Köşe Yazarları

PARA POLİTİKASININ ÖZÜ






KKTC’nin kendi parası olmadığına göre (kendi para basma kabiliyeti olmadığına göre) para politikasının olmadığını ve Türk lirası kullanmamızdan dolayı Türk lirası üzerinde bizim herhangi bir etkimizin olmadığını ve Türkiye ‘deki para politikalarının bizleri direk etkilediğini söyler ve yazıyoruz.

Nedir bu para politikası? Bunu biraz açalım.



Günümüzde Merkez Bankaları para politikasını enflasyon hedeflemesi üzerine kuruyor. Belirlediği enflasyona ulaşmak için para politikası araçları olan faiz oranları, zorunlu karşılıklar, likidite yönetimi, Makro ihtiyati önlemler gibi araçları kullanıyor. Yılsonu ortaya çıkan enflasyon Merkez Bankasının uyguladığı para politikalarının başarısı ve başarısızlığını ortaya koyuyor.

Kapitalist iktisatçı Friedman’a göre enflasyon parasal bir olgudur. Eğer enflasyonu denetim altında tutmak istiyorsak o zaman para arzını artırmamız gerektiği söylüyor. Çünkü denklemin sağlanması için paranın dolaşım hızının düşmesi fiyatlarının yükselmesi üretimin artması gerekir ve bu olgulardan bazılarının belirli bir düzeye oturmuş olduğu için hemen değişemeyeceğini belirterek. Dolaşımdaki para da ortaya çıkan artış kısa vadede fiyatları yükseltir ve enflasyona yol açar. Bu çerçevede biçimlenen  para politikası uygulaması eskiden para arzı üzerine kurulurdu. Bu uygulamada Merkez Bankaları fiyatlar genel düzeyinin artmaması için dolaşımdaki parayı üretimdeki artışla yani reel büyüme oranıyla sınırlı tutmaya çalışırlardı. Bu gün uygulanan enflasyon hedeflemelerinin çok da değişik olmadığını görüyoruz. Merkez Bankaları fiyatlar genel düzeyi için bir artış hedefi öngörmekte ve para arzını bu hedefe uyumlu tutmaya çaba sarf etmektedirler. Yani eski uygulamanın revize edilmiş hali

PARA POLİTİKASININ AÇMAZLARI

Geçmişte para politikası uygulaması kolaydı. Merkez Bankaları bastıkları parayı denetleyebiliyorlardı. Günümüzde para politikasının ithalata bağımlı ve fazla döviz kullanımına açık ekonomilerde etkinliği çok düşük kalmaktadır. Çünkü paranın kur farkından dolayı değer kaybetmesi enflasyonu ciddi anlamda yükseltmekte ve Merkez Bankalarının belirlemiş olduğu enflasyon hedeflerine ulaşılamamaktadır.

Bu olguyu küresel krizde görebiliyoruz. Gelişmiş ekonomiler parasal genişlemeye gittikleri halde enflasyon yaratılmamış fakat gelişmemiş ekonomilerde örneğin Türkiye ve K.K.T.C.’de para politikası iyice açmaza girmiştir.

Türkiye gibi gelişmemiş ekonomiler yüksek faiz arzı yaparak yabancı parayı yani sıcak parayı çekerken ( TL’nin değer kaybına rağmen ) kurlar üzerinden düşürücü etki yaparken geri gittiğinde de kurlar üzerinden yükseltici etki yaratmaktadır.

Parası rezerve para konumunda olan ( ABD, İngiltere, Japonya) ekonomilerinde parasal genişlemenin enflasyon yaratmamasının nedeni küreselleşmedir. Eskiden sermaye bu kadar hızlı ve çok hareket etmezdi ve Merkez Bankaları para arzı ile oynamaktan korkarlardı. Küreselleşmeden sonra paraların tüm dünyaya yayılması sonucu enflasyon oluşmadı. Fakat şimdi bu gelişmiş ülkeler parasal sıklaştırmaya geçeceği zaman önlem almazlarsa sıkıntı yaşayabilir ve enflasyon yaratabilirler. Son günlerde ABD Merkez Bankası FED’in yeniden parasal gevşemeye geri dönmesinin sebebi tekrar parasal sıkılaştırmaya geçecek olmasıdır.

Özet olarak bakarsak küreselleşme sonucu gelişmiş ekonomilerin uygulayacağı para politikası beklenen etkinlikte olmuyor. Çünkü sermaye hareketlerinin serbestliğinden dolayı yurtiçindeki para yurt dışına çıkabiliyor.

Gelişmemiş ekonomilerde de dışardan gelen yabancı sermayenin çokluğundan yaratılan dolarizasyon sonucu bu ülkelerin de para politikaları beklenen neticeyi vermiyor. Bu durumda demek ki sadece para politikası yeterli olmuyor.

Bunun yanında etkin bir maliye politikası da uygulamak gerekiyor. Maliye Politikası ve Para Politikasının birlikte uygulanması her zamankinden daha önemli bir durum arz ediyor.

 







Başa dön tuşu