Köşe Yazarları

Neden “Kaza” Demeyip “Cinayet” Diyoruz?





Sosyal medya bazen öylesine can sıkıcı olur ki, kapatıp da hiç açmaması gelir insanın. Ama arada bir, öylesine yararlı paylaşımlar yapılır ki “vay be!” dedirtir.

Avukat Serkan Mesutoğlu’nun, Birikim Dergisi yazarlarından, çok üretken ve değerli bilim insanı Tanıl Bora’nın son makalesini paylaşması, bu yararlı paylaşımların güzel bir örneği idi.

Makalede, çok yararlı ve aynı derecede de üzücü ve ülkemizdekilerle benzeşen çirkinlikler mevcut.

Bizim idarecilerden ya da sendikalardan pek duymadığımız “iş cinayetlerinde hayatını kaybedenleri anma ve yas günü” imiş, 28 Nisan. Otuza yakın ülkede anma günü olarak kabul edilmiş. Tarihçesi hakkında bilgiler verilmiş. Kabulü için mücadele, bir kaç yıldan beridir Türkiye’de de sürüyor. Bizimkilere de duyuralım ki, duymamıştık, diyemesinler!

Yazıda geçen istatistiki veriler çok üzücü ve ürkütücü (http://www.birikimdergisi.com/haftalik/9470/is-cinayeti#.XMcU_KRS_IU).

Çok etkileyici ve bu bencil zihniyeti deşifre eden bir de olay anlatılmakta:

“Pınar Öğünç’ün yeni kitabı Beterotu’nda, “Çimento” adlı bir hikâye var. İnşaatında ölen bir işçinin bedeninin harca karıştığı bir apartmanda ‘geçiyor’:

“Bir ara harç makinesini temizlemek için içine mi girmiş, temizlerken içine mi düşmüş bilmiyoruz. Sonra da, sonra da işte başka biri makineyi çalıştırıyor bilmeden. Yirmi bir yaşında delikanlı parça parça olmuş affedersin. Müteahhide haber veriyorlar, herifin yüz tane inşaatı var böyle etrafta. Hem çalıştırdığı şefin, hem kendi başı yanacak diye kapattırtıyor.”

 O apartmanın umur görmüş nezih sakinlerinin, “inşaat sırasında yaşanmış bir sorun” diye unuttuğu, unutmak istediği bir… bir… şey… İşte, 28 Nisan, unutmamak için.”

Bu acıklı olay, sizlere de başka bir acıklı olayı hatırlatıyor mu?

Uzaklarda değil… Ta içimizde yaşanan bir olayı! Çok eski de değil! İki yıl önce…

Ha! Nerede yaşanırsa yaşansın yüreğimiz parçalanmalı, o ayrı mesele!

“İdris Dhali’nin mikserin içerisindeki harçla birlikte aktarıldığını tespit eden polis, Dhali’nin parçalanmış cesedinin mikser aracının şantiye yanında bulunan boş araziye boşaltım yaptığı esnada tespit edildiğini açıkladı.”

Olaydan sonra mikserden “sorumlu” daha doğrusu “sorumsuz” şahıs tutuklanmış. Sonra tutuksuz yargılanmak üzere salıverilmiş. İnternette arama yaptım ama henüz mahkemesinin sonuçlandığına dair bir bilgiye rastlayamadım.

Tanıl Hoca, mevcut vahameti şöyle tanımlamış: “…Dünya üzerinde her 15 saniyede bir işçinin, günde 6 bin işçinin “iş kazasında” ölmesi demek bu. Savaşlardan daha yüksek bir sayı. Ölümlerin bu sistematikliği, burada bir tür savaş olduğunu düşündürüyor zaten. Sistematik ihmallerin, sistematik maliyet düşürme hesaplarının, sistematik “bir şey olmaz”ların, sistematik “işin fıtratında var”ların yol açtığı bir toplu ölüm – öldürüm… Onun için, kaza değil cinayet

En başta sorduğumuz sorunun cevabını ne kadar da anlaşılır vermiş!

Siz şov yapmaya, rica ve minnet ile “yaşamaya çalışmaya” devam edin hala.

 

 








Başa dön tuşu