Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Reform popülizmi

Uzun zamandır süregelen ülkemizdeki sorunlar yumağının artık içinden çıkılmaz hale geldiği gün geçtikçe çözümü daha da zorlaşan ekonomide ve  temsili demokrasi de  yetkinliğini yitiren bir hükümetin toplumun sorunlarını çözme noktasındaki kabiliyeti de iradesi de yetersizdir.

Nedenlere ve niçinlere bakmadan, hiçbir sorunun çözülemeyeceği  gibi gerçekler ortadayken, tüm yaşadığımız sorunların sonuçlarını analiz etmeden, sondan başlayarak sorun çözmeye çalışan yapının bilimsel bir karşılığı olmadığı gibi bu gerçeğinde toplum tarafından bilinmesini değerlendirilmesini ve sonuçlarına itiraz haklarını kullanmalarını önemli bulurum.

Toplumun haklarını  hukukunu refahını ekonomisini özgürlüklerini temsili demokrasinin gereği, temsil eden ve bunun için görevde bulunanların topluma faydalı olabilmeleri için öncelikle bu hakların ne demek olduğunun farkında olarak sorumluluklarını yerine getirme noktasındaki kendi yetersizliklerini tanımlamadan bizlere yardımcı olabileceklerini emin olmayalım.

On yıllardır süregelen bir çok sorunun birçok şekilde ifade edilmesine rağmen, insanların en doğal hakları olan hakların,  ülkemizde  verilerle ortaya konmasına rağmen,devletin hantal  yapısı, kamuda reform ve birçok alanda dünya devletlerinin doğal olarak halklarına sağladıkları olanaklardan yoksun bir yapının içinde süregelen yaşamımızın daha ne kadar süreceğini, evrensel haklara bizlerin de ulaşabilmesi için ne tür reformlar gerektiğini ve buna neden  reform dendiğini anlamış değilim.

Günümüze kadar gelen pandemi ile aslında kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya sahip olmadığımızı daha net şekilde ortaya konulan bu sistemin bu şekilde kendi ayaklarının üzerinde duramayacağı gibi net tanımlamalar yapılmaktadır.

Toplumumuz ne kadar kendi ayaklarının üzerinde durup kendi iradesiyle varlığını sürdürmeye çalışsa da, sorunlarını çözme noktasında demokrasiye inanarak temsili demokrasinin temsilcilerine iradelerini ortaya koyma noktasındaki temsiliyetlerini  verseler de  sonucun böyle olmadığı toplumun iradesini yansıtmadığı gerçekle  karşı karşıyayız.

Pandemi den bugüne kadar ayrımsız ülkedeki işletmelerin büyük bir kısmının yüksek gelir kayıplarını uğramasına rağmen ülkeyi yönetenlerin bu sorunları çözme noktasında ki yetersizlikleri çok açık ortadadır, ortada olmasına rağmen sermaye gruplarının on yıllardır beslendikleri  statükodan vazgeçmeyerek, hala hak edilmedikleri kadar destek vermelerini bunun karşılığında da statükoyu beslemelerini kabul edilebilir görmüyorum.

Yaşanabilir bir ülke,özgürlükleri ile anlatılabilen, doğası ile tarif edilebilen, dayanıklı bir ekonomisi ile anılan bir Kıbrıs için neyi kimle nasıl yapılacağını onlarca kez tarif edilmesine rağmen, hala toplumundan kopuk kapalı kapılar ardında sanki de dünyada keşfedilmemiş leri bulmak gibi davranış içinde bulunanların, kendi ceplerinde olmayan para üzerinden ülkenin kalkınmasını tarif edenlerin, bu ülkenin geleceğine faydaları olmayacağı,bugünlerden daha kötü günlerin bizleri beklediğini bilerek kendi yaşamımızın kaygısıyla yaşamaya devam edeceğimiz gibi bir gerçeği de gözardı etmeyelim.

Ülkedeki gerçekleri görerek reform sözcüğünün gerçek anlamına ulaşmak, bizim ülkemizdeki siyasetten sorumlu alanların anlayışlarıyla örtüşmediği gerçi ortadayken, reformist yaklaşımların toplumun talepleri noktasından ortaya çıkmadıkça,  popülizmden ve pay etmeden öteye gitmeyeceği gerçeği her zaman karşımızda olacaktır.