Köşe Yazarları

Lobi oluşturmayı beceremedik!


Aklımıza geldikçe sersenişte bulunuruz. Nitekim geçen günlerde medyada haberi salındıydı: “Londra’ki soydaşlarımız neden Kıbrıs davasına yeterince ve örgütlü mücadeleleriyle  katkıda bulunmuyor yada bulunamıyorlar?”

Öteden beri “lobi oluşturmayı” beceremedik. Tutun ki Türkiye’nin de  en zayıf yanlarındandır!.                           Nitekim Amerika’da neredeyse Amerika’yı yöneten  Yahudi Yunan lobileri vardır ama,  yılda bir defa festival mahiyetli yürüyüş yapmaktan öte etkinliğiyle varlığı dikkate alınacak bir Türkiye lobisi yoktur..

Bu nedenle olmalı 1960’lardan start alarak 1974’lere ulaşan ve elan içinde bulunduğumuz yılları da kapsayan dönemlerde Türkiye ne   “Kıbrıs’taki Türk halkının haklılığını  anlatabildi dünya ülkelerine ne de “Barış Harekâtını gerçekleştirmemiş olsaydı adada nasıl büyük felâketlerin yaşanacağını” kabul ettirebildi..

Buna karşılık mesela Amerika’da Rum Yunan Yahudi lobileri,  bırakın kendi ülke davalarını  etkinliğince savunup her zaman gündemde taze tutmalarını, Başkanlık seçimlerinin sonuçlarını bile  lobileriyle  etkiliyorlar..

Bunları   yıllardır okuduklarımızdan, oralarda yaşayanların anlattıklarından biliyoruz.

Nitekim sayıları küçümsenmeyecek oranlardaki Londra’daki soydaşlarımızdan bazılarına..   Yahut tanıdık ve akraba olanlara, “neden Kıbrıs siyasi sorununa yeterince ilgi göstermediklerinden, ses soluk getirecek örgütlü faaliyetlerinin kısırlığından söz edip,  “Bakın Rum’lar Yunanlılar nasıl çalışıyor, en haklı olduğumuz  olayları bile Türkiye’nin yada Kıbrıslı Türklerin neden olduğu mağduriyet ve mazlumiyetleri  haline getirerek çatır çatır ensemizden propaganda yapıyorlar…”

Diye serzenişte bulunduğumuzda, çoğu zaman cevapları şu oluyor:

“Nasıl etkin olalım! Pek çok iş yerinde Rumlarla birlikte çalışıyoruz. Bazıları arkadaşlarımız. Hatta patronlarımız olanları da var.. Yani istesek de siyasi sorunu gözlerinin içine baka baka Türk halkının haklılığında savunamayız. Zaten hem sayıca hem de “sınıfsal” yönlerden bizden çok daha  üstünler…”

Ve hatırıma geliyor: Hani “bizimkiler” sürekli “birleşik Kıbrıs” diyorlar ya.. Ki Rum tarafını da alıştırdık artık onlar da sakız gibi çiğniyorlar bu “birleşik” lafını; evet İngiliz sömürge döneminde “birleşik Kıbrıs’ta karma köylerde birlikte yaşardık da o birlikte yaşam güvencesini “İngilizin her an başımızın üzerine inmeye hazır  topuzu” sağlardı!

Vakta ki 1960’da adayı terk etti ve  Türk-Rum halkları siyasi ve ekonomik irademizle baş başa kaldık! Biliyorsunuz, sonucunda bugünlere kadar geldik ki birbirimizi öldüre kıya, yaka kavura!

Bu nedenle diyorum. Bu adada kesinlikle “iki ayrı bölgeye ve siyasi eşitliğe dayanmayan   hiçbir çözüm kalıcı olamaz! Ve söylemeye hiç gerek yok, Türkiye’nin garantörlüğünün devamında… Zaten Yunanistan da Rum’un garantörüdür..                                     **********

ÇOK EĞLENCELİ OLUYOR..

“Çevre pisliğine” nazire bari “temiz toplum” olalım! Kim istemez?

Yada lüks ve turistik otellerimizin kumarhanelerinde hem de Türkiye’den getirilerek aklanan milyonlarca liraya karşılık; bari “temiz toplum olalım.” Kim istemez?

Yahut patlak çatlak yollarımıza, sürekli ölümlü trafik kazalarına nazire; bari temiz toplum olalım. Kim istemez ki?

Veya arazi spekülasyonlarına, rant ekonomisine, dövizi bahane ederek çalıştırılan kazık mekanizmasına, dolandırıcılığa karşın; bari temiz olalım, kim istemez ki?

Vesselam şu yukarıda sadece bir kaçını  ayazlattığım sorunlarımıza ve Yönetsellik zafiyetinden kaynaklı  yüz karamız olması gereken yasal  açmazlarımıza karşın  Çaluda’dan başlayan “temiz toplum temizliği Özgürgün’e kadar  gelirken, merak ediyorum  ne zaman Meclis dışına da çıkacak!

Artık Belediyelerimizin bile “temizlik” yapamayacak durumlara düştükleri bu “bed ofisler, gece kulüpleri, kumarhaneler” diyarında, zaten hep “zarar ettiklerinden” tek kuruşluk vergilerini almanın bile mümkün olmadığı komprador burjuvazisine ne zaman sorulacak: “Nereden buldun?”

Ki sorulamayacağını dünya alem gibi ben de  çok iyi biliyorum!

Yani “temizlik oyunu” Meclis çatısı altında oynanıyor, doğrusu ya çok da eğlenceli oluyor!                                                                                          **********

KISACA TAKILDIĞIM: (ÇALIŞMALARA SELAM!)

Bakanlarımız rutin görev süreciyle anlayışında, “çalışmaların devam ettiğini” hatırlatarak yerlerinde oturuyorlar!

Bilmiyorum. Okullar tatile girdi Sn. Çavuşoğlu başladı mı okulların onarımına yada yeni ders yılına hazırlanmaya. Yoksa çalışmalar devam mı ediyor!

…Ha İçişleri Bakanımız geçmiş hükümetten intikal etti. Dolayısıyla çalışmalarını Tatar Hükümetine (taşımadı, zaten hepsi Bakanlığındaydı) Yüksek Mahkemeden döndüğü için delinen Emirnamelerine karşın çalışmalarına nasıl devam ediyor?

 İnsan hayal ettikçe yaşarmış!  Baktım Turizm ve Çevre Bakanı hem nostalji tazeliyor hem de hayal ediyor. Sonucunda da şunu söylüyor: “Terk çare milli hava yolumuzdur..”

Çünkü artık Uçak bileti almak için milli piyangodan büyük ikramiyenin çıkması gerekir!

Demek ki önümüzdeki günlerde Milli Hava Yolları sahipliğimiz için de yeni bir “çalışama” daha başlatılacak!  Oturmaya devam çalışmaya selam!

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı