Köşe Yazarları

KÖTÜ YÖNETİLİYORUZ, YÖNETMEYİ BİLMİYORUZ…






Aman ortalığı karıştırmayalım, aman siyaseten zarar görmeyelim derseniz böyle olur.




Tehdidin ciddiyetini anlamadılar.



Her gün saatlerce süren Bakanlar Kurulu toplantıları, her gün yeni kararlar. Onu da tatil ediyorlar, bunu da yasaklıyorlar. Kafamızı karıştırmaktan başka işe yaramaz.

Hala bakıyorum, uzmanlardan oluşan bir kriz merkezi kurmamakta inat ediyorlar…

Başbakan falanca sektörle görüşüyor, yardımcısı filanca sektörle, Sağlık Bakanı başkalarıyla.

Bunları sizin mi yapmanız gerekir, yoksa uzmanların mı? Siyasi konular mı bunlar ki devreye giriyorsunuz. Her biri birer teknik konu, bırakın uzmanları yapsın.

Doktorlar, ekonomi uzmanları, seçin bürokratlarınızdan, sivil savunma, asker, polis, ulaştırma bürokratları da içinde olsun; bilgilerini bir masada birleştirsinler, analizlerini yasınlar, ne gerekiyorsa size bildirsinler.

Anladık OHAL ilan etmediniz ama, bir kriz masası olsun kuraydınız da biz de evlerimizde güven içinde oturabilseydik.

Siz siyasiler olarak neyi ne kadar bilebilirsiniz ki?

Hem önünüzdeki seçimler her türlü adımı atmanızı engelliyor, bunu hepimiz görüyoruz.

Dehşet içindeyiz.

Güvenmiyorum diyorum ya; nasıl güveneyim…

Şaşkınlıkları yüzlerinden okunuyor. Her yeni karar bocaladıklarını gösteriyor. Ne evinde 14 gün karantinaya alınması gerekenler konusu güven veriyor, ne de başka önlemler. Turistler sokaklarda geziyor, Türkiye’den gelen aktarmalı uçaklarla kimin geldiği belli değil. Önceki gün akşam saatlerine kadar kapılarda sıcaklık kontrolü bile yapılmadı. Dışişleri Bakanı Metehan kapısına gitti de, ondan sonra başladı. Oysa ben eminim ki, sağlıkçılar bunun ta ilk günden yapılması gerektiğini savunmuşlardır. Ama yapılmadı her nedense…

Havadis’te okudunuz, sadece 3 otel karantinaya alındı. Bir tanesi feryad ediyor. “Bizi buraya tıktılar, ne arayan ne soran. Müşteriler yaşlı, ilaçları bitti, malzemeler tükeniyor, ne sağlık ekibi ne başka bir yetkili yüzümüze bakmadı” diyor. Haber gazete çıktıktan sonra lütfen bir dezenfekte ekibi gönderiyorlar, o da diyor ki “verin ilaçları ilaçlayalım”… Traji komik. Neydi yani topu topu 3 otel ve içindekilerle ilgilenmek, o kadar zor muydu?  Hastanede doktor açıklıyor, “Herkes tehdit altında”. Hastaların isimleri sosyal medyada; OHAL olmadıkça baş edilemeyecek, durdurulamayacak olaylar bunlar.

Hala fuhuş yapıldığı bilinen gece kulüpleri, bet ofisler, kumarhanelerle ve dahi camilerle ilgili bir karar yok. Turlara 10’dan fazla turist katılmasın diyorsun, bu kolay. Ama diğer taraftan yüzlerce insanın aynı anda yakın temasta bulunduğu bu yerlere niye gücün yetmiyor?

Bunları da bilahare toplanacak Bakanlar Kurulları sonrası mı açıklayacaksınız? Vaka sayısı şöyle 20’leri falan bulsun ya da Allah korusun ölüm olsun diye mi bekliyorsunuz? Mesulsunüz, hem olanlardan, hem de korkarım olacak olanlardan.

Şu küçücük memlekette hastalığın yayılmasını önleyemedik ya, ona yanarım.

Bu felaket bence bu ülkede neden bu kadar kötü şartlar altında yaşadığımızı, neden kalkınamadığımızı, neden hiçbir şeyimizin tamam olmadığını bir güzel ispatladı.

Herkes hep bir ağızdan bağırıyor, “önlemler yeteriz… gerekli tedbirler zamanında alınmadı”!

Hiç bağırmayın, kapasite bu.

Kötü yönetiliyoruz. Yönetmeyi bilmiyoruz. Kahrolası siyaset her türlü kalitesizliği ile üstümüze felaket gibi çökmüş, şimdi daha iyi anlıyoruz…

YERİN KULAĞI VAR

 TEKNİK BİR HÜKÜMET OLSAYDI: Yapamadınız. Yapamayacağınız belli. Her nedense korkunuz var. Bırakın ve çekin gidin. Yapabilecek olanlar gelsin. En azından bir süreliğine teknik bir hükümet olsun. Olay sadece sağlık değil, arkası var bunun. Ekonomik bunalım, sosyal kaos. Altından kalkamayacağınız belli. Yapamıyoruz deyin, ya da olağanüstü durum bunu gerektiriyor diye bir gerekçe bulun ve gidin kardeşim.

HER TÜRLÜ EKSİĞİMİZ ORTAYA ÇIKTI:

Ne kadar eksiğimiz varsa bir bir ortaya çıktı. Sendikalar bağırıyor, çalışanlarla ilgili bir düzenleme yapın. Rotasyon, evden çalışma bir sürü öneri. Her ne kadar bugüne kadar yapamadılarsa da, devlet kendi içinde bunu kolayca yapabilir. Ama ya çalışan nüfusun yüzde 70’ini oluşturan özel sektör? Öleceklerini bilseler işe gitmeye devam etmeye mecburlar. Okullar kapanmış, kreşler kapanmış, insanlar çaresiz. Neden? Çünkü örgütleri yok. O bağıran sendikalar da onları temsil etmiyor aslında. Demokrasinin olmadığı yerde işler nasıl düzgün yürüsün ki?

İNSAN İMRENİYOR:

Korona tüm ülkeleri ve tüm insanları eşit şekilde tehdit ediyor ama bizim gibi az gelişmişlerin zararlarını giderecek çareleri yok. Güney’e baktım, gelir kaybına uğrayacak olan çalışanlara, likiditesi düşen işletmelere takviye destek önlemler üzerinde çalışıyorlarmış. İnsan sadece imreniyor.  Sen de burada başına gelecek felaketi görüp, çaresiz bekliyorsun. Sanki başında bir devlet yokmuş gibi…

KAPATSANIZA:

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı hükümete çağrı yapıyor; alınan bu tedbirlerin ibadethanelere, her türlü toplu eğlence mekanlarına (casino, bet ofisleri ve benzeri dahil) yayılması daha fazla geciktirilmemelidir” diye. Her gün vatandaşa bir dizi nasihatte bulunan hükümetten bu konuda tık yok…

ARASTA ARASTA OLALI:

Korona korkusu tarihi Arasta’yı da vurdu. Salgın nedeniyle insanların uğramadığı Arasta Sokak’la Girne çarşısı sonunda kepenklerini indirmek zorunda kaldı. Tarihinde çok olaylara şahitlik eden çarşılarımız belki de ilk kez zorunlu olarak kepenklerini indirerek korumaya geçti. Hükümet seyrediyor.

SÖZ VERMEMİŞLERDİ:

Türkiye’de düşen petrol fiyatları nedeniyle akaryakıta yapılan indirim, acaba bizde de olur mu diye vatandaşı umutlandırmıştı ancak bu umut kısa sürdü. Maliye Bakanı Amcaoğlu on yıldır zam yapmadıklarını söyleyerek, “biz kimseye böyle bir söz vermedik” dedi ve indirim beklentisinde olanların hevesini kursağında bıraktı.

ZİRVEDEKİLER

Dr. Erol Uçaner: “Bakanlar Kurulu’nun bugün aldığı kararlar… Halkı korumak için alınan hiçbir karar görmedim ben! Gören var mı? Önlem amaçlı bir karar var mı? Yok nasihat verdiniz bize…Bir doktor olarak üzülerek izliyorum sizi. HİÇBİR ÖNLEM ALMADINIZ! Olacakların mesulü sizsiniz !”…

 DİPTEKİLER

Bakanlar Kurulu: İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, önceki günkü Bakanlar Kurulu’nun ardından, çok daha radikal önlemlere gerek duyulacağını söylüyordu. Anlaşılan kabinenin diğer üyeleri aynı fikirde değil. Dün yine kararlar açıklandı, yine dişe dokunur bir şey yok. En sonunda sorumluluğu paylaşacaklar diyordum ama, vaka sayısı 5’i bulduğuna göre, o son gelmiştir. Virüsün yayılmasını önleyemedikleri için, bir olağanüstü hal ilan edemedikleri için, bir kriz masası bile oluşturamadıkları için halkın karşısında suçludurlar. Bundan sonra onları kimse kurtaramaz.

 





Başa dön tuşu