KÖŞEMDEN
İnsan ilişkilerinin “insanlık” ifadesiyle anlamı “ortak hayatlarda” barış içinde yaşamak olmalıdır.
Yani “insanlığın” Türk’ü Rum’u, İngiliz’i Çinli’si, Arabı Siyahisi” olmamalı.
Kaldı ki “kıyamet günü” haberidir: Dünyamız iki derece ısındı denmekte! O zaman “ırkların, renklerin, dillerin, dinlerin” ne önemi olur ki. Eğer günü geldiğinde hep beraber “sonsuzluğa” göçeceksek!
Zaten tek kelimede ifade etmek gerekirse kaçınılmaz “mukadderatı” asırlar önce gören tüm peygamberler, “kutsal kitaplarında” İncil’de, Tevrat’ta, Kuran’da bir gün “kıyamet gününün kopacağını” haber vermediler mi? Ve hepsi de “Ademoğlu” olarak geldiğimize inanmadılar mı? O halde insanlar neden “insanlığı” değil de ayrı gayrılığı seçtiler? “Barış içinde yaşamak için olabilir mi? Ki savaşmak, birbirlerini kıymak için olmalı! BAKIN geçmişte “Cismani” ve “Ruhi” derdik. Ki Tasavvufta “Allah’ın “ceberrutu gayyibesinde” denilen “boşluklarda” yapayalnız olduğuna, kendisine secde edecek bir göz vecde gelecek bir canlının olmadığı” gibilerinden mistik bir inanç vardı. Bu nedenle dendi ki “Allah Eşref’i mahlûkatı kendine secde edip vecde gelsinler diye yarattı..” FAKAT insan sadece bunlarla kaim değil elbet! Bakın aynalarınıza. Orada yüzünüzü endamınızı görürsünüz. Güzel yada çirkin. Hiç fark etmez! Fakat o “cismani” dediğimiz fiziki görüntü tek başına bir yapma “kukladan” başka nedir ki? Ona anlam katan, o insan bedenini önemleştiren, işte Allah’ın size öteki tüm canlılar dışında bahşettiği akıl ve izandır. Düşüncedir. İnsan bu nedenle hayvan değildir..
****
ANCAK “hayvan”olmayan insan, “insanlık tarihi” boyunca ve hâlâ hayvanlardan beter davranmıyor mu?..
Yazıp söylemeye, anlatıp “işte ispatı” demeye ne gerek var.
Sadece “adamıza” bakmak yetmez mi? Nitekim asırlardır “adanın” sahibi olduğunun iddiasında Türk kanı döken bir Rum toplumu ile “öldürülmemek” için mücadele etmek ve Kuzey’e sığınmak zorunda kalan bir Türk toplumu.. Ki günü geldiğinde yine savaşacak! Çünkü insanlık tarihi kadar eski olan “toprak kavgası” hâlâ bitmedi! Bu nedenle işte!
ÇÜNKÜ toprak vatandır! Vatan ise “sınırları” saptanmış, “bayrakları marşlarıyla” simgelenmiştir.. Irksal ve dinsel bütünsellikle ayni dili konuşurken “millet” olmuştur.. Ve topraklarında nesillerden nesillere kendine ait tarihi yaşarken yazmıştır..
Böylesi bir “vatan ve millet” gerçeğinde “insanlar kardeştirler” diyebilir misiniz?
Hatta kendi vatanlarında, kendi ülkelerinde, ayni ulusun ayni milletin insanlarının bile kendi kendilerini kıydıkları gerçeklerde “hangi dünya barışından” söz edebilirsiniz ki?
***** TÜM bu İnsanlık trajedilerini bu adada biz de yaşadık hâlâ yaşamaktayız ki masa başlarında bu nedenle “siyasi çözüm” arayışındayız.
Ancak bilmemizde büyük fayda vardır. Hiç bir çözüm ne Türk’ü Rum ne Rum’u Türk yapar!
Irksal ve dinsel kimlikleri değiştirmek hiçbir gücün iradesinde değildir!
Bu nedenle eğer Rum tarafıyla 45 yıldır bünyesinde iki yüze yakın ayrı gayrı “ulus devleti” üye olarak bulunduran BM’ler gözetiminde çözüm arıyorsak, bu “vatanımız” dediğimiz Kuzey Kıbrıs’ı “insan kardeşiliği” adına Rum’a peşkeş çekmek için değil, aksine topraklarımızı güvenceye alırken, gelecek nesillere kalkınmış bayındır bir vatan bırakabilmek içindir. Kaldı ki bizim de bayrağımız, ulusal marşımız, Devletimiz, dinimiz, dilimiz, kültürümüz ve sınırları saptanmış bir vatanımız vardır.
Rum tarafı da aynen bizim gibi tarihten gelen kendi ırksallığı içinde vardır Güney’de.. Ve aynen bizim gibi “barışçı çözüm” için müzakerelerden müzakerelere taşınıyorsa…
İŞTE sorun burada başlamaktadır. Çünkü Rum için Kuzey’deki Türk tarafı, “malı” saydığı adanın sahibi değildir. Bu nedenle yıllardır Türk düşmanlığını beslerken, fırsatı buldu muydu saldırıp öldürmektedir.. Müzakere masasında bu “günahının” ceremesini ödemek için vardır! ***** ASLINDA yukarıda yazdıklarımın usumdaki yerinin düşüncesi, kapsamında “asırlar” öncesi uzun zamanlar olmasına karşın, bir anlık göz kırpışı kadar kısacıktır! Fakat Kıbrıs’taki siyasi sorunun nedenini “Rumlar ve Türk halkı” yönlerinden çok iyi anlamak gerekir. Şöyle ki unutulmamalıdır:
Makarios 1974 Barış Harekâtının nedeni olan az öncesi darbe girişiminde “Türkiye’nin garantör ülke olarak Rum darbecilere müdahale etmeleri için çağrıda bulunduydu!”
Bu tarihi gerçeğe bir mim koyun ve “Türkiye işgalcidir, Kuzey’de kansız soykırım yapmaktadır” gibilerinden işkembe’i kübradan atmayın. Ve unutmayın “insanlar kardeş değildir!” “Sadece birbirleri ile kurdukları ittifaklar içinde ya dostturlar yada “kuramadıkları” için birbirlerinin düşmanları! 25 Kasım’a kafanızdaki şablonlarla değil, aklınız ve izanınızla bakın!
































