Köşe Yazarları

Nereye gidiyoruz farkında mısınız?


Son yapılan açıklamalara bakılırsa, 9 ayda 2700  kişiye vatandaşlık verilmiş.

Bu da ortalama olarak günde 10 vatandaşlık demek. Bakanlar Kurulu durmuyor, vermeye devam ediyor. Çünkü yasa aynı, değiştirilmedi. Şu kadar mühürü olana vereceksin… Öyle olunca da insanlar bunu hak olarak talep ediyor, iktidar da gereğini yapıyor.

Eğer yeni vatandaşlık yasası çıkacaksa, bile, bu birikmişler halledilecek, uygulama sonra değişecek.

Burada bizden başka kimseyi suçlamayacaksınız.

Tek suçlu var, gelmiş geçmiş KKTC iktidarları. Kendi evimizin efendisi dediler, kimliğimizi korumaktan bahsettiler, bu dediklerinin tersini yaptılar.

Beyaz kart, ada kart, şu bu, her dönem bir şeyler ortaya atıldı; ama değişmedi.

Dünyanın neresinde kendi nüfusunun iki misli göç kabul eden, dahası vatandaşlık veren bir ülke vardır acaba?

Üstelik de uçsuz bucaksız toprakları, sonsuz imkanları ve kapasitesi olmayan küçücük bir ada yarısında…

Sosyal medyaya bakıyorum, İçişleri Bakanı, verdiği vatandaşlıklardan çok, vermedikleriyle ve iptal ettiği o birkaç vatandaşlıkla eleştiriliyor.

O Bakan ki, ta Ocak ayında “Vatandaşlık yasasında sona gelindi” açıklaması yapmış. Kendinden öncekilerin de böyle boş vaadleri var. Her neyse, en sonuncudan başlasak, aradan 10 ay geçmiş. Ve tabii iktidar değişmiş, olaya bakış açısı da beraber.

UBP’yi suçlamam.

Daha doğrusu, tersine bir uygulama yapmasını beklemem.

Onlara göre ne kadar çok vatandaş, o kadar çok oy demek. Bu politika, partinin birinci ilkesi.

Peki, 2017’de oturma izniyle adada turist olan birine vatandaşlık verilmesini yargıya taşıyan HP’ye ne demeli.

O gün yaptıkları açıklamada, “UBP-DP hükümeti devletin itibarını yerle bir etmiştir. Bakanlar Kurulu’na yasada verilen yetki, gerekçesiz ve keyfi karar alabilecekleri anlamına gelmemektedir. Buna müsaade edecek değiliz… İlgili yasada istisnai olması gereken bir vatandaşlık verme türünün hükümet tarafından olağan bir şey haline dönüştürülmeye çalışıldığını görüyoruz” diyen HP değil miydi?

2018 seçimlerine giderken Kudret Özersay, “vatandaşlığa ülke şartları dikkate alınarak bir sınırlama getirilmesi”nden bahsetmemiş miydi?

Koltuğa ulaşınca, işler değişiyormuş demek.

Şimdi bu, günde 10 vatandaş olayı nedir? O yasa değişmediği için değil midir?

Buna bir de, bizzat HP’nin içinde bulunduğu hükümetin sürekli olarak “istisnai vatandaşlık” vermeye devam etmesini ekleyin.

Tabii CTP ve diğerleri için de geçerli bütün bunlar.

O vatandaşlık yasası bundan on yıl önce, hadi geçtim 6 yıl önce CTP iktidarları zamanında değişmiş olsaydı, bu yığılma olmayacaktı.

Neden o yasayı değiştirmek, bu akımın önünü kapatmak için bir şey yapmamışlardır?

Neredesiniz millet? Nereye gidiyorsunuz? Fakında mısınız? Herhalde değilsiniz ki, kimsenin yeteri kadar sesi çıkmıyor.

 

YERİN KULAĞI VAR

BU GEZİ NEYİ ISBAT ETTİ?:

Başbakan sırf hakkındaki iddiaları çürütmek için önce Strazburg, ardından da Londra’ya gitti. Kimlerle görüştü bilemeyiz ama, yanında bir personel ordusu ile iyi bir “gezme” yaptığı kesin. Londra’nın her yerinde çektiği fotografları sosyal medya üzerinden KKTC halkıyla paylaşarak, “işte gidemez dedikleri Londra’ya gittim” mesajı vermeye çalıştı. İyi de bunlar daha üç beş gün öncesine kadar hakkınızda bir tutuklama emri olduğu gerçeğini ortadan kaldırmış mı oldu Sayın Başbakan…

 

ADAYLIĞINI AÇIKLAMALI:

Ersin Tatar, adaylığı önünde büyük bir engel olarak gördüğü “aranıyor” fobisini de kendine göre “yıktı” ya, artık adaylığını açıklayabilir. Onun düşüncesi, artık kimsenin bu zaafiyetini siyasi bir argüman olarak kullanamayacağı şeklinde. Konuşmalarından öyle anlaşılıyor. Bence Londra dönüşü artık adaylık konusuda çıkıp “ ben adayım” demesi lazım. Zaten partisi onun adaylığını çoktan açıkladı…

 

İLK KEZ YAPILMIYOR:

Cenk Mutluyakalı’nın “Dipsiz Kuyu” başlıklı köşe yazısında dile getirdiği, “Türkiye’nin başkan yardımcısı, ülkemizden büyük bir medya patronunu çağırdı. Görüştüler. Bu seçimde Ersin Tatar’ı destekliyor, Özersay’a dokunmuyoruz” iddiaları, belli ki bazılarını oldukça rahatsız etmiş. Hemen yalanlama gayreti içine girdiler. Halbuki bu tür pazarlıklar ilk kez değil, yıllardır yapılıyor. Ve ne gariptir ki, bu güne kadar hep ters tepti…

 

BU DEĞİŞİKLİK İLK ADIMDIR:

Rumlar, göçmenleri yasa dışı geçişlerini engelleme bahanesi altında Yeşil Hat Tüzüğü’nü tek taraflı değiştirmeye çalışıyorlar. Bugün üçüncü ülkelerden KKTC’ye gelenlerin yasaklanmasıyla başlayacak değişikliğin, kısa süre mal ve hizmetler konusuna da sıçrayacağı kesin. Avrupa Komisyonu, “değişiklik yapmadan bize sorman gerek” uyarısı yaptı yapmasına da, Rum hükümetinin kararlılığı da ortada. Var mı bir tedbirimiz, bir lobi faaliyetimiz? Referandumdan sonra kazanılan bir hakkı da göz göre göre kaybetmeyelim… Yoksa “iyi olur, kopuş hızlanır” mı diyorsunuz.

FORMALİTE KURULTAY:

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın görevi bıramasıyla boşalan başkanlık koltuğu için bugün kurultaya gidiliyor. Başkanlık için tek aday Fikri Ataoğlu’nun başkanlığı kurultay öncesinden belli oldu.  Ancak başkanlık için bir yarış yaşanmayacak olsa da, salondaki kalabalık ve oluşacak hava, Ataoğlu dönemi için bir gösterge olması bakımından oldukça önemli olacak…

ESNAF NEFES ALDI:

“Kara Cuma” adıyla dün ülkede yaşanan “indirim şöleni” için farklı düşünenler, trafik yoğunluğundan canı sıkılanlar olsa da, esnafa bir nebze bile olsa nefes aldırdı. Yaprağın kıpırdamadığı çarşımız bir canlılık ve hareket gördü. “Bizim adetlerimiz değil, bu yanlış” diyenler olsa da, esnafı düşünürsek, “iyi oldu” diyerek saygı gösterilmeliyiz… Keşke bazı yolar da trafiğe kapatılsa, insanlar rahat rahat dolaşabilseydi.

 ZİRVEDEKLER

Tufan Erhürman: “Kıbrıslı Türklerin var oluşlarını ve kimliklerini geleceğe taşımak konusundaki kaygıları çok uzun yıllardan beri devam ediyor. Bu duyguyla yaşanmaz. Yapmamız gereken, ‘burada bir şey olmaz, biz bir şey yapamayız’ düşüncesini çoğaltmak değil, Kıbrıslı Türklerin özne olma pozisyonunu her koşulda her gün biraz daha artırabilmek için neler yapmamız gerektiğini konuşmaktır…”.

 DİPTEKİLER

Sinek İstilası: Lefkoşa korkunç bir kara sinek ve sivrisinek istilasında. Özellikle kara sinekler uzun yıllardır böyle bir popülasyona ulaşmamıştı. Sadece bizim ailemizde bu yıl, 3 kez üst üste zehirli sivrisinek vakası oldu. Üçü de doktor tedavisiyle geçti. Eskiden omuzlarında ilaç pompalarıyla gezen belediye görevlileri çöplere, su birikintilerine ilaçlama yapardı. Ne yazık ki şimdi böyle bir uygulama görmüyoruz. LTB Başkanı Mehmet Harmancı herhalde olayın farkındadır. Bir de bize ne yapmayı düşündüğünü açıklasa…




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı