Köşe Yazarları

MAHSUPLAŞMA İYİ DE, VERGİ YÜZSÜZLERİNDEN NE HABER?


Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu, Kıb-Tek ile devlet arasındaki 133 milyon 770 bin 140.89 TL’lik alacak verecek meselesinin mahsuplaşma ile bitirildiğini açıkladı.

Güzel, nihayet…

Gerçi Sendika da aynı şeyi söylemeden, benim açımdan bu iş bitmiş sayılmaz.

Zira çok kez hükümetler “bizim borcumuz yok” diye direnirken, Sendika borç listesini önlerine koydu da ondan.

O kaynak nereden bulundu, kim kime ne verdi, karşılığında ne aldı o açıklanmadı, bilemiyoruz.

Eğer Sendika yine “hayır öyle değil” diye ortalığa çıkmayacaksa, sorun yok. Önemli bir gelişme sayabiliriz.

Evet de madem Sayın Maliye Bakanı sıhhatine kavuşmuş, işinin başına geçmiş, açıklama yapmaya başlamış, geçmiş olsun diyelim ve soralım, ya diğer konular?

O yarım milyarlık vergi borçları ne oldu? Bir önceki hükümeti suçladığınız o alacaklar?

Dün de yazdım, tekrar edeyim; Türkiye’den yana yakıla 170 milyon beklerken, 500 küsur milyonluk bütçe açığınız var; ama buna karşılık 500 milyonluk vergi alacağınız var.

Aralarında kumarhanelerin de olduğu borçlulara hacizler başlatmıştınız hani, kararlı olduğunuzu,  bu parayı toplayacağınızı falan söylemiştiniz.

Anladığımız kadarıyla üstüne üstlük bir de vergi affı getiriyorsunuz. Nasıl iş?

Bu kadar sıkıntı içindeyken, kamunun parasını bağışlama yetkiniz var mı? Bu hakkı nasıl kendinizde görüyorsunuz.

Eğer görüyorsanız, nasıl çıkıp da halkın refahından, ülkenin kalkınmasından falan bahsedebiliyorsunuz.

En küçük bir yatırımı bile yapmaktan aciz bir devlet, alacağını nasıl bağışlar?

Üstelik de maaşlı ve ücretlilerin dışında, ödenen tüm vergiler reel rakamların altındayken.

Seçime giderken bir de bu konuda halkı aydınlatsanız diyoruz.

Yoksa, seçime giderken, kamunun çıkarlarını korumak yerine, sessiz geçiştirmeyi mi tercih edeceksiniz? Şahsi görüşünüzün bu olmadığından adım gibi eminim ama, Partinizin gelenekseli de bu…

Ve bu durum da,  bize vaat edilen yönetim şekli hakkında çok güzel fikir veriyor.

Teşvikler, vergi muafiyetleri, vergi aflarıyla ışıl ışıl parlatılan sermaye, fakir devlet, fakir halk…

O fakir halk sizin söylediklerinizi yaşamıyor.

Onun gerçekleri farklı.

Halkım şunu istiyor, halkım bunu istiyor lafları hiç gerçek değil.

O anketler de öyle…

Siz de pekala biliyorsunuz.

Tek bir kelam edin.

Yalanlayın bizi, “biz o vergiyi söke söke aldık, devletimize zarar vermedik” deyin. İstediğimiz haklı çıkmak değil, yalancı çıkmak. Biz de çıkalım özür dileyelim, sizi kutlayalım.

Bence bugünler bir fırsattır.

Seçime kadar ikna edilmesi gereken de halktır. Belki çıkarlarının korunduğunu bir nebze olsun görürler.

Aksi taktirde, arkalarını dayadıkları sermaye de kurtaramayacak kendilerini.

Ama yaparlar mı?

Hiç umudum yok. Olsun ben yazmaya devam edeceğim. Belki gerçekleri daha geniş kitlelere gösterebiliriz.

YERİN KULAĞI VAR

YORUMSUZ: 

T 24’den Zeynel Lüle yazdı; “Türkiye’den gidip KKTC’ye yerleşenlerin gözünde Kıbrıs’ın kuzeyi fethedilmiş topraklardır. Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlarla devlet kavgası, Türkiye ve adaya yerleşen Türklerle yurt kavgası içindeler. İşte bu nedenle ‘Federal Çözüm’ arayışı içindedirler” diye. Türkiye medyasında ezber dışı yorumlar görmek ilginç.

 SIKINTI VAR:

İçişleri Bakanı İmar Planı konusunda, “konuşursam bu Meclis sarsılır” diyor ama suçlamanın muhatabı ve ortağı UBP’den tıs yok. Seçime giderken her ikisi de “sin da gülle geçsin” modundaysa eğer, bu ortaklığın devamında ciddi bir sorun vardır ve dereyi geçer geçmez atın değişeceği kesindir.

PİLLİ’YE GÖRE NORMALMİŞ:

Hastanede klimaların bozuk olması nedeniyle soğukta bekleyen hastalarla ilgili olarak konuşan Sağlık Bakanı Pilli bunun normal olduğunu söyleyerek, “klimalar evde de bozulabilir” dedi. Koltuğa oturduğu günden beridir sağlık konusundaki vaatleri sadece sözde kalan Pilli klimaların tamir edilememesinin suçunu da prosedüre bağladı, kurtuldu(!)…

HERKES SÜRE VERİYOR:

Önce “yol yoksa seyrüsefer de yok” hareketi eylem yaparak yolların tamiri için süre verdi. Şimdi de müteahhitler, İmar Planı konusunda bir kaosun olduğunu ve bunu düzeltmesi için hükümete bir hafta süre verdi. Belli ki işler, hiç de Başbakanın dediği gibi gitmiyor. Yani öyle bölgenin parlayan yıldızı falan değiliz. Ülkede sorun çok ama, sorunları çözecek irade yok…

NÜFUS YAPISI DEĞİŞTİKÇE, ORAN DÜŞECEK:

Maaş, ücret mukayesesi yapamayız, aramızda uçurum var ama işgücüne katılma oranında AB ülkelerini yakalamış sayılırız. Orada ortalama yüzde 57, bizde son ankette 51,3… Fena değil. Türkiye’de ise yüzde 48… Bu oran daha çok kültürle ilişkili. Kadınların işgücüne katılımı, KKTC’de her zaman yüksek olmuştur. Ancak bu nüfus yapısı bu hızla değişmeye devam ederse, korkarım bu rakamlar da aşağı düşecek…

SORUN AYNI:

Güneyde üniversite sektör haline gelip, devlet kontrolundan çıkınca, bizdekine benzer sorunlar ortaya çıktı. AB üyesi ülke vatandaşlarıyla naylon evlilikler, kaçak çalışma ve sığınma taleplerinden bahsediliyor. Alithia gazetesi “Kaçakçılık Şebekeleri ve Üçüncü Ülke Vatandaşları Üniversite Öğrencisi Sıfatını İstismar Ediyor” başlığı atmış. Ne kadar tanıdık. Ben bu olayı takip edeceğim, eminim ki denetimlerini sıklaştıracak, hatta derhal yeni önlemler alacaklar. Bizim yıllardır “yapmadığımızı”, onlar yapacaklar…

ZİRVE:

Metin Münir: “Tatar sadece fikrini değiştirmekle kalmadı. Sözünün eri de olamadı. Türkiye’yi de, el sıkışıp ortak olduğu Kudret Özersay’ı da ve başbakanlığı sıradan bir mevkii olmaktan çıkaracağını umanları da yarı yolda bıraktı. Ancak Tatar kalıbının adamı çıkmadı. Ekonominin ‘e’sine dokunmadı. Vaktini partililerle telefonda konuşarak veya delege kabul ederek ve davetlere giderek geçirdi. Türkiye’den gelen parayı dağıtmaktan başka bir şey yapmadı. Onu iyi tanıyan birinin sözleriyle “Başbakanlığı beğendi ama başbakan gibi çalışmak hoşuna gitmedi…”.

 DİPTEKİLER

Sorun Biziz: Ne önlem alınırsa alınsın, trafik kazalarının oranı düşmüyorsa, belediyelerle sivil toplum örgütleri sürekli temizlik kampanyası yapsa da ertesi gün yine kirleniyorsa, hayvan leşleri bile sokaklara atılabiliyorsa, suç kimdedir? Kimse bahanelerin arkasına saklanmasın. Devletten de fazla bir şey beklemesin. Düzeni bozan halkın kendisi olduktan sonra, hükümetlerin farklı davranmasını nasıl bekleyebilirsiniz ki? Böyle başa böyle tarak…




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı