Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

PAZAR SOHBETİMDİR: (DÜNDEN BUGÜNLERE!)

“Ben” diye başlayan konuşmalar vardır.. “Ben” diyen sohbetler.. “Ben” diye yazılanlar.. İddialar vardır “ben” diye uzanan..

Bizim kuşak “ben” üzerine gelişen  siyasetlerle yetişti! Liderlik dönemleriydi onlar. Dr. Küçük’lerle ekolleştiydiler!” Ki ilk kez “ben” iddiası yanına “sen’i de aldı.. Ben ve sen!”

“Biz” diyebilmek için aradan  çok uzun yıllar geçmesi gerekecekti.

İşte aradaki o geçiş dönemini  Rum toplumundan kaynaklı “sendikal hareketler” doldurdu.

Türk toplumu ilk kez    asıl sosyal devinimin “kişilerle” değil, örgütlü kuruluşlarla gerçekleşebildiğini gördü..

Vermesi gereken kavgasını da “Sağcılar ve Solcular” ifadeli deyişlerde anlamlaşan “milliyetçiler” ve “komünistler”  vurgulamalarıyla yaptı!…

Tutun ki Kıbrıs siyasi sorunun “akidelenip billurlaştığı dönem de  o yıllardı. Benim hatırladığımca “Akel vardı komünist sendikası, gekkolar vardı Sağcılar “ekonomiyi ticareti ellerinde tutan bezirgân ve zadegân sınıfı!

****

TÜRK toplumu bu “sınıfsallığın” neresindeydi? Çok olağan bir süreçte işçi kesimi Solda, ticaret erbabı Sağda tabi!

Fakat ne Soldaki işçi sınıfını oluşturan Türklerle Rumlar ne  Sağdaki “paralı” kesimi oluşturan Rumlarla Türkler hiç  yan yana gelemediler! İş ve Güç birliği yapamadılar!

Çünkü “Kıbrıs siyasi sorununa yapışık “Enosis” ideası ile   Rum Ortodoks kilisesi böylesi bir “insan kardeşliği” ile kader birliğine asla izin vermedi!” Eoka ispatı oldu!

*****

ANCAK: Bu nedenle olmalı Kıbrıs’taki “halklar”  hiç bir dönemde   “Kıbrıslı halk” olmadılar!                                             “Türk toplumu” ile “Rum toplumu” oldular! Türkiye ile Yunanistan!

Ve  “Müslüman azınlıkla” “hristiyan çoğunluk” oldular!

Zengin Rum toplumu ile fakir Türk toplumu oldular!

“İşveren” Rumla, “işçi” Türk oldukları gibi!

Bu büyük ve belirgin sınıf ayrılığıdır ki “siyasi sorunun” da yaratıcısı oldu!

Ki bugün de eğer Kıbrıs sorunu çözümsüzlükle  devam ediyorsa  hâlâ nedeni iki toplumun sürüp giden “yapısal uyumsuzlukları” ile dengesizlikleridir! Hem siyasi hem sosyoekonomik yönden!

Çünkü ve hâlâ bu adada Türk halkının makûs talihi değişmedi!

Halâ azınlaktaki toplumdur! Hâlâ bir ayrı kasttır Rum toplumun altında! Hâlâ gerisindedir Rum toplumun! Oysa:

****

OYSA: 1974 sonrası büyük fırsattı.. Türk halkı ilk kez kendi yurdunun sahibi patronu olduydu.. İlk kez devletinin sahibi olduğunca!

İşte bugün de KKTC’deki kavga, sorunlar, felaketler, değişimler Türk halkının hâlâ devletini kuramamasından kaynaklıdır!                                                Hâlâ siyasete yedirilen, harcattırılan “sen-ben” tartışmalarıdır..

Hâlâ “biz” olamamanın sonucudur sorunlarımız!

Ve hâlâ Kıbrıs’ta Türk vatanını kurmak yerine, “atmacalar” gibi en küçük hücresine kadar kakalayıp yutmak üzerine gelişen “yağmacılık, rantçılık”  olayıdır!

Devlete “inançsızlıktır” ki hâlâ Rum’un paşa gönlünü hoş edip “federasyonu” kabul etmesinin peşinde sürüp giden müzakerelerden çözüm sonucu beklemesidir!                                           Hâlâ “karar vermesi” gerekirken  boşuna geçen zamanlarla oyalanmasıdır!.

…Bir de Güney’e bakın ama! Hidrokarbon yatakları sahibi bile oldu denizlerde!

Son söz mü? Her toplum “layık olduğunca özgür ve egemendir…