıs konusundaki bağnaz düşünceleri sebebiyle, bir kez daha aldatıldıklarını görüyorum.

Nikos Rolandis net söylemiş; “Bizim için hangi filo Türkiye ile savaşacak? Bu nasıl 1964’te, 1974’te ve S-300’ler konusunda 1998’de olmadıysa, şimdi de olmayacak”… 

YERİN KULAĞI VAR

HESAP SORACAKTI, ORTAK OLUYOR:

UBP’den hesap soracağını söylüyordu hep. Şimdi hesap soracağı parti ile ortaklık kurmaya hazırlanıyor. Mesela Özgürgün’ün dokunulmazlığı Meclise geldiğinde HP olarak nasıl bir tavır takınacaklar merak ederim. Bugün “kahve bile içmem” dediği Özgürgün, partinin başında değil ama, o partinin bir milletvekili. İnşallah yeni hükümet programına da “hesap sorma” işini koymayı unutmazlar…

ALTERNATİF BELLİ:

Herkesin oldu bitti diye baktığı ama HP’lilerin “daha belli birşey yok, görüşmedik” dediği yeni hükümetle ilgili olarak UBP Genel Başkanı Tatar, “Olasılıklar belli, fazla alternatif yok. HP ile bazı arkadaşlar görüştü” diyerek aslında HP’lilerin “görüşme olmadı” sözlerini de yalanlamış oldu. HP böyle davranarak UBP ile pazarlık payını artırmak istiyor herhalde…

SÜRPRİZ OLUR MU?:

Ufak bir ihitmal bile olsa görüşmelerden sürpriz bir sonuç çıkması pek olası görünmüyor. HP içerisinde azınlık bir gurup UBP ile koalisyona sıcak bakmıyor, UBP’de de bazı kesimler HP’nin yerine başka alternatiflerin de düşünülmesi gerektiğini söylüyorsa da, UBP’nin daha önce denediği CTP ile bir ortaklık kurması neredeyse imkansız. UBP+DP+YDP 26 sayısına ulaşır ama, pratikte işlemez. YDP kurulacak erken seçim hükümetine” destek vereceğini açıkladı. Evet alternatifler belki çok ama, günün sonunda nikah UBP ile HP arasında kıyılmak zorunda…

GERİLİM AZALACAĞINA ARTIYOR:

Akdeniz’de gaz arama çalışmalarında gerilim azalacağına artıyor. Tarafların birbirlerine yönelik sert açıklamaları bölgede olası bir sıcak tartışmanın fitilini ateşliyor. Rum tarafı gaz arama konusunda, başta ABD olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin desteği ile Türkiye karşısında eline büyük bir koz geçirmiş olmanın verdiği güç ile neredeyse Türkiye’ye kafa tutar pozisyona geldi. Böyle bir ortamda bizler ise bırakın taraf olmayı, hükümet krizleriyle boğuşuyoruz…

YAZIK: En çok üzüldüğüm de, Meclis’te onca emek verilen bir çok yasa tasarısının rafa kaldırılacak olacak olması. Hele içlerinde bir tanesi var ki, sanırım sonuca ulaştırmak hiç mümkün olmayacak. O da kamu reformu. Oysa kamunun şimdiki çarpık, hantal hali, ekonomiyi de, sosyal adaletsizliği de en direkt etkileyen bir sorun.  Hükümetler geldi, geçti, en temel sorunumuza çözüm bulamadık. Her gün bir tane hükümet kursak neye yarar.

BİR VE BİRLİK OLMA:

Rum Savunma Bakanı Angelidis, Rum iç siyasetinde birlik olma ve işbirliğinin her zamankinden çok gerekli olduğu mesajını vermiş. Aslında bugünlerde bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz bir mesele bu. Yıllardır ne iç, ne de ulusal politkalarımızda bir ve beraber olmayı başaramadık. Belki de bugün çektiğimiz sıkıntıların nedenlerinden birisi de bir ve beraber olmak yerine, birbirimizi kötülemeyi tercih etmemizdir…

ZİRVEDEKİLER

Nikos Rolandis: Tek başına uyarıyor ama dinleyen kim. Rum eski Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis müthiş bir anektod anlatmış. Kendisi 2003’de Mısır’la münhasır ekonomik bölge anlaşmasını imzaladıktan sonra, zamanın Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’in kendisine “Niko, şimdi imzaladığın bu anlaşmayı al da ofisindeki kasana kilitle çünkü Kıbrıs sorunu çözülene kadar hiçbir şey olamaz” dediğini söylüyor ve bugünler için “uçurumdan düştük” değerlendirmesi yapıyor. Anastasiadis ve Klerides, aynı partinin iki başkanı ve birbirine zıt iki vizyon. Ne acı…

DİPTEKİLER

Erken Seçim Tartışmaları:

Erken seçim lafını duyduğumda cinim tepeme çıkıyor. Durun bakalım yahu, halk iradesi 1,5 yılda ne kadar değişti ki, böyle bir zamanda her şeyi bir tarafa bırakıp seçime gidelim? Bu sadece, “daha fazla oy alırım” hesabındakilerin partisel çıkarlarla ortaya atabileceği bir olasılık. Ülkenin böyle bir lüksü var mı?

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı