Dünkü açılışlar ve temel atma törenleri ezber bozan cinsindendi. Muhalefet olduğu dönemde CTP’nin bu külliyeye karşı olduğu malum. Bakarsanız, hala bazı milletvekilleri aynı duruşlarını sergilemeyi sürdürüyor… Ama ne yaparsınız, reel politika bu işte. İktidar olduklarında, ekonomik paket gibi, külliyeyi de kucaklarında buldular.
Şimdi diyorlar ki, Yorgancıoğlu açılışa katılmamalıydı. Mümkün müydü? Ya da doğru olur muydu? Böyle bir diplomatik krize oynama lüksü var mıydı?..
Bence hükümet, en çok eleştirdiği noktada UBP ile farkını göstermeli. O da ne biliyor musunuz, birincisi; iki tarafın da birbirinin iyi niyetinden kuşku duymayacağı ortamları yaratmak. İkincisi de “Diklenmeden dik durabilmek.” Aklının bir yerlerinde hep, devletin kendi ayakları üstünde durması hedefini saklayarak, KKTC hakkında alınacak tüm kararlarda görüşünü savunmak, ihtiyaçlarını savunmak, hassasiyetlerini ortaya koymak. Ama bunu kavga ile değil, istişareyle, ikna yoluyla, ayakları yere basan raporlarla yapmak. Bunun için de gerekli tek bir şey var, akılcı bir politika izlemek ve adam gibi dersine çalışmak…
Atalay’ın dünkü ziyareti, külliye konusunun gölgesinde kalmamalı. Bence ziyaretin iki can alıcı noktası var. Birincisi, yakın geçmişte Eroğlu’nu ziyaret etmeyen Beşir Atalay’ın, dün Cumhurbaşkanı Vekili sıfatıyla Sibel Siber’i ziyaret etmesi. Daha önceki tutumunu kayırdığımdan mı? Hayır, bu benim devletim ve ben o devletin başında kim olursa olsun, kuralların uygulanmasını isterim. Ancak perdenin önünde yüze piyaz politikalar, perde gerisinde şekil değiştirince, bir anda samimiyetsizlik ortaya çıkıyor. O samimiyetsizlik de böyle bir tavırla karşılaşıyor. Demem o ki, geçmişte yapılmayan o ziyaretler de, bugün yapılan ziyaret de ciddi anlamda mesaj içermekte. Türkiye kanadı, bu mesajı her fırsatta vermeye devam ediyor. Önemli olan normalleşme. Bir noktada ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamak şart…
Ziyaretin bence diğer önemli unsuru, Türkiye’den Atalay’la birlikte gelen 200 işadamı ve onların Ticaret Odası’yla yapacakları toplantılar. Bence bu da bir mesaj. Türkiye iş adamının Kıbrıs’ın Kuzey’ine yönelik yeni bir ilgisinin işareti. Bu talep kendilerinden mi geldi, yoksa Türkiye hükümeti mi teşvik etti, bilmiyorum. Ne isterse olsun, önemli… Bir kez daha başa dönersek, KKTC makamları, kendilerine saygı duydukları kadar saygı göreceklerdir. Yani geçmişte olduğu gibi, küçük ve şahsi çıkarlar için koşmak yerine, ülkenin çıkarları için koştuklarını gösterirler, derslerine çalışırlar, Kıbrıs Türk halkının faydasına olan konuları yıkıp dökmeden ortaya koymayı başarabilirlerse, saygı da göreceklerdir, anlayış da…
Ben olaya bu açıdan bakmak istiyorum. Çünkü ortak çıkarlarımız, iş birliğini ve birbirimizin karşısında değil, yanında olmayı gerektiriyor…
TOMA ne işe yarar!..
UBP Genel Başkanı Özgürgün, önceki gün Meclis’te yaptığı konuşmada, UBP hükümeti döneminde, ülke güvenliğini sağlamak için TOMA almaya karar verildiğini söyledi. Biz de yazdık, ülke güvenliğini mi, yoksa kendinizinkini mi diye. Ancak Özgürgün’ün kafası karışık galiba. Bundan daha 3-5 gün önce, 23 Eylül tarihinde, İŞAD heyetini kabulünde, alımı iptal edilen TOMA konusunun, “hükümetin kendi içerisindeki çelişkili açıklamalar neticesinde bu kadar büyüdüğünü” iddia etmiş, TOMA’nın gerekli olmadığını bile söylemişti. Bu çelişki için “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” demek gerekmez mi..? Önce bir karar versin, TOMA alımına karşı mı değil mi..? Yoksa nasıl olmasa bu halk “geri zekalı” ya, üç gün önce ne söylediğini hatırlamayacak mı… Aslında, ülkede bir güvenlik sorunu var. Bu konuda tüm toplum hemfikiriz sanırım. Hırsızlık, tecavüz, fuhuş, haneye tecavüz, darp v.s gibi asayiş sorunumuz mevcut. Vatandaşın güvenlikle ilgili kaygıları bu yönde. Halbuki Özgürgün’ün bakan olduğu hükümetin alımına karar verdiği TOMA, bu sorunu çözecek kabiliyette değil. TOMA var diye hırsızlar çalmaktan, sapıklar tecavüzden vazgeçecek değil. Son dönemde İstanbul Taksim olaylarında da gördük ki tek görevi, hükümete karşı direnen kalabalıkları dağıtmaktır… Sözün kısası, TOMA, devletin veya hükümetlerin kendini, kendi halkından koruma aracıdır… Bugüne kadar TOMA ile, hırsız kovalayan veya gece kulübü, casino basan polis görmedim… Dün de dediğim gibi, Özgürgün’ün bahsettiği kendi güvenlikleriyseydi, ona söyleyecek bir lafımız olamaz…
YERİN KULAĞI VAR
ÖNEMLİ OLAN KONTROL EDEBİLMEK: Beşir Atalay tarafından dün açılan Hala Sultan İlahiyat Koleji’ne daha önce karşı olduklarını açıklayan Başbakan ve bazı bakanların katılmasına tepki oluştu. Bence Başbakan doğru olanı yaptı. Önemli olan bundan sonrası. Siz eğer gerekli kontrol ve denetimi yaparsanız, hiçbir kuşku hayat bulmaz. Yeter ki, oluşturulacak kamuoyuyla buraya gelebilecek talepleri kontrol edebilmek…
NE SÖYLEYECEĞİNİ ŞAŞIRDI: Başbakan Yorgancıoğlu, dünkü açılışta yaptığı konuşmada hayli zorlandı. “Din” dememek için adeta akla karayı seçti. Bilimden, teknolojiden bahsetti. Konuşması ile aslında külliye yapımına olan tepkisini, diplomatik bir dille ifade etmeye çalıştı. Zaten daha fazlasını beklemek mümkün değildi. Camilerin temel atma törenlerine katılmayarak, zaten tepkisini ortaya koymuş oldu…
İNCE ÇİZGİ: Partilisi, partisizi, siyasetçisi, sendikacısı herkes İlahiyat Koleji açılışına tepki koymuş. Doğuş Derya, Zeki Çeler, Mehmet Harmancı, Kudret Özersay sadece birkaçı. Daha düne kadar bu koleje karşı çıkanların bugün kurdele kesmesini içlerine sindirememişler anlaşılan. İşte iktidar ile muhalefet arasındaki ince çizgi bu. Muhalefetteyken karşı çıktığınız bazı şeyler, bir gün iktidar olduğunuzda karşınıza çıkıveriyor…
TEPKİ EROĞLU’NA MI: TC Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın, KKTC’ye bundan önce yaptığı iki ziyarette de, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nu ziyaret etmemesini bu sütunlardan yazmış ve gerekçesi ne olursa olsun bunun yanlış olduğunu dile getirmiştik. Atalay dünkü ziyaretinde, Meclis Başkanı Sibel Siber’i, Cumhurbaşkanı Vekili olarak ziyaret etmeyi uygun gördü. Acaba Sayın Eroğlu adada olsaydı, Sayın Atalay bu ziyareti yapacak mıydı dersiniz?.. Öyle anlaşılıyor ki Ankara’nın Eroğlu ile hala arası yok…
DP ADIM ADIM UG’LEŞİYOR: DP-UG Milletvekili Hasan Taçoy’dan sonra, Zorlu Töre de UBP’ye dönüş sinyali verdi. Parti değiştirmeyi önleyen yasayla ilgili olarak “acele edilmemeli” ifadelerini kullanan Töre, Serdar Denktaş’ı da uyararak, “ben yaparım olur mantığından” vazgeçmeye çağırdı. Sizin anlayacağınız UG’liler, adım adım DP’yi bitirmeye çalışıyorlar, başaramazlarsa da UBP kapısı onlara zaten çoktan açılmış…
AZ BUZ RAKAM DEĞİL: TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kuzey Kıbrıs’ta 410 Türkiye firmasının yatırımlarının bulunduğunu kaydetti. Eminim benim gibi birçoğunuz da bu rakamı ilk kez duydu. 410 az buz bir rakam değil. Bu sayı ile KKTC ekonomisinin, Ersin Tatar’ın dediği gibi uçması, hem de jet hızıyla uçması gerekmez mi sizce?..
KOALİSYONLAR ZOR: TC Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Yorgancıoğlu’nu ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Başbakanlar için koalisyon hükümetlerinin, tek parti hükümetlerine göre daha zor olduğunu belirterek, hükümetin çok verimli bir icraat dönemi geçirmesini” diledi. Daha ilk günden ortağının koltuk kavgasıyla karşılaşan Başbakan, bu sözlerin ne anlama geldiğini kısa sürede anladı.
ZİRVEDEKİLER
Özkan Yorgancıoğlu: Dört bir taraftan gelen salvoları boş verin siz. Önemli olan devlet ciddiyeti ve akılcılık. Ve dün Başbakan’ın yaptığı da bu. Politikalar baki kalsın, onlar için mücadele sürdürülsün, ama akılcı yollar izlenerek… Kavganın, tavır koymanın, temassızlığın hiç bir yararı yok ki..?
DİPTEKİLER
Bertan Zaroğlu: Hataylılar Derneği Başkanı Bertan Zaroğlu, hükümetin vatandaşlıklar konusundaki düzenlemesine tepki göstererek, haklarını alabilmek için eylem de dahil her türlü girişimi yapacaklarını ve bu eylemlerde de, on binlerce kişinin sokaklara dökülebileceğini savundu… Bu işi diyalogla çözmek yerine tehditvari bir üslup kullanmak biraz ayıp oldu sanırım. Bunun adına bizim ülkede “sünnetçi korkusu” denir. Hani bir söz var, “yersen” diye…
Foto Gündem

Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin açılışı Türkiye Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın katılımı ile yapıldı.
Günün Fıkrası
Yanlış Numara
Temel saat 02.30 da arkadaşı Dursun'u arıyor. Ahize kalkıyor.
– Buyrun.
Temel Dursun'un sesini tanıyor:
– Alo Dursun orasi 11,11 mi?
– Hayir Temel burasi: 1,1,1,1
– Kusura pakma Dursun yanlış numara.
































