Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

OLUŞTURAMADIĞIMIZ LOBİLER..

1963’de Bozkurt gazetesindeki ilk köşe yazımının konusu “Makarios”la ilgiliydi! Yani Kıbrıs siyasi sorununu yaratan papaz!

Aradan yarım asrı aşkın süre geçti. Fakat 1954 de Rumların İngiliz koloni idaresi ile başlatıp sonradan Türkiye ile Kıbrıs Türk halkına yönelttiği mücadele hiç bitmedi! Çünkü hedefi “adanın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen “enosis”ti! Enosis ise iki asırlık “megali idea”dan besleniyordu!

***

TUTUN ki şu yukarıdaki kısa anlatımın bugüne dek yüzlercesini tekrarladık. Oysa anlatmak istediğimiz çok basitti: “Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ı da egemenlik alanları içine katmak istemelerinin” tarihi serüveni!     BU serüven dediğimiz olay tarihi süreci içinde 1974 Barış Harekâtı gerçeğini de kapsamına alarak bugünlere kadar geldi. Fakat ne adadaki Türk halkı hakkından vazgeçti ne Rum tarafı tüm adaya egemen olmayı, enosisi gerçekleştirmeyi unuttu!

(Not: Bazı okuyucu ve arkadaşlar zaman zaman yakınıyorlar. Diyorlar ki yahu dünya değişti siz değişmediniz. Aklınız hâlâ 1963’lerde 1974’lerde kaldı. Hâlâ temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor buna karşın çözümü sağlamak için parmağınızı bile oynatmıyorsunuz!)

Hatta bir adım öne çıkarak şunu da ekliyorlar: “Çözümsüzlüğün devam etmesinde bizim hiç mi suçumuz yoktur!” (Tabi düşüncelerimle bilincimin üzerleri  ne zaman böylesi safdil yargılarla çizilip karalanmak istense,  başımı üzgün ve meyus önüme eğerim! Çünkü biz Kıbrıs davasını bugüne kadar çocuklarımıza bile anlatamadık. Eğer anlatsaydık Yunanistan gibi “suçlu” bir ülkenin siyaset dünyasında Kıbrıs sorunu nedeniyle mahkûm olması gerekirken; aksine Türkiye’ye 12 kilometre mesafede bulunan Lefkoşa kadar küçük bir adacığa asker çıkarmaz, Türkiye’ye posta koymaya kalkmazdı! Fransa ile ittifak yapmaz, Güney’i yedi düvel ülkelerinin asker ve silahlarına üs yapmazdı!  Ege denizinde Türkiye’ye meydan okumazdı!..

***

VE SON OLAY: Artık nasıl bir oyunun içinde olduğu belli olmayan Amerika ne zaman ki Türkiye bölgede haklarını almak için harekete geçti, Barış Harekâtından beridir Güney’e uyguladığı silah ambargosunu kaldırıverdi! Artık Rum tarafı Amerika’dan “savunma” amaçlı” silah alabilecek!

Oysa özellikle bu kaotik ortamda ne beklerdiniz? “Dünyanın jandarmasıyım” diyen Amerika’nın Doğu Akdeniz’deki tansiyonu düşürecek barışçı girişimlerde bulunmasını!”  Çok bekleriz! Onun yerine işte Rum’a verilecek silahlar!

PEKİ sizce de nedir bu budalalığın sebebi? Ne kadar silahlandırılırsa silahlandırılsın Türkiye’yle olası bir çatışmaya giremeyecek kadar zayıf ve küçük Güney Kıbrıs Rum yönetimi hatta yanına Yunanistan’ı alsa da asla yenilgiden, perişan olmaktan kurtulamayacağı bir savaş macerasına neden sürüklendirilmek istenmektedir? Bunu en iyi bilen Amerika olmasına karşın neden Türkiye’yi Kıbrıs odaklı “siyasetlerin” Doğu Akdeniz’de oluşmaya başlayan savaş anaforlarının içine itmeye çalışmaktadır? Hem de Rum tarafına ambargoyu kaldırarak yeniden silahlanmasına olanak sağlarken! ***

OLAY şudur: Türkiye’nin 46 yıldır anlatamadığı Kıbrıs gerçeğine karşın dünyadaki Rum-Yunan lobilerinin” kendilerine göre anlatması! Erdoğan’lı Türkiye’nin gözünü ve yönünü AB’e değil, Orta Doğu’daki Arap dünyasına çevirirken Güney’deki Rum’un bile hem BM’ler hem de AB üyesi olmasının önüne geçilememesi! BUNA karşın asıl ve büyük sorun nedir bilir misiniz? Amerika’daki etkin Rum-Yunan ve Yahudi lobilerine karşın (ki büyük tirajlı gazetelerin sahip ve yöneticileri yanı sıra büyük şirketlerin de sahipleridirler) her devrede “parlamento’da, Temsilciler Meclisinde” ve sosyoekonomik alanda etkin yerlerde, üst düzey mevkilerde olmaları. Amerikan Yönetimi üzerinde baskı kuracak kadar! Nitekim Kıbrıs siyasi sorununu kendilerine göre yontup lanse ederlerken Türkiye’yi karalara çalanlar aleyhte propaganda mekanizmalarını çalıştıranlar bu lobilerdir!.

Oysa Türkiye ve tabi Kıbrıs Türkleri ne Amerika’da ne Londra’da ne de büyük ülke başkentlerinde sosyal ve siyasi lobilerini oluşturamadılar!” Ki PKK terör örgütü bile o lobilerle AB’de yeşerip etkinleşti! Kısaca Türkiye KKTC’i anlatacak, haklılığını ortaya koyacak bir dünyasal faaliyet gösteremedi! Hatta kendini bile Kıbrıs sorunu töhmetinden kurtaramadı!

***

BU gün Amerika seçim arifesindedir..  Rum, Yunan Yahudi lobilerinin mutlaka bu siyasi ortamdan yararlanarak kendi hanelerine yazacakları siyasi kârları olacaktır…

VE “oldu” desek!  İşte Amerika’nın Güney Rum yönetimine Barış Harekâtından beridir devam eden silah ambargosunu kaldırması.. Üstelik bir taşla iki kuş vurarak! Hem Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi frenleme hem de Rum Yunan lobilerinin oylarını cebellu etme kazancında!

…Uzatmaya gerek yoktur. Biz bilinmeyenleri değil bilinenleri tekrar ediyoruz ve diyoruz ki özeleştirimizi mutlaka yapmalıyız: Efelenmek, meydan okumak ve bunları siyasi tutumun argümanları haline getirmek sorunları çözmez! Kuvveden fiile geçmek ulusal hasletimizdir ama “politika” yapılması gereken yerde “hükmü” yoktur! Üstelik ters teper..

Türkiye şu anda büyük bir dünya devleti olma yolunda ilerlemektedir ama hâlâ dış ülkelerde lobilerini, Sivil Toplum Örgütlerini etkinliğince oluşturabilmiş değildir! Ki hatırımıza geldi yazalım. Daha 1960’lar öncesiydi. Ağabeylerimiz liderlerimiz neler çektilerdi Türkiye’nin bir Kıbrıs Türk toplumu sorunu olduğunu anlatana kadar.. Elbet bugünün Türkiye’si bu değil ama “durumumuz da ortada!” 46 yıldır çözümsüz ve dermansız bekliyoruz!.. Hem de Güney Rum’unun tehdit ve şantajları altında…