Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Niyet iyi…

 Başbakan’ın bir hafta içinde basının önüne çıkması önemlidir.

“Daha ne yaptılar ki” denebilir. Bence bütçenin 5 günde Meclis’e gönderilmesi yeterlidir. Diğer konularda şu anda bir durum tespiti aşamasındalar…

Benim gördüğüm, çarpıklıkların, kemikleşmiş yanlışların üstüne gitmeye özen gösterecekler.

Bet ofisler, usulsüzlüklerin soruşturulması, kumarhanelere giren Kıbrıslı Türkler, vatandaşlıklar, cezaevinin kapasite sorunu ve iç denetimi, kiralık araç plakaları, üniversitelerin denetimi…

Basın toplantısının başlıkları da zaten bu konulardı…

Bunlarda da “ben yaptım oldu” mantığı sezmedim doğrusu. Sorunla birlikte çaresini de ortaya koymuşlar. Ya da “araştırıyoruz, bulacağız” ifadeleri var.

Bir vatandaş kendi yönetimine neden körü körüne muhalif olur..?

Ya da tersinden sorayım, neden destekler..?

Körü körüne particilik..?

Yok, kalmadı. Varsa da azınlık…

Bence niyet ilk anda anlaşılır.

İyi midir, kötü müdür…

Asıp kesecek, nalıncı keseri gibi kendine mi yontacak, yoksa gerçekten toplum yararına mı olacak…

Hukuka tam anlamıyla uyacak mı, yoksa etrafından dolaşma niyeti mi var…

Bunlar bir bakışta anlaşılır.

Ben bu hükümetin bu bakımdan samimi olduğuna inanıyorum.

Onun için de umutluyum…

Başarılı olmaları hepimizin hayrına olacak…

 

 

YETTİ AMA ARTIK…

Yazmayalım, prim yaptırmayalım, ensemizden reklam yapmasınlar diyoruz ama rahat durmuyorlar.

Yeni Doğuş Partisi’nden söz ediyorum…

Üyelerinden değil ha, tepesindekilerden. Özellikle de Başkanı Erhan Arıklı’dan.

Esiyor, kesiyor, tırnak sökme tehdidi yapıyor, bölücü, yıkıcı laflar söylüyor, eleştirilince, sanki o değil, “abi ben seni severim, öyle demek istemedim”…

Yetti ama artık…

Mahkeme aşamasında, “verilecek ceza Erdoğan’a verilmiş olacak” diyerek yargıya müdahale ettiği yetmemiş, şimdi de “6 kişiye ceza verilmesi Türkiye ve TC uyruklu vatandaşlara mesajdır, yargıda çifte standart” diyor…

Bu düpedüz bölücü kışkırtmadır. Halk içinde bir grubu diğer gruba hedef göstermedir.

Yine toplum içinde bir gruba ayrıcalıklı muamele yapıldığı iddiasıdır…

Hem de yargı tarafından…

Bölücülüktür, toplumu kutuplaştırmadır.

Artık kendisi ne derse desin, yanlış anlaşılan bir tarafı kalmamıştır.

Erhan Arıklı politikasını “bölücülük” üstüne kurmuştur. Bundan nemalanmaya çalışıyor.

Geçim sıkıntısı içinde yaşam savaşı veren insanları, tehlikeli bir oyunun içine itiyor…

Kendisi yıllar yılı sistemin içinde yeralan biri olmasa, söylediklerine bir inanan çıkar belki. Ama öyle değil. Sırf politika için bu kılığa girmiş durumda…

Bu toplumda bu zihniyet, Arıklı ne kadar uğraşırsa uğraşsın yeşermez. Hangi kökenden olursa olsun, bu toprakta yaşayan insanlar bu zihniyete prim vermez. Yaşarsak göreceğiz…

Ayrıca bu söylemlerin suç olduğunu hukukçular üstüne basa basa söylüyor. Yargı sürecinin başında da yaptı, şimdi istinaf sürecinde de yargıya müdahale ederek suç işliyor. Daha ne kadar seyredeceğiz bu çirkin oyunu?

[divide color=”#”]

 

YERİN KULAĞI VAR

İŞTE DİPLOMASİNİN BAŞARISI:

İtalyan sondaj gemisi Saipem, bölgeden ayrılıyor. Geminin bağlı olduğu ENI şirketinden yapılan açıklama önemli. Ne diyorlar; “Geri döneceğiz. Uluslararası, Avrupa, Türk, Yunan, ‘Kıbrıs’ diplomasisinin bir çözüm bulmasını bekleyeceğiz”… İşte bu Türkiye ve KKTC’nin  ortak yürüttüğü diplomasinin başarılı sonucudur. Sorun, tüm aktörlerce ortak olarak bulunacak. Artık dayatmacı Anastasiadis düşünsün. Şimdi bir de bakarsınız, aldatıldıklarını söyleyip, verdikleri milyon euroları tazmin etmek isterler…

 

SİZ FÜGÜRAN BİLE OLAMADINIZ:

UBP milletvekili Hasipoğlu, Dışişleri Bakanı Özersay’ın gaz konusunda İtalya’da yaptığı görüşmeyi eleştirerek bunun bir hata olduğunu söylemiş. Yetkilerimizi TPAO’ya devretmişiz ya, niye biz görüşüyormuşuz? Figüranlaşmaya gerek yokmuş. Değil CEO’yla, ülkenin menfaatı için gerekirse odacıyla bile görüşülür.  KKTC adına böyle bir temasla da ancak gurur duyulur. İşte sonuç ortada… Üstelik Türkiye “muhatabınız KKTC’dir” derken… Resmen en basitinden şark politikacılığı. Ben kendisinden düzey beklerdim, yazık. Ama o da haklı, onlara göre bu tür işlerle uğraşmak abesle iştigaldir. Kusura bakmasınlar ama onlar figüran olmayı bile beceremediler…

 

MAL BİLDİRİMLERİ NE OLDU?:

Yeni bir hükümet, yeni bir dönem başladı. Bir önceki dönem görev yapanlar, mal varlıklarının son durumunu Meclis’e bildirecekler. Toplum vicdanında açık bir yara var; Özgürgün’ün kaaynağı açıklanmayan milyonları. Şimdi eski mal varlığıyla, yenisinin karşılaştırmasını yapacak olan da Meclis Başkanı. Bu yara kapatılmalı, yasal olarak incelenmeli, kamuoyu da ikna edilmelidir. Kaldı ki, şu an iktidarda olan partilerin de bu yönde verilmiş bir sözü vardır…

 

CEMAL ÖZYİĞİT’E ÇAĞRIMDIR:

Hüseyin Ekmekçi’nin dünkü köşe yazısını biraz telaş, biraz da korkarak okudum. Bu ülkede bırakın yetişkinleri, küçük bir çocuğun nasıl dini baskı altına alınmak istendiğini ve bunu bizzat öğretmeninin yaptığını öğrenmek, korku veriyor. Sözüm Eğitim Bakanı Cemal hocaya. Bakanlığı tarikat baskısından kurtarmak, okullarda laik ve çağdaş bir eğitim sistemini getirmek boynunuzun borcu. Hem de hiç geçikmeden…

 

DOSYA BAŞSAVCILIĞA GÖNDERİLDİ:

22 Ocak olaylarıyla ilgili olarak sanıklara verilen cezalar belli olmuştu. Ancak aynı gün Meclis’in damına çıkıp bayrak sallayanlarla ilgili bir kararın çıkmaması kafalarda soru işareti yaratmıştı. Başsavcılık Meclis damına çıkanlarla ilgili polis soruşturmasının tamamlandığını ve dosyanın kendilerine gönderildiğini açıkladı. Bundan sonra iş artık mahkemelerin. Yani kimse Meclis damını işgal edenlerin cezasız kalacağını sanmasın. Ortada bir suç varsa ki var, onun da bir cezası olacaktır mutlaka…

 

KENDİ AYAĞINA KURŞUN SIKIYOR:

Erken genel seçimlerden zaferle çıkan UBP’nin, yerel seçimler için aldığı “mevcut başkanlar adaydır” kararı, örgütlerde tepkilere neden oldu. Aday olma hayali yaşayan ve MYK’nın aldığı kararla hüsrana uğrayan bazı aday adayları isyan noktasına geldi. Yeni dönemde Girne Belediye Başkanlığı için uzun süredir nabız yoklayan bir “müsteşarın” bu karar sonrası, nasıl bir tavır alacağı merak ediliyor. Sadece Girne’de değil, birçok bölgeden bu tür şikayetler gelmeye başladı bile. Birçok UBP’li bu kararla partini kendi ayağına kurşun sıktığını söylüyor…

[divide color=”#”]

ZİRVEDEKİLER

Türkay Altay: Bu ülkede Türk müziğini yaşatmak için uğraş veren sayılı insanlardandı. Besteleri neredeyse klasikleşti. O, Türkiye’den gelen soydaşlarımızdandı. Ama ne kendini farklı hissettirdi ne de biz öyle gördük. Müziğini de, kendisini de çok sevdik. “Aramızda İki Engel, Yaban Çiçeği, Bir Bir Birilerine” bu topluma maloldu… Kendisini yakından tanıma fırsatım oldu, huzurla uyusun… Biz onu besteleriyle hep hatırlayacağız…

 

 

DİPTEKİLER

Dursun Oğuz: Devleti kurduğunu savunan partinin Genel Sekreteri… Demokratik yolla devlet yönetimine gelen hükümete “şer ortaklığı” ifadesi kullanmış. 70’ler Türkiyesinin seviyesiz söylemlerinden biri… Seçimden önce anlaşmışlar da, UBP’den korkuyorlarmış. Her ikisi de bir bakıma doğrudur. Seçimden önce UBP’nin yeniden iktidara gelmesini istemediklerini hepsi de beyan etmiştir. Bunda yanlış olan ne var ki? Evet bu da korkudandır. 20 ayda yapılanların bir süre daha devam etmesinden, halk adına korkmuşlardır. Yüzde 50 küsur oyu da, bunu da açıkça söyledikleri için almışlardır…