Köşe Yazarları

Ortadoğu’yu yangın sararsa!




Bizi ne kadar ilgilendirdiğini bilmiyorum. Çünkü küçük dünyamızda yarattığımız fil kulesinde yaşıyoruz! Dolayısıyla “suikast tekniği” yönünden dünyanın en harika işlerinden birini çıkaran Trump imzalı son Amerikan modeli “füze saldırısının” bizi ne kadar ırgaladığıyla etki tepkisini, “aldırmazlığımızın” hanesine yazıyorum!

Oysa “İran Devrim Muhafızları Kudüs Güvenlik Sorumlusu Komutanı Kasım Süleymani” atılan bir füze nokta atışı sonucu darmadağın olurken, tespiti ancak parmağındaki kahverengi taşlı yüzüğünden yapılabildi! Bu müthiş suikast olayı sonrasında eğer  “Ortadoğu”da beklenen çatışma yaşanmazsa tutun ki bölge gazidir!

TABİDİR ki bu konuda yorum bile yapamayacak kadar dünyadan kopmuş ada insanları olarak, “varlığımızın” büyük ülkeler gölgesinde tırnak kadar hükmünün olmadığını görmek (beni) üzmektedir..

Hem siyaseten Ortadoğu sahasında söz ve irade sahibi olamayacak kadar dışlanmışlığımızın hem de tanınmış devlet olabilme iradesini Rum tarafının insafına kaptırmamızın üzüntünde!

BUNA karşılık Allah’a şükürler olsun ki adadaki varlığımızı, sayesinde Rum’un kıyımından kurtarıp bizi “güvenlik kalkanı” içine alan Türkiye vardır..

Yoksa yıllardır yanıbaşımızda yanan bu ateşler içinde kavrulur ya canımızı kurtarmak için adadan göç ederdik.. Yada Rum’a teslim olur “talihimize küserdik!

TABİ Rum tarafı ve Yunanistan’a da lafımız olacaktır.. Ki son numaraları “İsrail ile gerçekleştirdikleri “üçlü işbirliği anlaşması” oldu! Tehlikeli ve çatışma habercisi!

Çünkü yaptıkları anlaşma “EastMed” dedikleri proje ile KKTC’i ve Türkiye’yi ”yok” sayarak Doğu Akdeniz’deki gazı Avrupa’ya sevk edecek boru hattı inşaatıyla ilgilidir!

Ki bu anlaşmaya varırlarken, Türkiye de Meclis’ten Libya’ya asker gönderme tezkeresi çıkartıyordu..

Yani Doğu Akdeniz’de bir kez daha “tarafların çatışmaları için bütün koşullar ve hazırlıklar tamamlandı!” Ki bundan sonrası için sadece “düğmeye basmak” kalacak!

…BAKIN eğer Rum ve Yunan tarafı aklını başına almaz, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki haklarımızı gasp etmeye, Türkiye ile dikleşmeye devam ederse İran’da kopacak bir kıyametin cehennem ateşleri bölgeyi sararken ne fil kulesine çekilmişliğimizle biz ne de “cüceliğine” aldırmadan sivrisinekler gibi ısırıp kaçarken kendini güçlü ve dokunulmaz zanneden Rum tarafı kurtulabilecektir bu yangından!

*****

BELEDİYELERİN AZALTILMASI!..

Eski yıldan intikal eden sorunlarla hâlâ uğraşıyor olmak yıllık plan ve programlar uygulamalarında yaya kaldığımızın ispatı demektir! Kaldı ki zaten bugüne kadar hiçbir hükümet “programlarını” saptanan süreler içinde gerçekleştirmeyi başaramadı! Hatta hiç gerçekleştirmeden iktidarını yeni gelene devretti! Şimdilerde de benzer “inkıtalarla aktarmaları” oynuyoruz!

BELEDİYELER sorunu bunlardan birdir. Ki şu anda 28 belediyemizin tekmili de “bataktadırlar!”

Bu gerçeğin ötesinde asıl yaşanan bir başka gerçek ise kaç yıldır “seslendirilip gerçekleştirilmek” istenmesine karşın ne CTP ne de UBP ağırlıklı iktidarların üzerine gidemedikleri sorundur: “Belediye sayılarının azaltılması!”

OYSA  “Başbakan Tatar’a göre asıl konu “Belediyelerin sayısı değil, verimliliklerinin önemli olmasıdır” ve doğrudur!

Nitekim şu anda Belediyeler “hizmet vermek zorunda oldukları bölgelerinin büyüklükleri, küçüklükleri, uzaklıkları yakınlıklarıyla” ilgili sorunlardan dolayı batmadılar!

Aksine ve büyük bir çelişkide deniyor ki batmalarının asıl nedeni “partizanca tutumlarda gerçekleştirilen istihdamlardır!”

YANİ akıl mantık diyor ki belediye bölgelerine hizmet götürecek personel eksikliği yoktur, aksine fazlalılığı vardır!

Demek ki Başbakan Tatar’ın söylediği doğrudur. Belediyelerin azlığı çokluğu değil, asıl olan verimli hizmettir.. VE işte tüm belediyelerin asıl sorunu da budur, sorarsanız “bütçeleri yetersizdir!” Bize göre ise yapılan ve açıklanan yayınlardan anladığımızca o bütçenin aslan payı “personele” Belediye emeklilerine gitmektedir.

NİTEKİM yıllardır sorunu “köşemde” ayazlatırken, “Belediyelerin içinden çıktıkları Partilerinin emirlerinde, “partililerin” istihdamlarının yapıldığı çiftlikleri olduğunu çok yazdımdı!

(NE var ki madalyonu çevirip öteki yüzüne bakıyor ve “insaf”ın yürek sızısında diyorum ki “pekala ama eğer tüm kapılar kapanırsa, her halde artık yüzde 20’leri de geçmiş işsizlik oranlarıyla onca üniversite öğrencisi, ötesi işsizler ne yapsın ki? Bet Ofis’lerde mi geçirsin günlerini? Yoksa kahvehanelerde tavla kâğıt oynayarak mı? Tutun ki eğri gemi doğru sefer Belediyeler istihdamlarıyla katkıda bulunuyorlar.. Tutun ki bu vakıa da “olayın” insanlık ve vicdan boyutudur.. Fakat sonuçta yaşanan gerçek artık Belediyelerin hizmet veremeyecekleri iflası yaşadıklarıdır!

*****

KISACA TAKILDIĞIM: (HALT ETMİŞSİNİZ!)“Hele bakın! Neymiş efendim? Mağusa hendeği temizlenip tertip gördü ya.. İlk kez büyük bir restorasyonla insanların rahatlık ve huzur içinde yürüyüp koşabildikleri bir tarihi mesire yeri oldu ya!

Demezler mi? Hendeği kazdıkları için yağan yağmurlarla göl haline gelmektedir.. Ve ardından “gitti tarihi surlar” sızlanmaları!

Şimdi, “Bazılarımız ne halt ettiklerini bilmiyorlar” desek mi? Çünkü baştan sona söyledikleri safsatadır!

 









Başa dön tuşu